Yürüyeceğiniz yolda sizi asla bırakmayacaklara tutunun.
Fakülteye girmişlerdi yeni yaşamlarının ilk günü onlara şimdiden çok şey katmıştı bile. Beril,Efsun veSare önden sınıfa bakmaya gitmişlerdi bile . Ardından Bora ve Doğu girdi sınıfa . Sare şok içinde sınıfta dolaşırken hala inanamıyordu bu fakülteye öğrenci olarak girdiğine derken hoca içeri girdi. Hararetli hararetli bişeyler anlatmaya başladı fakat nafile kimse dediklerinden bişey anlamadı. Efsun söz alarak ayağa kalktı ve denilenlerden bişey anlamadıklarını ve hocaların çok telaşlı olmasından bahsetti . Hoca sakinleşip fakültenin en nadide parçasının kaybolduğunu ve bunu aramak için bir grup öğrenciye ihtiyaç duyulduğunu anlattı ve durdu. Doğu neden kimse arama çalışmalarına katılmıyor diye bu soruyu yöneltirken hoca adeta buz kesildi ve kendini toplayıp doğruldu ve yalanlayarak böyle bişey olmadığını söyledi . Doğu düşünceli ve meraklı gözlerle hocaya bakarken hoca devam etti . Eliyle önce arka dörtlüğü hemen ardından yanındaki meraklı Doğu’yu işaret etti ve aramaya siz gideceksiniz fakülte olarak sizi seçtik dedi . Hepsi biz ne alaka der gibi hocaya bakmaya başladılar . Bora neden biz diye sormaya başlayınca hoca sözünü kesti ve eşyalarını almalarını aşağıda bir araç ve üstünde anahtarla onları beklediğini araca binmeden müdürün yanına gitmelerini söyleyip dersi oracıkta bitirdi .Hep birlikte eşyaları toparlayıp müdürün odasının olduğu kata hızla çıktılar.Müdür onları yarı gülümser yarı endişeli ve azap dolu bir halde karşıladı . Uzatmadan söze girdi ve Bora’nın eline bir harita tuttuşturdu . Ve ardından çocuklar bu görev fakültemiz için çok önemli ben sizin gibi genç ve terbiyeli öğrencilere güvenebileceğim için sizi seçtim . dedi. Efsun hepsi adına teşekkür ve minnetlerini sunarken Bora haritayı inceliyordu ama dur bir dakika bu harita ormanı işaret ediyordu ama nasıl olurdu da fakültenin en kıymetli eseri ormanın en ücra ve terk edilmiş köşelerinde olurdu hala aklı ermiyordu .Beril çoktan arabaya yerleşmiş gelmelerini bekliyordu ki geldiler. Arabaya bindiler binmesine ama Beril hariç hepsi tedirgin içlerinde dolaşan rahatsız edici bir melodi var mırıldanıyor içten içe araba hareket edince daha çok melodi olmaktan çıkıp hayalleri yarım kalmış birinin çığlıklarına dönüşüyor derken bir benzin istasyonunda durdular . Efsun ,Sare ,Beril birlikte wc gittiler . Sonrasında marketten birkaç bişeyler alıp arabaya yöneldiler arabaya binip atıştırmalıkları açtılar ve yemeye başladılar tam yola çıkacaklardı ki hava karardı gece gece yollar tehlikeli olur diye direksiyonu bir sahil kasabasına çevirdi çok garip ki bu kasaba ormana çok yakın sanki kader onlara bir oyun oynuyor ve onları bir piyon gibi oynatıyor. Ama unutulmamalıdır ki oyunda şah atılana kadar oyun devam eder bu hikayede piyonlar bu kader kurbanı geçlerse nerde o şah ne zaman çıkacak kendini gösterecek hep piyonların arkasına saklanıp koruma altındayken mi karşı tarafı yenilgiye uğratacak .Kasaba adeta parıldıyordu görenlerin gözleri bayram ederdi çünkü kasabanın büyüleyici bir atmosferi vardı .
Kızlar sahilde dolaşırken denizin berraklığından ve ardından gelen yaz akşamlarının pamuk gibi teninizi okşayan rüzgar onları cezbetmiş gibi görünüyordu. Sonra az ötede yakılmış bir ateş ve etrafında tatlı ve neşeli kasaba halkının gençleri oturuyordu . Sare onlara katılmak için çok ısrar etti diğerleri de dayanamayıp yanlarına gittiler ortam mütiş ötesiydi sohbetlerden bahsetmiyorum bile o kadar sarıyordu ki sohbetleri cıvıl cıvıl renkli insanlardı hepsi .İşte o an anladılar yürüyeceğimiz yolda bizibırakmayanlara tutununca hayat yaşamaya değer oluyor.