Dün akşam odamın kapısını kapatıp döktüğüm o gözyaşları, sabaha karşı yerini tanıdık bir hırsa bırakmıştı. Kimseye, en başta da kendi aileme turnuvada elenip geleceğimi kanıtlama lüksünü vermeyecektim.
Sabah evden çıktığımda kafamdaki kara bulutlar Melis ve Pelin’i görmemle birlikte tamamen dağıldı. Melis neşeyle koluma girerken, Pelin heyecanla elindeki voleybol posterlerini sallıyordu.
"Kızlar günaydın!" dedi Melis gözleri parlayarak. "Büyük Antalya turnuvasına çok az kaldı, içim kıpır kıpır! Asya, kaptan olarak hazır mıyız?"
Gülümseyerek . "Her zamankinden daha hazırız. O kupayı almadan dönmek yok."
"Bende maçımız olduğunu belirten posterleri ve nereden canlı izleyebileceklerini filan yazdım. Onları okul çıkışı bir yerlere asalım mı Asya?" Dedi Pelin elindeki posterleri göstererek.
Melis'e sormuyordu çünkü Melisin dedesi yaşlı olduğu için hastalanmıştı ve Melis turnuvadayken dedesinin hayatını kaybetme ihtimali olduğu için Melis okul çıkışı dedesine gidiyor akşam yemeği saatine kadar orada kalıp dedesiyle vakit geçiriyordu.
Üzgündü,ama bizde onun bu durumuna üzülmeyelim diye bize yansıtmıyordu. Bende morali bozulmasın diye bu konuyu açmıyorum çünkü Melis üzüldüğü konuları pek konuşmayı sevmeyen biri.
"Tamam asarız" dedim Pelin'e
"Asya, dün gece rüyamda gördüm, senin o sol çizgiden attığın smaçlarla kızları resmen sahadan sildik!" Dedi Pelin.
"Rüyaların her zaman çıkar Pelin," dedim gülerek. "Ama sadece benim smaçlarımla değil,takimca o sahayı onlara dar edeceğiz" dedim.
Turnuva hakkında konuşurken ne ara okula geldiğimizi anlamamıştım.
Pelin bizden küçük olduğu için o kendi sınıfına doğru ilerledi,bizle Melisle kendi sınıfımızın girdik.
Sınıfa girip çantamı sıraya bıraktığımda, Baran çoktan yerini almış, yüzünde o her zamanki ukala tebessümüyle bana bakıyordu.
Yerime oturduğumda bana doğru eğildi. "Günaydın Kaptan," dedi, sesindeki merakı gizlemeye çalışarak. "Duyduğuma göre sizin takıma yeni bir kız gelmiş. Doğru mu?"
Şaşkınlıkla kaşlarımı kaldırdım. "Ne? Kimden duydun oğlum sen bunu? Benim bile haberim yok."
Baran omuz silkti. "Kuşlar söyledi diyelim. Ama okulda dedikodusu dönmeye başladı bile."
"Bende duydum Asya" dedi arkamızda oturan Karmen. Karmen çok sessiz ve dersine odaklı bir kızdır. Onun sesini sadece soru çözerken duyarım normaldem
Arkamı döndüm ve "Kimmiş bu?" Dedim Karmene.
"Okulda sarışın bir kız gördüm,daha önce o kızı hiç burada görmemiştim o olabilir ama isim olarak filan bilmiyorum" dedi Karmen.
Teşekkür edip önüme döndüm.
"Baran sen oturup dedikodumu yapıyorsun" dedim gülerek.
"Hayır canım sadece sen ve senin içinde bulunduğun şeyleri dedikodusunu yapıyorum" dedi ve kafasını sıraya koyarak tamamen dersten uzaklaştı.
İlk iki dersin nasıl geçtiğini anlamadım. Zil çalar çalmaz voleybol takımı olarak üstümüzü değiştirip sahaya geçtik. Hakikaten de hocamız yalnız değildi; yanında daha önce okulda hiç görmediğim, acayip soğuk bakan bir kız duruyordu.
