İçeriğe geç

Aşkın Sırası

Bölüm 7 · 10 dk okuma

Aşkın Sırası

Bölüm 7

6.Bölüm: Bilinmeyene Doğru

Bilekliğimi hâlâ bulamayışıma söylene söylene normal ders saatimde çıkıyorum evden uzun bir süre sonra.

Evet, kütüphane işi bitti. Artık normal ders saatimde çıkabilirim evden.

Ama artık otobüse bineceğimiz için her an son otobüsü kaçırıp geç kalma ihtimalimiz var Çiçek.

Artık otobüsü kullanacaktım. Asır kütüphane işleri bitene kadar beni evden alıp eve bırakmıştı ama kütüphane işleri bitmişti değil mi?

Aklıma o söyledikleri geldi sonra.

" Geçen bir tane kaskın olduğunu söylemiştin?"

" İkincisini yeni aldım."

" İlkini beğenmedin , kullanmayacaksın bunu kullanacaksın herhalde?"

" Hayır, o senin için."

" Benim için mi?"

" Cezayı benim yüzümden aldığımız için seni artık ceza bitene kadar hergün ben alıp ben bırakıcam. Hızlı sürdüğüm için de olası bir kaza da tehlikeden kaçınmak için sana bu kaskı aldım."

Silkelenip kendime geldim.

" Geç kalıcam ya ne yapıyorum ben?"

Hızlıca küpelerimi kulağıma taktım ve boş duran bir bilek sevmediğim için bir başka bilekliğimi elime takıp çantamı da koluma atıp çıktım evden.

Otobüs durakları mahallenin en aşağısında olduğu için orayı kadar yürümek zorundaydım.

Oflaya oflaya yürümeye başladım.

Beyaz ve sade bir tişört ile kombinlediğim kırmızı fırfırlı eteğim, beyaz spor ayakkabılarım ve üzerime geçirdiğim kot ceketim ile birlikte koluma aldığım siyah çanta ile kendimi hem fazla çirkin hem fazla güzel hissettim bugün.

Zaten hobim oldu ya kendimle çelişmek.

Durakların en aşağısına inip karşıya geçtiğimde durakta helini gördüm.

Yanına gidip konuşmam lazımdı onunla ama bir kere olsun hatam yokken gidip özür dilemek istemedim ve kendi köşeme çekilip otobüsü beklemeye başladım.

Telefonumu kurcalamaya başladım otobüsü beklerken.

Duraktaki tüm kızlar birden hayran hayran bir yere bakmaya başladılar.

Son sürat motoru ile gelen Asır motorun sesini duymadan önce gözüme gözüme ilişti.

Durakta Helin varken benim yanıma geliyor olma diye dua etmeye başladım içimden.

Sonra geldi tam önümde motorunu durduru ve motordan inip kaskını çıkardı. Yine dağılan saçlarını önünde toplamak için kafasını hafifçe yana atması ile tüm kızlar onu ilgiyle ve derin bir iç çekişle izlerken o yürüdü geldi ve tam önümde durdu.

" Evin önünde pusuya yattım resmen ama seni bulamadım. Aşağı doğru ineyim belki görürüm umuduyla buralara kadar indim. İyi ki de inmişim. Burdaymışsın."

Ben tam ağzımı açıp cevap verecekken bize doğru bir kız yaklaştı ve Asırın önüne gelip ona seslendi.

" Pardon bakar mısın?"

" Buyrun" dedi Asır kıza dönüp.

Kız güzeldi. Hatta baya güzeldi. Reklam bebeklerine benziyordu.

Asır da reklam adamlarına benziyor zaten sana göre

Başladı yine lanet olasıca iç sesim.

" Ben Ayliz."

Elini uzattı kız Asır da kibar olmak adına yavaşça kızın elini sıktı elinin ucu ile ve elini geri çekti.

" Memnun oldum."

" Ee? " Dedi kız.

Asır anlamayarak kıza baktı.

Kız sordu tekrar gözlerini devirerek.

" Adını söylemeyecek misin?"

Asır da kızın bu sorusuna sanki söylemem şart der gibi bir bakış attı ama yine de cevap verdi.

" Asır bende."

Ben niye bu diyalogu acaba nereye varacak diye binbir heyecanla izliyorsam?

Ama vereceği cevabı da deli gibi merak ediyorsun demi? Hadi itiraf et.

Ne yalan söyleyeyim ediyorum cidden.

" Numaranı verir misin? Belki bir gün oturup bir şeyler içeriz."

Asır bana özür diler gibi bakıp konuştu.

" Yoo ,yoo amacınızın bu olduğunu bilseydim hiç konuşmazdım sizle. Ben şimdi bir ton trip yiyeceğim kız arkadaşımdan." dedi eli ile beni takdim eder gibi göstererek.

