Herşey değişiyorken neden bizde değişmeyelim.
Bu bitik günün ardından güneş yeniden doğdu sanki kalkın ve yürüyün kaderin ipleri eline almasına izin vermeyin der gibi. Onlarda güneşi dinlediler ve kalktılar yürümeye başladılar hem de bu sefer daha kararlı daha emin adımlarla. Bora herzamanki gibi önden Efsun ardından Doğu ve Beril’de yanlarında yürüyorlardı kadere inat yürüyorlardı hiç durmadan nereye gittiklerini bilmeden arada tam bir çıkış kapısına rastlar gibi oluyorlar ama nafile hepsi bir yanılma çıkıyor. Bazen içlerindeki umut ışığı sönmeye başlarken yeni bir kıvılcım alevlenmeye ve kaybolan umutlarını yerine koymaya geliyor.Böyle böyle 2 saate yakın yürüdüler her gün yaptıkları gibi ama bu sefer Sare yoktu grubun neşe ve umut kaynağı yoktu sahi nerdeydi Doğu’nun biricik kardeşi Beril’in ilk arkadaşı Efsun’un dert ortağı nerdeydi o ne istemişlerdi ondan. Hepsinin aklında deli sorular Bora bu sefer yalnız diğilde kafasında soru işaretleri olan tek kişi o değildi artık. Yorgun düşmelerine az kalmıştı ki bir yer buldular ve dinlenmeye karar verdiler. Sare’den sonra bir daha hiç ayrı ayrı oturmamış hep bir arada oturmuşlardı çünkü bir kişiyi daha kaybetmeye dayanamazlardı Beril gitse Doğuyu , Efsun gitse Borayı kimse toparlayamazdı. Orman günler geçtikçe daha da korkutucu olmaya başlıyordu hiçbir şey ilk geldikleri gibi değildi , ne ormanın o muazzam manzarası aynı kalmıştı ne grubun neşesi ikisinden de bişeyler eksilmişti . Hepsi boşvermişlikle yaktıkları ateşin başında oturmuş sessizce etrafa bakınıyorlardı. Bora hariç o Efsun’u izliyordu. Bir anda tüm sesler kesildi ne kuşlar ötüyor ne de rüzgar o acıklı melodisini mırıldanıyordu . Tedirgin olmaya başlamışlardı ki rüzgar aniden şiddetlendi ve önlerine bir kağıt parçası düştü. Doğu hemen kağıdı aldı ve açtı şöyle yazıyordu:
“Hayatta bazı şeyler eksik sanki mesela neşeniz gibi hala oturuyormusunuz neşenizi bulmaya çalışmayacakmısınız ama o sizi bekliyor siz ise zaman kaybediyorsunuz” Ne demekti bu şimdi kalacaklarmıydı yoksa gideceklermiydi Sare ile mi ilgiliydi bu not. Hepsi bir anda ayağa dikiliverdiler ,hepsi birbirinin gözünün içine bakıyorlardı kadere teslim olmayacaklardı neşelerini bulmaya gideceklerdi .
Emin ve dik bir şekilde yürümeye başladılar hep ileri bir adım bile geri atmayacaklardı bunda kararlılardı ama tek bir soru bu notu kim yazmıştı en büyük düşmanları mı yoksa saf temiz kalpli onları böyle görmeye dayanamayan biri mi ? Artık şartlar eşitti piyonların arkasındaki şah kendini yavaş yavaş açığa vuruyordu.
Kaybedecek bir şeyleri kalmamıştı ve olmayacaktı da içlerindeki o umut ışığı en korkağını bile cesaretlendirmişken bu yoldan ve sonunda ulaşacakları acı ama tatlı zaferden vazgeçmiyeceklerdi .
Etrafımızdaki her şey değişiyorken biz neden değişmeyelim ki?
Çevremize ayak uydurmazsak bizi peşinden sürükler biz bunu bilipte kaderin ardından sürüklenemezdik.
Aramızdan birini daha kaybedemeyi birbirinizin elini tutun birbirimize lazımız dedi Bora.
Hepsi el ele tutuştular ve yürümeye devam ettiler .Sanırsam gece1 olmuştu oraman geceleri ürkütücü ve ıssız oluyordu yine öyleydi ama bu sefer biraz daha farklıydı. Buna rağmen vazgeçmemişlerdi çünkü artık kader onları değil onlar kaderi yönlendireceklerdi.