Hoca düdüğünü çalıp bizi etrafına topladı. "Kızlar, toplanın," dedi yanındaki kızı işaret ederek. "Bu arkadaşınız Naz. Grup maçlarındaki ilk rakibimiz olan Safir Lisesi'nden bizim okula nakil oldu. Bu turnuvada bizimle birlikte ter dökecek."
Rakibimizin bir oyuncusu turnuvaya sadece beş gün kala bize nakil olmuş. Alla alla olaya bak ya. Neyin peşinde bu okul bilmiyorum amaçları onların maçında olan taktiklerimizi öğrenmekse istediklerini vermeyeceğim.
Naz, hocanın bu coşkulu tanıtımına rağmen takıma buz gibi bir baş selamı verdi. Rakip takımdan olması yetmiyormuş gibi birde soğuk.
Hemen ardından hoca bizi denemek için maç yaptırdı. Herkesin nasıl oynadığını izlemek için sürekli dönüşümlü girdik çıktık.
Naz da bizimle sahaya çıktı ama resmen dökülüyordu! Kız smaç basmak için doğru düzgün sıçrayamıyor, gelen toplara teknik vuruş yapmak yerine yumrukla vuruyordu. Sahada tam bir fiyaskoydu.
Anlamıyorum hoca niye bunu takıma almış? Ne gibi hünerler görmüş acaba. Bizim görmediğimiz gizli yeteneği mi var?
Onun bu kötü performansına inat, ben hayatımın en iyi antrenmanını geçiriyordum.
Güçlü bir smaç vurduktan sonra takımdakiler "Bravo kaptan" demeye başladı.
Pas çok güzeldi. Benim smaçımda çok güzeldi ama pas sayesinde çok iyi bir şekilde smaç vurmuştum.
"Ece çok iyi pastı" dedim.
Tebrik etmek istemiştim. Ece konusunda salaklaşıyorum. Galiba kıyamıyorum
"Teşekkürler. Sende çok iyi vurdun" dedi
Sevim Hocada dahil olmak üzere tüm takım bize bakıyordu. Herkes küs olduğumuzu ve nedenini biliyordu.
Sevim Hoca normalde takım içinde küslüğün oyunu bozduğunu düşünüyordu ve kimsenin küs olmasını istemiyordu ama Eceyle benim küslüğüm sahaya yansımadığı için çok sıkıntı etmemişti.
Antrenman bittiğinde Naz, bizimle soyunma odasına bile gelmedi. Biz kızlarla üstümüzü değiştirirken odadaki tek gündem maddesi oydu. Pelin, "Kızlar şaka mıydı o vuruşlar? Safir Lisesi bu kızla nasıl turnuvaya hazırlanmış?" diye dalga geçiyordu.
"Hoca hangi akılla aldıysa bunu takıma" dedi Cansu.
Teneffüste içimdeki rahatsızlığa engel olamayarak hocanın odasına gittim. "Hocam," dedim çekinerek. "Yeni gelen kız... Naz. Gerçekten çok soğuk ve açıkçası turnuvaya gidemeyecek kadar kötü oynuyor. Neden kadroda?"
Hocamız kaşlarını hafifçe çattı, sesini sertleştirdi. "Asya, sen sadece kendi oyununa ve kaptanlığına odaklan. Kimin iyi olup olmadığına ben karar veririm," diyerek beni hafifçe azarladı.
"Evet hocam tabii ki de siz karar verirsiniz ama kızlarda aynı şeyi düşünüyor." Dedim hocayı ikna etme çabasıyla
"Asya git hadi kızım daha fazla dinlemeyeceğim seni" dedi ve arkasını döndü.
Oflayarak odadan çıktım. Koridorda yürürken aniden önüme bir gölge çıktı. Naz tam karşımda duruyordu. O soğuk gözlerini gözlerime dikti ve sesindeki o sinsi tonla fısıldadı: "Boşuna hocaya şikayet etme Kaptan. Çok yakında o sahada senin yerini alacağım."
