Sabah.
Okul kapısı açıldı.
Ama hava farklıydı.
Herkes hissediyordu.
İlk gelen Leyla oldu.
Meva yanında.
Cenk uzakta.
Sonra Ekin.
Sonra Doğukan.
Ve Deniz.
Ve Giray.
Hepsi aynı anda.
Koridor ilk kez bu kadar dolu ama bu kadar sessizdi.
Meva fısıldadı:
“Bugün bir şey olacak.”
Leyla cevap veremedi.
Çünkü Ekin ona bakıyordu.
Ama Deniz de Ekin’e bakıyordu.
Ve Doğukan sadece Leyla’ya.
Giray ise herkese.
Sanki hepsini aynı anda yönetiyormuş gibi.
Teneffüs.
Deniz Ekin’in yanına geldi.
Herkes izliyordu.
Bu sefer saklanma yoktu.
“Bugün konuşabilir miyiz?” dedi Deniz.
Ekin ona baktı.
“Konuşacak bir şeyimiz yok.”
Deniz hafifçe gülümsedi.
“Var.”
Ve Ekin ilk kez fark etti:
Deniz artık sadece “Leyla’nın arkadaşı” değildi.
O da oyuna girmişti.
Öğle arasında Ekin çatıya çıktı.
Deniz onu takip etti.
Rüzgâr sertti. Şehir aşağıda küçülüyordu.
Deniz konuştu:
“Leyla seni seçmeyecek.”
Ekin döndü.
“Bu senin kararın mı?”
Deniz yaklaştı.
“Ben seni seçebilirim.”
Sessizlik.
Deniz bir adım daha attı.
Artık Ekin’in tam karşısındaydı.
“Onu unut,” dedi. “Ben buradayım.”
Ekin gözlerini kıstı.
“Sen ciddi misin?”
Deniz başını eğdi.
“Evet.”
Ve o an…
Ekin ilk kez Deniz’i gerçekten gördü.