İçeriğe geç

Aşkın Notaları

Bölüm 2 · 9 dk okuma

Aşkın Notaları

Bölüm 2

İçimde Kaybolan Papatyalar

Benim gibi takipçilerim de şoktaydı. Az önce bir çok şarkı yazılırken şimdi sadece Rei'nin şarkılarını yazıyorlardı. Tabi ki en çok da Ah Canım Sevgilim şarkısı isteniyordu. Heyecanımı bir kenara bırakıp derin bir nefes aldım. Yanımdaki gitarımı elime aldım ve çalmaya başladım.

"Saçların ıslanır ellerin bana bağlanır

Utanır söylemez, diz çöküp sana yalvarır

Dudakların bana nasıl da yakınken öyle

Bu rüyadan biri, biri beni uyandırır

Saatler geçmiyor, bu rüzgâr artık esmiyor

Bana senden kalan, hatıralar da yetmiyor

Ellerim üşüyor, fotoğraflar konuşmuyor

Bu zalim dünyada, hiç bi' şey beni ısıtmıyor

Bi' sahne kurmuşum, Kadıköy'de buluşmuşum

Seninle ağlayıp, saatlerce konuşmuşum

Verdiğim sözleri birer birer unutmuşum

Üzgünüm sevgilim, düşlerimle savrulmuşum

Bu dağ bu karları nasıl taşır, anlamadım

Ben bir kez vuruldum, bir daha hiç kalkamadım

Sevmeyi denedim, afalladım, afalladım

Denedim olmadı, hiç kimseye inanmadım

Ah, canım sevgilim derin bir okyanustayım

Hiç kimse gelmiyor, bırak bеni konuşayım

En azından bugün, bugün de sonbahardayım

Soracak olursan ben şimdi uzaklardayım

Ah, canım sevgilim derin bir okyanustayım

Hiç kimse gelmiyor, bırak bеni konuşayım

En azından bugün, bugün de sonbahardayım

Soracak olursan ben şimdi uzaklardayım

Ben sana "Gel" dedim

İçimde kaybolan papatyalardı gözlerin

Eski bir radyodan çalan şarkıyı dinledim

Hayatı kahrolan gibi, gururu ayaklar altına alınmış biri gibi

Ben sana "Gel" dedim

İçimde kaybolan papatyalardı gözlerin

Eski bir radyodan çalan şarkıyı dinledim

Hayatı kahrolan gibi, gururu ayaklar altına alınmış biri gibi

Ben sana "Gel" dedim

İçimde kaybolan papatyalardı gözlerin

Eski bir radyodan çalan şarkıyı dinledim

Hayatı kahrolan gibi, gururu ayaklar altına alınmış biri gibi"

Bir şarkıyı söylemeye başlarsam sonuna kadar bitirirdim her zaman. Bir şarkıyı yarım bırakmak bir hikayeyi yarım bırakmak gibiydi. Kendi hikayemi yaşamayı bırakmadığım gibi şarkıları da yarım bırakmıyordum.

Sena'ya baktığımda gözlerinin içi parlıyordu. Sanırım yine duygulanmıştı ama belli etmemeye çalışıyordu. Gözlerimi telefonuma çevirdim. Bir sürü övgü mesajları ve yeni istek şarkılar vardı. Rei ise çoktan çıkmıştı. Sanırım birlikte reklam yapacağı kişiyi öğrenmek istemişti.

Evet, ben Ada. Ada Korkmaz. Hayatta hiç bir şeyden korkmayan ama kendinden, içinde tuttuğu şeylerden, geçmişinden korkan Ada. Belki tanışmamız biraz geç oldu. Ama kendimi tanıtmamın vakti çoktan gelmişti. Ben Ada, şarkıları sadece dinlemeyen, içinde barındırdığı hikayeleri de dinleyen Ada. Sadece şarkıların hikayelerinde hayat bulan Ada. Binlerce kişinin tanıdığı hayatı şarkı söylemek olan Ada. Geçmişinde ve kendi içinde kaybolmuş Ada'yım ben. Peki benim hikayem bu kadar mı? İşte onu ben de bilmiyorum. Bunu da hep birlikte öğreneceğiz.

Yaklaşık beş tane falan şarkı söyledikten sonra yayını bitirmeye karar verdim. Ama öncesinde kısa bir soru cevap yaparsam güzel olabilirdi. Sonuçta takipçilerimin benimle ilgili kafasında bir çok sorusu vardı.

