8 Yıl Sonra
Üniversite sınavına gireli, bir ay etmişti. İki yıl boyunca hiç durmadan çalışmış ve istediğim üniversiteyi kazanmak için elimden gelen herşeyi yapmıştım. Sınavım beklediğimden bile güzel geçmişti ve artık düşünmem gereken tek şey hayallerimi gerçekleştirmekti. Saat oldukça geç olmuştu ve ben ilk defa kafamı rahat bir şekilde hiçbir konuda zihnimi yormadan yastığa koymuştum. Bir anlığına aklıma sekiz yıl önceki halim geldi yani sekiz yaşımdaki halim. Ne kadarda çaresiz, güçsüz, yalnız ve mutsuzdum. Dedem öldükten sonra herşey tam da benim tahmin ettiğim gibi çok deşmişti. Babaannemlerden ayrıldığımız gün annem ve babamın yıllarca biriktirdikleri parayla bir ev satın aldıklarını öğrenen tüm ailemizden; bazıları bu duruma çok şaşırmış, bazıları çok sevinmiş, bazıları genç yaşlarına rağmen geleceklerini garantiye aldıkları için annem ve babamla gurur duymustu. annem ve babam her geçen gün etraflarındaki insankarın gerçek yüzlerini daha iyi anlıyor ve herkese hakettikleri gibi davranmaya başlamışlardı.ilk başta herşey çok ters gitmiş, biz ne kadar kendimizi yükseltmeye çalışsak da, kader bizi hep aşağı çekmişti. Yoksullukla, hainliklerle, yanlnızlıkla, aile içi anlaşmazlıklar ve kavgalarla, sahipsizlikle, ruhsal bozukluk ve psikolojik sorunlarla, kötü alışkanlıklara karşı üçümüz tek başımıza savaşmakla imtihan edilmiştik. Hep o çok korktuğum çekindiğim ve sevmediğim babam, hayatın karşımıza çıkardığı bu imtihanlarla savaşırken annemle birlikte yanımda duran tek kişi olmuştu. Biz, annem ve babamın 18 yıllık evliliklerinden, tam 14 yıl sonra gerçek bir aile olmayı öğrenmiştik. Hayatın acımasız olduğu gerçeği yüzümüze her çarptığında, biz biraz daha birbirimize sığınmış ve biraz daha neyin olduğunu anlamaya başlamıştık. Bizim hikayemiz tam bir başarı başarı hikayesiydi.
Biz düştüğümüzde bize bir tekme daha atan, bizi tanımayan, bizi düşman olarak gören ve bize acıyarak bakan herkes; emeğimizle yükseldiğimizde ve güçlendiğimizde bize yanaşmaya başlamış, bizi daha yeni hatırlamaya başlamış, bizi aile olarak görmeye başlamış ve bize imrenerek bakmaya başlamıştı. Fakat şimdi her biri teker teker yaşattıklarını yaşıyor ve hayat bize de güzel yüzünü gösteriyordu. Tüm bu yaşananlardan sonra hiç kimse aynı kalmamıştı, tıpkı benim gibi. Hayatdolu, masum, narin, güçsüz, hassas Nehir gitmiş ve yerini hırslı, acımasız, güçlü, çok daha başarılı bir Nehir'e bırakmıştı. Çok erken bir yaşta insanlara güvenmeyi bırakmış, intikamımı almayı öğrenmiş, insanların gerçek yüzleriyle birer birer karşılaşmıştım. Asla ayrılmayız dediğim insanlar sırtıma bıçaklarını saplamıştı. İnsanların yalnızca çıkarları uğruna birbirlrinin yüzüne güldüğünü ama yan yana değilken de, birbirlerinin arkasından attıp tuttuklarını çok erken öğrenmiştim. Hayat tüm bunları bana çok acımasız bir şekilde öğretmişti ama bundan dolayı yakınmıyordum çünkü insan yaşadğı ağır şeyleri, tek başına atlattıkça daha da güçleniyor ve gitgide zeki oluyordu.
Zihnimin beni ele geçirdiğini fark ettiğimde, sıkılmış bir şekilde yatağımdan kalktım. Gözlerim masamın üzerindeki bilgisayarıma çarptı. Aklıma kitabıma yeni bir bölüm yazmak geldi. Hemen mavi renkteki rahat çalışma koltuğuma oturarak, kendimi çalışma masama doğru çektim. Yeni bir bölüm yazmak için Çizgi Stüdyo adlı uygulamaya girmiştim ki, annemin gülümseyerek odama girdiğini duydum.
-Saat geç oldu, artık yatsan iyi olur.