Şok olmuş gözlerle ona baktım gözlerimi ayırıp ama çaktırma der gibi bakınca dayanamadım.

Ters gibi Helin de duymuştu bu cümleyi.

" Ben seninle sonra görüşücem Asır Efendi merak etme."

Hoşuna gitti tabi rol, hemen ayak uydur.

" Özür dilerim hayatım. Gidelim öyleyse biz."

Ben de elimle düş önüme işareti yaptım kız ise bir bana bir asıra şok olmuş gözlerle baktı ve sonra da ağzının içinden bir şeyler mırıldanıp yanımızdan uzaklaştı.

Hemen motora tekrar dönüp benim için aldığı kaskı getirdi.

Kaskı takmama yardım etti ve sonra da motora binmeme yardım etti. Bir süre kısa bir bakışmadan sonra kendi de binince sırtına tutunmamı bekledi ve sırtına tutununca hemen harekete geçti motor.

Okula gelip de motordan indiğimizde herkesin gözleri bizim üzerimizdeymiş gibi hissetsem de kendimi rahatlatmaya ve kimsenin bize bakmadığına inandırmaya çalıştım.

Doğruydu da, kimse bakmıyordu bize.

Asır açana kadar kız arkadaşı mevzusunu açmak istemiyordum çünkü bu beni utandırıyordu.

" Benimle görüşücektiniz Çiçek Hanım? Öyle demiştiniz Ayliz'in yanında. "

Kızın adını hatırlıyor bundan olmaz benden demesi.

İç sesimle kavga edemezdim şuan.

" Ben senin nerden kız arkadaşın oluyorum Asır?"

" Arkadaşım mısın? Arkadaşımsın. Kız mısın? Kızsın. Ne diyecektim erkek arkadaşım mı?"

Ama bu çok haklı.

" B-bu çok mantıklı. Kızamadım şimdi sana."

Ağzını ceketine doğru saklayıp bu dediğime hafifçe gülünce aklıma gelen şey ile ben de sırıttım.

" Sana kızamadığım için şimdi daha çok kızdım sana. Baya sinirliyim şuan."

Şok olmuş gözlerle bana baktı ve konuştu.

" Nasıl bir ruh hastasısın aklım ermiyor çoğu zaman çiçek."

Koluna bir tane patlattım.

" Sensin ruh hastası be."

Kolunu hafifçe ovdu yüzünü buruşturup sonra da konuştu.

" Elin amma ağır. Alıştın iyice canın isteyince bana vurmaya."

Gülmese ciddiye alabilirdim ama güldüğü için ciddiye almıyorum.

" Aman be bir daha sana 10 metreden fazla yaklaşan ne olsun. Aha da buraya yazıyorum."

" Nereye yazıyorsun tam olarak?" dedi dalga geçer gibi.

" Tamam şimdi yazamıyorum ama bir gün yazarım."

Yanımıza doğru gelen bir kız ile durdu Asır.

" Asır ben memleketime dönmek zorunda kaldım annemin rahatsızlığı yüzünden , kimse de paylaşmıyor rica etsem notlarını benimle paylaşır mısın?"

Asır hemen çantasını açtı ve bir dolu kağıt not çıkardı.

" Çok geçmiş olsun, tabi ki paylaşırım. Sen fotokopisini çektir ben sonra senden alırım."

Kıza notları uzatırken ben de kağıtların üstünü inceleme fırsatı buldum.

Baya şekiller vardı. İnsanın midesi felan filan baya kağıtlara çiziliydi.

Asır'ın yazısının çok güzel olduğunu düşündüm bir an.

Ama bu yazı bana çok tanıdık geliyor daha önce nerde görmüş olabilirim ki?

Büyük ihtimalle kafamdan uyduruyorum yine ben.

Kız kağıtları alıp yanımızdan ayrılınca Asır konuştu.

" Ben gidiyorum görüşürüz çıkışta."

" Çıkışta mı? Neden ki?"

Soran gözlerime karşılık hızlıca bir cevap verdi gözlerimin içine bakarak.

" Seni eve bırakmak için tabi ki de çiçek. Kimse sana söylemedi mi ayrıca?"

Kafamı sallayıp sordum.

" Neyi?"

Yine aynı serilikle cevap verdi.

" Çok soru sorduğunda çekilmez bir kız olduğunu."

Ona ağız hareketi yaptım. O da gülmeye başladı tekrar

Gülmesini durdurunca konuştu.

" Bugün için çok özür dilerim."

Uzun bir süre neden özür dilediğini düşündüm. Sonra kız arkadaşım mevzusu için dilediğini anladım.