"On dakika sonra yayını kapatacağım arkadaşlar. O zamana kadar benim hakkımda merak ettiğiniz soruları cevaplamak istiyorum. Hemen başlayabiliriz." Anında sorular yığılmaya başladı. Aslında bir kaç kez daha yapmıştım ama yeni takipçilerim önce cevapladığım sorulardan da soruyorlardı.

Nerde yaşıyorsun?

Kaç yaşındasın?

Evli misin?

Kiminle yaşıyorsun?

Sevgilin var mı? Varsa kim?

Kendi şarkını çıkaracak mısın?

Neden sadece cover yapıyorsun?

Cilt bakım rutinin nasıl?

Üniversite okudun mu? Nerde okudun?

Evlenmeyi düşünüyor musun?

Ve daha yüzlercesi kayıp gidiyordu gözlerimin önünden. Gitarımı kenara koydum. Derin bir nefes aldım ve konuşmaya başladım.

"Arkadaşlar ben Ankara'da yaşıyorum. 22 yaşındayım. Evli de değilim, erkek arkadaşım da yok. Evlenmem demiyorum ama evleneceğim biri de çıkmadı zaten karşıma. Arkadasımla birlikte yaşıyorum. Ben Ankara Üniversitesi mimarlık fakültesi mezunuyum. Ama şuan mimarlık yapmıyorum. Düzenli bir cilt bakım rutinim yok. Kendi şarkımı çıkarmayı düşünmüyorum açıkçası. Çünkü böyle bir çalışmam da hiç olmadı. Ben daha çok başkalarının hikayelerine dokunmayı seviyorum. O yüzden cover yapmayı tercih ediyorum." Hâlâ bir çok yorum kayıp gidiyordu. "Bugünlük benden bu kadar arkadaşlar. Herkese iyi akşamlar diliyorum. Görüşmek üzere. Hepinize çok teşekkür ederim benim yanımda olduğunuz ve desteklediğiniz için." Telefonu aldım ve yayını kapattım. Nefesimi sesli bir şekilde verdim.

"Kızım, yine harikalar yarattın ya." Biraz utandım. Ama kısa sürdü. Çünkü önce Rei benim yayınıma katıldığı için çığlık atmam gerekiyordu.

"Görmedin mi?" Bir tık çığlık attım ve Sena'ya sarıldım. "Rei yayınıma girdi!" En sevdiğim şarkıcı. Farkındasın değil mi bunun?"

"Sanırım birlikte iş aldığı kişinin sesini duymak istedi."

"Ay çok mutluyum ya. Uzun zamandır bu kadar sevinmemiştim."

Günün geri kalanında ise Sena'yla aldığımız reklam, en sevdiğim şarkıcı olan Rei'nin yayınıma katılması gibi konulardan konuşmuştuk. Uzun zamandır böyle sohbet edememiştik. İkimize de çok iyi gelmişti. Yemeklerimizi yedik, film izledik, şarkı açtık, söyledik, oynadık. Yani o kadar çok eğlendik ki, sabah kafama taktığım her şey çoktan gitmişti. Sena'nın bu özelliğini çok seviyordum. Her an, her yerde moralimi düzeltmeyi başarabiliyordu.

Saat geç olmaya başlayınca ikimiz de esnemeye başladık. Ardından birbirimize iyi geceler dileyip odalarımıza çekildik. Yatağıma uzandım. Ama bir türlü uyku tutmuyordu. Telefonumu elime aldım ve sosyal medyada takılmaya başladım. Saate baktığımda saat 2.13'tü. Tam telefonu kapatacakken gelen bildirim sesiyle tekrar telefonu açtım.

"İyi geceler Ada Hanım. Umarım rahatsız etmiyorumdur. Ben Deniz Bey'in menajeriyim."

Çığlık atmak istedim ama gece gece mahalleyi ayağa kaldırmak istemezdim. Hemen cevap yazdım.

"İyi geceler. Buyrun, konu neydi?"

Konu neydi ne aptal Ada? Salak mısın sen?

"Yarın sizinle iş hakkında bir görüşme yapmak istiyorum. Müsait misiniz?"

"Elbette müsaitim."

"Yarın size adresi bildiririm. İyi geceler."

"Tamamdır. İyi geceler."

Gerçekten şuan çığlık atmamak için zor duruyordum. En sevdiğim şarkıcı olan Rei'nin menajeriyle görüşecektim. Aşırı heyecanlıydım. Tabi ki Rei ile de görüşmeyi çok isterdim ama bunun imkansız gibi bir şey olduğunu düşünüyordum. Çünkü kimse onun kim olduğunu, nasıl biri olduğunu bilmezdi.

