İçeriğe geç

Asla Bırakmam // Fanfiction

Bölüm 4 · 4 dk okuma

Asla Bırakmam // Fanfiction

Bölüm 4

3🗡Siz Tam Olarak Kimsiniz?

🗡

"Mina, girebilir miyim?! Müsait misin?!"

Minmin'i uyutmaya çalışırken kapının arkasından Hyunjin'in bağırması ne kadar da harika oldu!

Minmin, kapatmak istemediği iri gözlerini capcanlı bir şekilde yeniden açıp beşiğinin içinde gözlerimin içine gülen gözleriyle bakmaya başladı. Kıkırdadı.

Dayanamayıp güldüm ve seslendim.

"Gel Hyunjin, gel!"

Kapı açıldı ve Hyunjin içeri girdi. Gözlerini beğeniyle üzerimde gezdirdi.

"Harika görünüyorsun. Her zamanki gibi."

Üzerimde siyah, her yeri dantel işlemeli olan oldukça sadece bir elbise vardı.

Eteğinin boyu diz kapaklarımın altındaydı.

Aileye, değerlere önem veren bir ailede büyüdüğüm ve burada da aynı değerler çerçevesinde yetiştiğim için giyimime de her zaman dikkat ederdim. Usturuplu olmak önceliğimdi.

"Teşekkür ederim. Misafiriniz geldi mi?"

"Evet, geldi. Yemeğe başlayacağız. Seni bekliyoruz aşağıda."

Minmin'e bakıp gülümsedikten sonra yüzümü bozmayarak Hyunjin'e cevap verdim.

"Siz başlayın Hyunjin. Minmin'i uyutup geleceğim."

"Tamam o zaman. Ben iniyorum."

Çıkmadan önce beşiğinde sırt üstü uzanan Minmin'e eğildi. Şirin bir şekilde onu azarladı.

"Uyu bakalım ufaklık! Uyumazsan dayın sana çok kızar ona göre."

Sesli bir şekilde güldüm. Hyunjin bana baktı.

"Sen kızsan ne olur ya? Minmin gibi sen de tam bir bebeksin."

Dudaklarını büzdü. Ellerini arkada birleştirdi.

"Bu iyi bir şey miydi yoksa kötü mü?"

Nasıl kötü bir şey söylemiş olabilirim ki?

"İyi bir şeydi tabii ki de. Sen de... Minmin kadar tatlısın demek istemiştim."

Ne demiştim ben öyle?

Hızla dudaklarımı birbirine bastırdım. İrileştirmiş olduğum gözlerimi normal hâline döndürdüm. Ardından Hyunjin:

"Öyle mi?" deyip üzerime eğildiği vakit işaret parmağımı onun alnına bastırıp ittirdim.

Sesli bir şekilde gülerek geri çekildi.

"Şımarma hemen."

"Tamam tamam. Aşağıda yerini ayırdım. Tam yanıbaşıma oturacaksın. Görüşürüz."

Arkada birleştirdiği ellerini çözdü. Elini sallayarak kapıya koştu. Çıkmadan önce dudaklarıyla öpücük atıp kapıyı kapattı. Fırlayıp gitti.

Güldüm. Elimde değildi. Ellerimi beşiğe dayayıp beni seyreden Minmin'e baktım.

"Sana dayının tam bir deli olduğunu söylemiştim değil mi? Değiştiriyorum Minmin. O hayatımda gördüğüm en şirin, en tatlı deli."

Eğildim ve Minmin'i kucağıma aldım. Sol kolumun üzerine onu yatırarak odada gezelemeye başladım. Aynı zamanda sallıyordum.

5 dakikalık gezintinin ardından kollarımın arasında uyuyakalan miniğimin cennet kokusunu eğilip içime çektim. Güzel kokusunu soluduğum boynuna minik bir öpücük kondurup beşiğine dikkatli bir şekilde yatırdım.

Telsizlerden birini beşiğinin içinde bırakıp birini elime aldım ve odadan çıktım. Kapıyı yavaşça kapatarak merdivenlerden aşağı inmeye başladım.

Her aşağı adım atışımda çatal bıçak sesleri yükseliyordu.

Sonunda tamamen indim. Yemek masası çaprazımda kalıyordu. Dolayısıyla ben inmeye başlayınca herkesin gözü beni buldu. Ha Rin abla gülümseyerek beni tanıttı.