Duyduğum şeyle kahkahamı tutamadım. Adımımı ona doğru atıp aramızdaki mesafeyi kapattım. Gözlerimi bir an bile kırpmadan,
buz gibi ses tonuyla konuştum:
"Benim yerimi almak mı? Sen daha topa nerenle vuracağını bilmiyorsun Naz. Sahada acınası bir haldeydin. Eğer buraya benimle uğraşmaya geldiysen yanlış kapıdasın. Git önce voleybol oynamayı öğren, sonra karşıma çıkıp kaptanlık taslarsın. Bu takımıda kaptan olacak son kişi sensin"
Sözlerim koridorda yankılanırken, arkamızdaki sınıftan çıkan futbol grubu, bu konuşmalarımızı duymuş ve durmuş bizi dinliyorlardı.
"Görücez Asya kaptan" dedi ve arkasını dönüp gitti.
Futbol takımı bana doğru yürürken Baran ıslık çaldı."Vay be Kaptan"dedi hafifçe gülümsüyerek. "Neydi şimdi bu? Ne derdi varmış seninle?"
"Bilmiyorum," dedim derin bir nefes alarak tüm gruba bakarak. "Gelmiş 'senin yerini alacağım' diyor. Sahada topa yumrukla vuran, daha manşet almayı bile beceremeyen kız bana meydan okuyor, şaka gibi."
Kerem endişeli bir adımla öne çıktı, ses tonu her zamanki gibi korumacı ve sakindi. "Boş ver Asya, canını sıkmaya değmez."
"O benim canımı sıkamaz zaten" dedim göz kırparak
"Ne kadar anlaşamasakta Sen bu okulun asıl kaptanısın, kimse senin yerini alamaz" dedi futbol takımının kalecisi Kaya.
"Teşekkür ederim beyler görüşürüz" dedim ve ders için sınıfa gittim.
Bu ders tek oturuyordum çünkü Baranların antrenmanı var.
Okul çıkış zili çaldığında Pelin yanıma geldi "Hazır mısın kaptan" dedi heyecanlı bir şekilde
"Hazırım aşkım hadi gidelim" dedim kolumu omzuna atarak.
Yürüdüğümüz yerlerdeki duvarlara,direklere voleybol posterimizi asıyorduk. Posterleri asarkende yeni gelen kızla aramızda olanları anlatıyordum.
Ankaranın,ankalar mahallesinin yani bizim yaşadığımız yerin en popüler dükkanının önüne geldik ve orada çalışan birine "Beş gün sonra maçımız var kafenizde buranın en popüler kafesi rica etsek cama bu posteri asabilir miyiz?" Dedim gülümseyerek
"Tabii ki" dedi otuz yaşlarında adam. Önlüğü takılıydı ve önlüğünde kafenin simgesi vardı.
Astıktan sonra teşekkür edip gidecekken bir teyze arkamızdan "Kalbimiz sizle kızlar,bizi en iyi şekilde temsil edeceğinizi biliyoruz" dedi.
Teyzeye dönüp gülümsedikten sonra Pelinle yollarımızı ayrılıp evlerimize dağıldık.
Eve geldiğimde salondakilere hiç bulaşmadan, annemin o dünkü kırıcı sözlerini aklıma bile getirmemeye çalışarak doğruca odama çıktım. Çantamı bir kenara fırlatıp masamın üzerine o çok sevdiğim küçük taktik tahtamı yerleştirdim.
Naz koridorda ne derse desin, hangi tehdidi savurursa savursun; benim sorumluluk duymam gereken muhteşem bir takımım vardı. Kalemi elime aldım ve derin bir nefes aldım. Yarın kızlara okulda anlatmak ve sahada kusursuzca uygulamak için Doruk Lisesi maçının taktiklerini tek tek tahtaya çizmeye başladım.
Ve gruptan yarın akşamki partiyi konuşmaya başladık. Turnuvaya gitmeden önce kızlar olarak kendi takımımızla bir parti düzenleyeceğiz ve Naz buna gelmeyi reddetti