Kafamda bir çok şey dolaşırken sadece yatağımda uzanmış öylece tavana bakıyordum. Hayatım gerçekten yoluna girebiliyor muydu artık? Sonunda ben de rahat bir nefes alabilecek miydim? Kahkahalarım daha da içtenleşebilecek miydi? Gözyaşlarım gözlerimde mi kalacaktı artık?

✨

Sabah güneşinin tam yüzüme vurmasıyla uyanmıştım. Yavaşça yatakta doğruldum ve oturma pozisyonu aldım. Gözlerimi açamıyordum. Saat kaçtı acaba? Uzanıp telefonumu elime aldım. Saat 9.16'ydı ve hâlâ bir mesaj yoktu. Ben de ayağa kalkıp banyoya girdim. Güzel bir duş aldıktan sonra çıkıp gri eşofman ve askılı, kırmızı bir crop giydim. Sonra odamdan çıktım. Ev mis gibi kızartma kokuyordu. Muhtemelen Sena yine döktürmüştü.

Amerikan mutfağımıza ulaştığımda tam da tahmin ettiğim gibi Sena kahvaltı hazırlıyordu. "Aa ben seni uyandırmaya gelecektim. Sürpriz yapmak istemiştim." diyip yalandan dudak büktü. İkimizde gülmeye başladık.

"Keşke ben de yardım etseydim. Yorulmuşsundur şimdi sen." Elindeki son çilek reçeli olan tabağı da masaya koydu.

"Ne yorulması canım? Bugün en güzel günlerden biri." Ağzı kulaklarında olmak deyimi galiba Sena'dan çıkmıştı. "Artık o hakketiğin kariyeri elde etmene az kaldı." Yanıma gelip bana kocaman sarıldı. Ben de ona aynı şekilde karşılık verdim. "Hadi gel, soğutmadan yiyelim yemeklerimizi." Masaya karşılıklı şekilde oturduk.

"Bugün alışverişe falan mı çıksak acaba?" İşaret parmağını yanağına koyarak bişeyler düşündü. "Bence güzel olur."

"Benim görüşmem var. Başka bir gün yaparız." Bana sorgularcasına baktı.

"Kiminleymiş bu görüşme?" Kocaman gülümsedim.

"Menajeriyle görüşeceğim bugün Deniz'in." Bana gözlerini büyüterek baktı.

"Ada sen iyi misin? Böyle bir haberi bana şimdi mi söylüyorsun?"

"Dün uyumadan önce geldi zaten mesaj. Özellikle saklamadım yani."

"Neyse boşver şimdi onu." Çayından bir yudum aldı. "Deniz gelmiyor muymuş?"

"İlk defa mı duydun sen Deniz'i? Kimseye yüzünü göstermeyen adam, bana mı gösterecek yüzünü?"

"Neden olmasın? Güzeller güzeli bir kızı hangi salak kaçırır?" Kahkaha attım. "Bizim yine de hazırlıklı olup seni çok güzel hazırlamamız lazım."

"Saçmalama Sena ya."

"İtiraz istemiyorum." İki elimi havaya kaldırdım.

"Tamam teslim oluyorum." Kahkaha attık.

"Hadi yemeklerimizi yiyelim, sonra seni hazırlarız. Saat kaçta gideceksin?"

"Bilmiyorum. Yer ve zamanı bugün söyleyecekti."

"O zaman kıyafetini falan seçeriz sadece." Başımla onaylayıp patates kızartmasını mideme indirmeye başladım.

✨

"Bence bu güzel." Sena, hayranlıkla elinde tuttuğu mavi elbiseme bakıyordu. İki saattir bütün kıyafetlerimi döküp yorum yapmış ve hiç birini beğenmemişti. Bunu beğendiği için şükürler etmiştim. Ayrıca ben de beğenmiştim, hem sade hem de şıktı. Kalın askılı, açık mavi, dizlerimin bir-iki parmak üzerinde biten bir elbiseydi. "Sen de bir şey söylesene Ada?"

"Çok güzel. Ben de beğendim." Memnuniyetle elbiseyi yatağıma bırakırken telefonumdan bildirim sesi geldi. Hemen cebimden çıkarıp baktım.

"Menajer mi? Nerde ve saat kaçtaymış?"

"Evet. Konum atmış, altında da 15.00 yazıyor." Gözlerim saate gitti. "Saat 12.00 olmuş."

"Tamam. Hemen kemer ve ayakkabı seçelim o zaman." Derin bir nefes alıp verdim ve kendimi Sena'nın akışına bıraktım.

✨

"Hadi ben çıkıyorum artık." Sena hayranlıkla tekrar izledi beni.