"Ah, Mina'mız da geldi."

İşte tam o an, gözlerim bahçeye açılan sürgülü cam kapının önünde, yemek masasının hemen yanında ayakta nöbet tutan Bangchan'a takıldı.

Takılmaması imkânsızdı çünkü o da bana bakıyordu.

Hem de... Eğer yanlış görmüyorsam büyük bir beğeniyle bakıyordu.

Ben de doğrudan onun gözlerine bakınca utandı. Anında gözlerini yere indirdi.

Üzerinde yine her zamanki şık, siyah takım elbisesi vardı. Gömleği dahi siyahtı. Kulağında, neredeyse hiçbir zaman çıkarmadığı kulaklığı, belinde de tabancası takılıydı.

Kalbim onun bir bakışıyla yine hızla depar atmaya başlamışken sakarlık yapmamak adına daha dikkatli davrandım.

Gelen misafirleri genç ve yine yakışıklı bir erkekti. Onlar gibi asker olduğunu duymuştum.

Başımı saygıyla eğip ilerlemeye devam ettim. Hyunjin yanındaki sandalyeyi eliyle patpatlıyordu.

Hyunjin'in oturmamı istediği yer tam olarak Bangchan'ın yanı oluyordu. Ben oturduğumda onun direkt önünde oluyordum.

Bir şey diyemedim ve yapamadım. Hemen geçip Hyunjin'in yanına oturdum.

Elimdeki telsizi masanın ucuna koyduğum vakit başımı hafif sola çevirip havaya kaldırdım ve yanıbaşımda ayakta dikilen Bangchan ile gözlerimizi bir kere daha buluşturdum.

İkimiz de aynı anda, âdeta çarpılmışçasına gözlerimizi birbirimizden ayırdık. Bangchan, masa başındakilere dikkatini verirken ben de önüme döndüm.

İç gıdıklayıcı hislerim bütün uzuvlarıma yayılmış etkisini sürdürürken derin bir nefes alıp verdim.

"Geciktim, kusuruma bakmayın."

Misafirin bakışları hâlâ üzerimdeydi. Çok da umursamadan ve ona bakmadan önümdeki yemeğimle ilgilendim. Yine de yan gözle tabii ki onu görüyor ve üzerimdeki bakışları hissedebiliyordum.

Sofrada bulunan herkes sohbete kaptırmıştı kendisini. Lâkin ben bu konularla pek alâkadar olmadığım için araya girmiyordum. Sessizce dinlemeyi tercih ediyordum.

Üzerimdeki bakışlar giderek rahatsızlık vermeye başlamıştı. Hemen yanımda oturan Hyunjin sanırım bunu fark etti. Ciddileşti. Onun dikkatini dağıtmaya çalıştı.

"Jun hyung, yeni rütben de hayırlı olsun."

"Ah, teşekkür ederim Hyunjin. Çok güzel oldu bu gece. Çok keyifli geçti sayenizde. Siz... Mina Hanım..." deyince başımı kaldırıp ona baktım.

"Siz tam olarak kimsiniz?"

İyice rahatsızlık duyarak kimsenin araya girmesine müsaade etmeden gülümsedim.

İçimden geçen şeyi yapmak istiyordum ve evet, sanırım bunu yapacaktım!

İçimdeki deli cesaretiyle aniden, yanımda ayakta dikilen Bangchan'ın eline uzandım. Sağ elini sol elimle iyice kavradım.

Bangchan, hiç böyle bir şey beklemediği için büyük bir şaşkınlık yaşadı. Dondu kaldı. Elini tutmama müsaade etti.

Açıkçası, aniden elini elimden çeker ve, "Sen ne yaptığını zannediyorsun?" diyerek hesap sorarsa diye çok korkmuştum ama neyse ki korktuğum olmamıştı.

İrileştirdiği şaşkın gözleriyle öylece donakalmıştı. O şaşkın gözler, ağır ağır gözlerime tırmanmaya başlayınca kalbimin atış hızı da aynı orantıda giderek artmaya başladı.

Bangchan, şaşkın ama bir o kadar ciddi bakışlarını sonunda gözlerimle buluşturdu.

Gözlerinin içine bakıp daha samimi bir şekilde gülümsedim. Ardından 2 kelime süzüldü dudaklarımın arasından.

"Bangchan'ın sözlüsüyüm."

...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.