" Önemli değil ama güzel bir kızdı neden böyle bir yalan söyledin ki? Bir kahve içsen ne olurdu sanki? İstemezsen senden hoşlanmadım derdin bir daha da görüşmezdin."

Kafasını hayır anlamında salladı ve konuştu.

" Yok hayır bu ona ümit vermek olurdu. İnsanların birbirine hiçbir şey olmayacağını bile bile umut aşılamasından nefret ediyorum. O kızın da duyguları var. "

Günümüzde hiçbir erkek böyle düşünmediği için düşüncesine şok oldum. Günümüz erkek zihniyetinden çok farklı bir zihniyete sahipti Asır.

El salladı ve gitti. Ben de kantine doğru gitmeye başladım. Sonuçta bir kahve içecek kadar vaktim vardı daha.

~ASIR~

Sevmem durup durmadan umut aşılayanları. Belki de sebebi o tozlu raflarıma sakladığım anılardandır.

Kaldığım yurtla ilgili hatırladığım 3-4 şeyden biri de çarşamba günleriydi.

Çarşamba günleri koruyucu aile olmak isteyen adaylar gelir kurbanlık koyun seçer gibi çocuk seçer sonra da alıp giderlerdi.

Seçilen çocuğun dışındaki diğer çocukların bu ailelere öyle bir bakarlardı ki. Sanki bizim de aileye ihtiyacımız var der gibilerdi. Ama ben hiç onlardan olmadım. Bana göre hava hoştu. Her halime şükreden bir insan oldum çünkü hep.

Bir de sapsarı saçlı bir kız hatırlıyorum, pek dibimden ayrılmazdı ama neden ayrılmadığını hatırlamıyorum.

Bir de yemekleri hatırlıyorum. O kadar iğrenç yemek yaparlardı ki anlatılmaz yaşanır cinsinden.

Sayılı hatıralarımı tekrar tozlu rafa koydum ve gidip sırama oturdum.

Her zamanki yaptığımı yaptım ve sıraya yine kim olduğunu bile bilmediğim o kişiye bir yazı yazdım.

Neden yazıyorsun diye sorarsanız eğer dertleşmek istediğin bir insan istersin ama seni hayatından vurmayacak kim olduğunu bilmeden dertlerini dinleyecek bir insan olsun dersin işte ben de öyle yapıyorum. Bir şeyler yazıyorum, benim yazdığım bilinmediği için de mutlu oluyorum. Bu arada sıra mektuplaşması arkadaşımın şiirden zerre anladığını düşünmüyorum.

Eğer konuşmak istersen dünya dolu dolu insan kaynıyordur ama sen kim olduğunu bilmeyen bir insana anlatmak istersin ya işte sen benim o insanımsın.

Sıraya yazdığın her cevabı görmek için, dertleşmemin bir parçası olduğuna sevindiğim için heyecanla gelip oturuyorum sırama. Sen benim en değerli arkadaşımdan sonraki en değerli arkadaşımsın.

Sen benim bilinmeyenim,sen benim gizemimsin ama en çok da mucizemsin. Arkadaş kavramını kullanıyorum senin için can dostum. Yolculuğumda en büyük yoldaşım olduğun için teşekkür ederim.

Artık sıraya yazmak istemiyorum, cevaplarını beklemesi zor olduğundan değil bu bilinmeyene daha çok kapılmak istediğimden bu isteğim.

Aşağıya e posta adresimi bırakıyorum. Yazmanı bekliyorum. İyi günler...

@yıllanmışanılardakaybolanmasum

Hocanın gelmesi ile de tekrar derse döndüm.

İki ders anatomi dersinden sonra iki ders de laboratuvarda kan incelemek için sınıftan ayrıldık.

Laboratuvarı seviyordum. O yüzden mutlu bir şekilde laboratuvara gitmeye başladım.

~ÇİÇEK~

Kantine gelip oturdum. Her zaman tercih ettiğim kahveyi alıp içmeye başladım.

O sırada elinde kahvesi ile Helin geldi ve yavaşça bir sandalye çekip karşıma oturdu.

" Sormadan oturdum ama"

Sorun yok dercesine kafamı salladım.

" Hayırlı olsun, çıkıyormuşsunuz."

" Helin öyle bir-" demeye kalmadan sözümü böldü.

" Kendini açıklama çiçek. Keşke ilgini çektiğini baştan söyleseydin. Ben onu gerçekten seviyordum. Aradan çekilirdim senin için ama böyle öğrenmek hiç hoşuma gitmedi benim."

" Helin bak öyle bir şey yok. Asır kızı reddetmek için öyle bir yalan söyledi. Bana da ayak uydur diyince kaş göz işareti ile ben de kıramadım."

