İçeriğe geç

Aşkın Mucizesi

Bölüm 5 · 6 dk okuma

Aşkın Mucizesi

Bölüm 5

Hayallere İlk Adım

Hayatım boyunca her zaman, kurduğum hayallerime ulaşmak için çok çalışmış ve çok çabalamıştım. Hep hayaller kurmuştum ve bu hayallerimi gerçekleştirmek için bazen gülmüş, bazen ağlamış, bazen insanların dalga geçmesini yada gülmesini izlemiş, bazen sevdiklerimin desteğiyle ayakta dimdik durmuş, bazen düşmüş ve bazen de hiç kimse yokken tek başıma düştüğümde kalkmıştım. Her zaman kendime inanmıştım; ancak, bazen de umudumu kaybetmiş, çabalamaktan vazgeçmiş, kurduğum hayallerin ulaşılması imkansız uzun bir yol olduğuna inanmıştım, şuan da ise tüm bunları bir daha yaşayıp yaşamayacağımı görmek için, o hep hayalini kurduğum ulaşılması imkansız gibi olan yolu aşıp aşamadığımı görmek için önümdeki tek engel korkularımı kırıp, tüm cesaretimi toplayarak, tek bir butona basmaktı ve ben, en sonunda bunu da yapmıştım.

Bir kaç defa gözlerimi kırpıştırarak, ekrandan bakışlarımı ayırmamıştım. Nefes, annem ve babam puanımı gördükleri anda heyecanla bana sarılmışlar ve tek tek beni öpücüklere boğmuşlardı ama ben hâlâ bir tepki göstermiyordum. İstediğim puanı almıştım. Hayallerime ilk adımımı atmıştım. Şuan da yüksek bir puan alan her insan gibi benimde sevinçten havalara uçmam gerekirdi ancak bu anı hiç hayal etmemiştim. Ne tepki vermem gerektiğini bilmiyordum. Sadece bu anın büyüsüne, kendimi kaptırıp gitmeli miydim yoksa hep o hayalini kurduğum üniversite için hazırlıklara mı başlamalıydım? Tepki göstermiyor ama kendi içimde büyük bir heyecan yaşıyordum. Aklımdan her türlü düşünce geçiyordu, hatta bir anlığına tüm üniversite kontenjanlarının dolduğunu bile düşünmüştüm fakat sonra bunun biraz saçma olduğuna kendimi ikna etmiş ve derin bir nefes vermiştim.

Yaşadığım sevinçten dolayı gözlerim yaşarmıştı ve babam da bunu anlamış olacak ki ona bakmam için omzuma dokundu. Ona doğru döndüğümde, bana gurula bakıyordu. bu bakışını tanıyordum ancak bu sefer çok daha farklı bakıyordu. O ve annem çok erken yaşlarda evlenmişler ve sadece liseyi bitirmişlerdi fakat buna rağmen çok anlayışlı ve kültürlülerdi. Onlar benim için dünyanın en iyi ebeveynleriydi hatta sadece benim için değil bizi tanıyan herkes mükemmel bir aile olduğumuzu, benim mükemmel ebeveynlere sahip olduğumu ve ebeveynlerimin de, yine mükkemmel bir evlada sahip olduğunu söylerlerdi. Annem ve babam üniversite'ye hiç gitmemişlerdi ama her zaman benim gitmemi istemişlerdi ve bunun için de herşeyi yapmışlardı. Onlara minnettardım ve bu sadece benim başarım değildi. Onlar beni okutabilmek için bir çok şeyi feda etmişlerdi. Bu nedenle babamın bakışları çok daha farklıydı. Artık karşısında küçük ve sadece ders çalışıp saatlerce kitap okuyan o kız yoktu, artık karşısındaki kız kendi ayakları üzerinde durabilecek, hayatı başarılarla dolu olan ve hep de öyle olacak, yaptığı herşeyin meyvesini yiyecek olan bir kız vardı. En önemlisi de hem onların hayallerini hem de kendi hayallerini gerçekleştiren genç ve güçlü bir kız vardı.

Babamın gururla bakan bakışlarına gülümseyerek karşılık verdim ve onunda gülümsemesi genişledi. "Başarcağını biliyordum. Güzel kızım benim." dedi ve söylediklerinin ardından bana sıkıca sarıldı. Annem bize gülümseyerek bakıyordu ve o'nda da aynı gururlu bakışları gördüm. Babam benden ayrıldıktan sonra annem de bana sıkıca sarıldı ve beni tekrar öpücüklere boğdu. Bu hayattaki en sevdiğim şeylerden biri onları bu kadar çok gururlandırmak ve mutlu etmekti.

Sınavdan istediğim puanı almıştım ve bununla beraber kendimi ilk defa bu kadar rahat hissediyordum. İstediğim üniversiteyi kazanmıştım. Elli gün sonra okullar açılacaktı ve ben sadece sevdiklerimi gitmeden önce son kez ziyaret ediyor ve üniversite için hazırlık yapıyordum. Annem ve babamdan ayrılacak olmak canımı sıkıyordu ama buna alışmalıydım. Tüm hayallerimi gerçekleştirdikten sonra bir yetişkin olarak çoğunlukla böyle olacaktı zaten.

