Baran’ın yanından ayrılıp oteldeki odama doğru yürürken ayaklarım yere basmıyor gibiydi. Yıllardır kalbimi kemiren o büyük taş nihayet kalkmıştı, Baran gerçeği biliyordu. Ama odanın kapısının önüne geldiğimde derin bir nefes alıp yüzümdeki o gülümsemeyi silmek zorunda kaldım. İçeride beni bekleyen acı gerçekler vardı. Pelin belki şuanda odadaydı.
Kapıyı açıp içeri adım attığımda gözlerime inanamadım. Pelin’in o her yere saçtığı lüks kıyafetleri, valizi, her şeyi gitmişti. Onun yerine yatağın üzerinde neşeyle oturan Ece duruyordu! Melis de kendi yatağında bağdaş kurmuş, Ece ile dedikodu yapıyordu.
"Asya! Sonunda geldin!" diye çığlık attı Melis yataktan fırlayarak. "İnanılmaz bir şey oldu! Pelin bizimle aynı odada kalmaya katlanamadığını söyleyip hocaya yalvarmış, odasını değiştirmiş. Artık Ece bizimle kalıyor!"
Ece hafifçe gülümsedi. "Sonunda o yılanın gölgesinden kurtuldunuz kızlar, artık bu oda tamamen bizim."
"Çok sevindim Ece, hoş geldin..." dedim ama sesimdeki o durgunluk ve yorgunluk kızların gözünden kaçmadı. Melis hemen yanıma gelip omuzlarımdan tuttu.
"Asya... Senin yüzün bembeyaz. Ne oldu?"
Yatağın kenarına çöktüm, ellerimi dizlerime koydum. Kızların gözlerinin içine bakarak o dev bombayı patlattım:
"Biz Kıvanç’la ayrıldık, kızlar. Tamamen bitti."
"Ne?!" Melis şok içinde elini ağzına götürdü. Ece’nin de gözleri faltaşı gibi açılmıştı.
"Nasıl yani? Bu çocuk senin maçına geldi. Direndi sana karşı" dedi Melis.
"Direnmedi Melis... Yani direndi ama ben bitirdim," dedim ve ardından dün geceden beri sakladığım, az önce sahilde Baran’la konuştuğumuz her şeyi, o şans bilekliğini, kalbimin hâlâ Baran için çarptığını ve Kıvanç’ın yüzüne karşı "Ben hâlâ Baran'ı seviyorum" dediğimi tek solukta anlattım.
Oda bir anlığına buz kesti. Melis ve Ece duyduklarını sindirmeye çalışıyorlardı. Sonunda Melis derin bir iç çekti. "Dürüst olman en doğrusuydu Asya... Kalbinde Baran varken Kıvanç’la devam etseydin ikinize de yazık olacaktı. Ama Kıvanç çok yıkılmıştır..."
"Farkındayım, canım çok yanıyor ama yalan söyleyemezdim," dedim gözlerimi silerek. "Ve tek şey bu değil... Pelin ve Naz’ın geçmişte bana attığı o iğrenç iftirayı, o sahte mesajları Baran’a anlattım. Her şeyi öğrendi."
Ece aniden ayağa kalktı, gözlerinde büyük bir öfke parıldıyordu. "Pelin’in benimleyken arkandan nasıl güldüğünü çok iyi biliyorum Asya. Naz’la sürekli gizli gizli fısıldaşıyorlardı. Ee? Yanlarına kar mı kalacak yani? Bu Pelin ve Naz’ın yaptığı şeylerin bir bedeli olmayacak mı?"
"Olacak," dedim, gözlerimdeki o hüzün anında yerini buz gibi bir intikam ateşine bırakırken. Ayağa kalktım, Melis ve Ece’yi ortamızda topladım. "Hem de öyle bir bedel ödeyecekler ki, turnuva onlara cehennem olacak. Aklımda mükemmel bir plan var kızlar."
Bu bölüm kısa olduu. Sizce Asya'nın aklında nasıl bir plan var?