" Tamam diyelim ki yok, neden seni her sabah okula getirip her çıkışta eve götürüyor?" dedi söylediklerimden sonra.

Gözlerinin içine bakarak konuştum.

" Helin o benim arkadaşım. Asır biraz kapanık bir insan bence. Hiç arkadaşı olmadığını biliyor muydun? Beni de arkadaşı yerine koyuyor ve arkadaşı olan biri olduğu için çok mutlu ve ben onu arkadaş olarak çok seviyorum. Bana değer veriyor ve bunu hissettiriyor, kendimi sanki abim varmış gibi hissediyorum."

Gözlerimin içine baktı ve konuştu.

" Doğru mu söylüyorsun?"

" Ben sana ne zaman yalan söyledim? Asır'a o gözle bakmıyorum ben."

Masanın üzerinde duran elimi tuttu ve konuştu.

" Çok özür dilerim beni affedebilecek misin?"

" Affettim gitti."

Hemen hızlıca yanağıma bir öpücük kondurdu.

" Sana da diyorum birilerini mi bulsak artık, evde kalacaksın bu gidişle."

Bir an aklıma sıraya yazı yazan kişi gelince onu özlemiş olduğumu hissettim.

O kişi Furkan değil diyordu içimdeki ses ve ben o bilinmeyene gün geçtikçe çekiliyordum. Her yeni yazdığını okumak için tıp amfisindeki dersleri iple çekiyordum.

Hem de helin'in bu teklifini geçiştirmek için söyledim hemen.

" Benim konuştuğum biri var."

" Nee? Ne zamandan beri?" Dedi gözlerini irileştirerek.

" Aslında tam konuşmak denmez buna. "

" Nasıl yani?"

" Derse geçerken anlatayım yürü hadi."

Heline anlatmaya başladım.

" Bak şimdi şöyle oldu..."

Anlatmayı bitirdiğimde çok ışıltılı gözlerle bana döndü ve konuştu.

"Ya çok romantik."

" Saçmalama Helin. Daha erkek mi kız mı bilmiyoruz bile."

" O da doğru ama hissediyorum bence erkek"

Tıp amfisine geldiğimizde yerime oturdum Helin de ilk defa gelip yanıma oturdu.

Yazıları merak ediyordu ondan geldi kesin.

" Oo bugün benim yanıma oturdun."

" Sus sus da şu yazılara bakalım yeni bir şey yazmış mı diye."

Kafamı salladım ve mobilya masaya eğildim.

" Yazmış"

" Ne yazmış?"

Kenara çekildim ve hem ben okumaya başladım hem de helin'in okuması için olanak sağladım.

Eğer konuşmak istersen dünya dolu dolu insan kaynıyordur ama sen kim olduğunu bilmeyen bir insana anlatmak istersin ya işte sen benim o insanımsın.

Sıraya yazdığın her cevabı görmek için, dertleşmemin bir parçası olduğuna sevindiğim için heyecanla gelip oturuyorum sırama. Sen benim en değerli arkadaşımdan sonraki en değerli arkadaşımsın.

Sen benim bilinmeyenim,sen benim gizemimsin ama en çok da mucizemsin. Arkadaş kavramını kullanıyorum senin için can dostum. Yolculuğumda en büyük yoldaşım olduğun için teşekkür ederim.

Artık sıraya yazmak istemiyorum, cevaplarını beklemesi zor olduğundan değil bu bilinmeyene daha çok kapılmak istediğimden bu isteğim.

Aşağıya e posta adresimi bırakıyorum. Yazmanı bekliyorum. İyi günler...

@yıllanmışanılardakaybolanmasum

Helin ağzı açık bakarken ben de elimde olmadan gülümsedim.

Bu e postaya yazacak mıydım onu bilmiyordum ama bildiğim tek şey ben bu kişinin kim olduğunu öğrenmek istiyordum bu kişi Furkan olsa dahi bilmek istiyordum.

Hemen e postayi bir kağıda not almakta olan heline baktım.

Kağıdın köşesini yırttı ve e posta yazılı olan tarafını bana uzattı.

Ben de aldım ve cebime koydum. Sonra düşer diye düşünüp çantama koydum ve hocanın da gelmesi ile dersi dinlemeye başladım.

Bölüm sonu...

Selamlar. Yazması aşırı eğlenceli bir bölüm oldu benim için umarım okuması da sizin için olur.

Sıraya yazan kişi Asır çıktı. Ne düşünüyorsunuz?

Çiçek sizce sıraya yazan kişiye tanımadan aşık mı oldu?

Helin karakteri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Keyifli okumalar

Seviliyorsunuzzzz hoşçakalın

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.