45 Gün Sonra

Okulların açılmasına yalnızca 5 gün kalmıştı. Annemlerle beraber İzmir'e gelmiş ve hep hayalini kurduğum üniversiteye ilk adımımı atmıştım. Babam bir yurda kaydımı yapmıştı ve annemin de yardımıyla yurda yerleşmiştim. Artık ayrılma zamanının geldiğininin üçümüz de farkındaydık ama bunu dile getiremiyorduk. Babam herşeyin hallolduğundan emin olmak için yapılması gereken tüm şeyleri tekrar tekrar kontrol ediyordu. Annem ise benim yapmam gerekenleri bana anlatıyor, yardıma ihtiyacım olduğunda kimlerin yanına gidebileceğimi söylüyor ve başıma gelebilecek en ufak birşey de bile onları aramanı tembihliyordu. Bense yalnızca onları dinliyor, kendimi aşırı derecede yabancı hissettiğim bu yurda alıştırmaya çalışıyordum. Artık gerçekten yalnızdım. En ufak bir problem de hemen yanına gidebileceğim ve derdimi anlayabileceğim ailemden çok uzaktaydım. İzmir'de yalnızca teyzem ile onun ailesi ve dayım ile ailesi vardı. En azından bir sorun yaşadığımda gidebileceğim iki yer var diye kendimi motive etmeye çalışsam da annem ve babamdan ayrılacak olmak dünyanın en acı verici hislerinden biriymiş.

Babam herşeyin hallolduğundan emin olduğunda artık anneme gitmeleri gerektiğini söyledi ve şefkatli bakışlarını suratıma dikti. "Biz artık gitmeliyiz. Burada yalnız değilsin en ufak bir sorunda hemen dayınların yada teyzenlerin evine git ve bizi ara. Yalnızca bir telefon uzağındayız. Başına birşey gelirse hemen buraya gelebiliriz. Sen sadece derslerine çalış ve kimseyle ilgilenme. Sana güveniyoruz ve bunun da üstesinden gelebileceğini biliyoruz." dedi ve sözlerinin ardından yanaklarıma sırayla şefkatli öpücükler bıraktı.

Hemen ardından annem bana yaklaştı ve gülümseyerek anlamlı bakışlarını yüzümde gezdirdi. "Seninle gurur duyuyoruz. Bugüne kadar hiç bir konuda yüzümüzü kara çıkarmadın ve bundan sonra da hep böyle olacağını biliyoruz. Bir sıkıntın, derdin olursa beni ara yada kuzenlerinin çoğu burada, onların yanına git ama sakın içine atma. Yemeğini ye, sakın kendini aç bırakma. Biz sana hep para göndereceğiz zaten ama sen yine de ihtiyacın olursa bizden iste, çekinme."

Babam annemin söylediklerine kafasıyla onay verdi ve hemen lafa girdi. "Annen doğru söylüyor. Sakın kendini aç bırakma. Canın ne isterse al, ye. Para sıkıntın olursa bizi ara." dedi ve üçümüz'ün de duygusallaştığını fark ettim. Babam ve annemde bunu fark etmiş olacak ki ikiside bana son kez sarıldı ve beni öptüler. Uzun bir süre boyunca bunları çok özleyeceğimi düşündüm ve dolan gözlerimi havaya diktim. Bir kaç saniye içinde gözyaşlarımın akmasına engel oldum ve bu sefer ben lafa girdim. "Yalnız 4 yıldır tiyatro oyuncusuyum ben bile böyle tirad yapmadım. Siz beni merak etmeyin ben başımın çaresine bakarım. Siz hep beni arayın yeter. Bir de Asi'ye çok iyi bakın. Ona sakın birşey olmasın, dayanamam ve kendinize de dikkat edin. Yanınızda yokum diye korkmuyorum sanmayın. Size birşey olursa ben asla yaşayamam." dediğimde gözlerimin tekrar dolduğunu fark etmiştim ama artık çok geçti. Gözyaşlarım yanaklarımdan süzülüp kendinlerini yere bıraktılar. Onlara şimdiden özlemle bakıyordum. "Sizi çok ama çok seviyorum." dedim ve bu sefer ben onlara çok sıkı bir şekilde sarıldım ve onları öpücüklere boğdum.

Ardından onlarla beraber aşağıya indim ve bir taksiye bindiler. Ben de sadece onları izledim. Bana son bir kez sarıldılar ve sonra taksiye binip gittiler. Taksi uzaklaşıp, gözden kaybolana kadar arkalarından baktım ve gözden kaybolduğundaysa dolmuş gözlerimle birlikte yeniden yurt odama doğru yavaş adımlarla yürümeye başladım. Yürürken havanın biraz soğuduğunu hissettim ve gökyüzünden suratımla, saçlarıma düşen su damlacıklarını fark ettim. İşte şimdi gerçekten yalnız olduğumu iliklerime kadar hissetmiştim. Hava kararmıştı ve bununla beraber benimde ruhum gitgide daralıyordu. Yalnızlık, acısını sadece ruhsal olarak değil, fiziksel olarak da hissettiriyordu. Boğazımda büyük bir yumru oluşmuş gibiydi ve ne yaparsam yapayım gitmiyordu. Yapabildiğim tek şey göz yaşlarımı serbest bırakıp, odama doğru yürütebilmek oldu.

Hayat bazen sizi çok zorlayabilirdi. Bazen bir bataklığın içinde bırakabilirdi ve siz o bataklıktan bir daha asla çıkamayacağınızı düşünürdünüz ama bazen küçücük bir umut bile sizin yeniden o bataklıktan çıkmanıza yardımcı olurdu.

Biz üçümüz o lanet olası bataklığın içinden beraber çıkmıştık. Benim tek umudum onlardı, onların tek umuduysa bendim.

Bölüm sonu

6 yorum