"Sıradan bir elbiseyle bile nasıl bu kadar güzel olabiliyorsun anlamıyorum cidden." Utanmıştım.

"Biraz da senin katkıların sayesinde tabii." Sena gerçekten kıyafet ve makyaj konusunda çok iyiydi.

"Hadi geç kalmadan çık. Bana haber vermeyi de unutma. Bir sorun olursa da ararsın." Sarıldık ve yanağına bir öpücük kondurdum.

"Teşekkür ederim." Mavi elbisem, beyaz topuklu ayakkabılarım, turuncu minik çantamla birlikte evden çıktım. Turuncu tonlarındaydı Sena'nın yaptığı makyajım. Saçlarımı ise at kuyruğu yapmış, turuncu bir fularla toplamıştı.

Hemen yola çıkıp bir taksi çevirdim. Menajerin attığı konumu adama gösterdikten sonra camdan dışarıyı izlemeye başladım.

Hava hâlâ kapalıydı. Her an bulutlar ağlamaya başlayacaktı sanki. Yani, ben küçükken öyle sanırdım. Kim üzdü, neden ağlıyorlar diye hep düşünürdüm. Sadece üç yaşında falandım. Bence böyle düşünmem gayet normaldi. Beş yaşlarıma geldiğimde annem aslında bulutların ağlamadığını anlattığında çok mutlu olmuştum. Sonralarında ise yağmurlu havalarda dışarı çıkmayı, ıslanmayı sevmiştim. Annem sevdirmişti. Çünkü o da yağmur yağarken dışarı çıkmayı çok severdi. Yağmurda dans eder şarkılar söylerdik. En son Denize Bıraksam şarkısını söylemiştik beraber. Şarkıyı duyduğum anda çok sevmiştim. Annem o tarz pek dinlemezdi ama ben tüm gün söylediğim için ezberlemişti. O gün o kadar çok eğlenmiştik ki. Hâlâ o gündeydim sanki. Hiç uyumamışım, güneş defalarca batıp doğmamış, hâlâ 12 yaşındaymışım gibiydi. Ama bir yandan da o kadar yalnızdım ki zaman her geçen gün haberim olmadan daha da hızlanıyormuş gibiydi.

Gökyüzüne çevirdim yüzümü. Gülümsedim bulutlara doğru. Cama alnımı yasladım ve gözlerimi kapattım. Nefeslerimi düzenlemeye çalıştım. Harika bir gün olacaktı. Belki Deniz'le tanışamayabilirdim ama yine de hayallerime doğru attığımen büyük adımlardan biriydi bugün. Ne olursa olsun, pozitif olacaktım.

"Geldik abla." Taksiciye parasını ödeyip taksiden indim. Karşımda duran kafeye doğru yürümeye başladım. İçeri girdiğimde bir personel karşıladı beni.

"Rezervasyonunuz var mıydı?"

"Adım Ada Korkmaz." Menajerin adı neydi ki?

"Evet. Buldum." Rahat bir nefes verdim. En azından ismimi söylemişti buraya. "Deniz Bey henüz gelmedi ama size masanıza kadar eşlik edeyim. Başımı sallayıp adamın peşinden gittim. Pencere kenarında bir masayı rezervasyon yaptırmıştı. Masaya oturur oturmaz telefonumu çıkardım. "Bir şeyler ister misiniz Ada Hanım?"

"Şimdilik bir kahve alabilirim. Şekerli olsun." Garson yanımdan ayrılınca Sena'ya mesaj attım.

Sena sanırım Deniz de gelecek. Rezervasyon onun üzerine çünkü.

Neee? Emin misin? Hissetmiştim ben.

Aşırı heyecanlıyım ne yapacağım.

Sakin ol. Mükemmel bir görüşme olacağından eminim.

Umarım öyle olur.

Telaş etme demek isterdim ama söylesem de değişmeyeceğini biliyorum.

"Buyrun kahveniz." Garson kahveyi önüme koyarken, ben de telefonumu masanın üzerine koydum. Kahvemden bir yudum aldım. Gayet güzeldi. Beğenmiştim. Camdan dışarıyı izlemeye başladım. Hava hâlâ kapalıydı. Her an yağmur başlayacakmış gibi duruyordu.

"Merhaba." Kafamı sesin geldiği yöne çevirdim. Elini uzatınca ayağa kalkıp ben de elimi ona doğru uzattım.

"Me-merhaba." Dilim tutulmuştu resmen. Biri bana ne olduğunu açıklasa hiç fena olmazdı.

"Ben Deniz. Tanıştığıma memnun oldum."

Bölüm sonu

2 yorum