-İlham geldi, kitbıma yeni bir bölüm yazacağım.
-Başarılı kızım benim.
diyerek alnımı öptü ve yatağıma oturup, uzaktan bilgisayara doğru baktı ardından konuşmaya devam etti.
-Sınav sonuçları açıklanmadı mı?
-Hayır, açıklanmasına 2 gün var.
-Hadi inşallah, yüksek bir puan almışsındır.
-İzmirdeki Dokuz Eylül Üniversitesini, kazanacak kadar bir puan alsam yeter.
-Niye? Hem belki daha iyi bir üniversite gelir.
-O zaten türkiyedeki en iyi üniversitellerden biri. Ayrıca tüm planlarımı da kurdum. İngilizce öğretmenliğini okurken yan dal olarakta radyo-televizyon yani konservatuar okuyacağım. biliyorsun en büyük hayalim oyunculuk ve bundan asla vazgeçemem.
-Sen gerçekten cok başarılı olacaksın. Buna inanıyorum tıpkı dedenin de hep buna inandığı gibi.
-Bu sadece benim değil. Sen ve babam olmasaydınız, hem maddi hem de manevi anlamda sizin desteğiniz olmasaydı,tüm bunları başaramazdım.
-Hayır, başarırdın çünkü hep hırslı ve yetenekli bir çocuktun. Sadece çok zorlanırdın ama yine de yılmaz ve çalışmaya devam ederdin. en sonunda da başarırdın.
Annemin bu söyledikleri gözlerimin dolmasına sebep olurken, bunu ona belli etmemeye çalıştım.
-Anne, gizli gizli benim kitaplarımı mı okuyorsun?
-Hayır, neden?
-Biraz fazla duygusala bağladın.
Kendimi tutamadım ve kıkırdamaya başladım. Annemse bir yandan gülüyor bir yandan da canımı acıtmamaya özen göstererek bana vuruyordu.
-Neyse, kapat bilgisayarı kapat ve yat. Saat çok geç oldu.
-Tamam.
Gözlerimi devirerek telefonumu elime aldım ve saate baktım. Saat tam 00.00 olmuştu. bilgisaayrımı kapatmış ve sıkılmış bir ifadeyle yatağıma geçmiştim.
Annem haklıydı hırslı ve yetenekliydim. Yabancı dildeki potansiyelimi fark etmiş ve dil bölümünü seçmiştim. küçüklüğümden beridir oyunculuğa merak salmıştım ve sesimi değiştirebilme yeteneğim vardı. Bu nedenle 9. sınıftayken okulumuzdaki edebiyat öğretmenleriyle konuşmuş ve yeteneklerimden bahsetmiştim. Öğretmenlerim seçmelere katılamamı istemi ve adımı listelerine yazmışlardı. Seçmelerde kendi seçtiğimiz bir tiyatro oyunundaki tiradı canlandıracaktık. Bazıları arkadaş gruplarıyla gelmiş, bazıları ise yalnız gelmişti. Sıra bana geldiğinde, derin bir nefes almıştım ve tüm cesaretimi toplayarak, her zamankinden daha özgüvenli adımlarla sahneye çıktım. Canlandırmam gereken tirad da iki kişi birbiriyle sohbet ediyordu fakat benim bir rol arkadaşım yoktu. Bu sebeple, iki karakterin rolünü tek başıma canlandırmıştım. Kimseye alkış çalınmadığı halde, beni izleyen herkes alkışlara boğmuştu. Benden sonra ise beşli bir kız grubu çıkmış ve birlikte rollerini yapmışlardı. O grubu da hepimiz alkışlamıştık ve o gruptaki bir kaç kişi benim sadece rol arkadaşım olmakla kalmamış, hayatımda da çok önemli bir yer tutmuşlardı. Kan bağımız olmadığı halde Medine ve Feride, benim öz ablam gibi sevdiğim insanlar olmuştu. Yeteneklerim bununla da sınırlı kalmıyordu. senaryo ve kitap yazma konusunda da, yüzücülükte de, dövüşte de, paten kaymada da çok iyiydim.
Yeteneklerimin farkında olan tek kişi ben değildim. Annem, babam, arkadaşlarım ve öğretmenlerim de bunun farkındaydı zaten bana tek inanan kişiler de onlardı. Bana her zaman çok büyük övgülerde bulunurlardı. Dahası, bazı öğretmenlerim çocuklarının benim gibi olmasını dilerdi. Özellikle Aykut Hoca, Kamil Hoca, Elif Hoca, Gülden Hoca, Hilal Hoca ve daha bir çok öğretmenim beni çok sever, bana her zaman destek olur ve başarılı olacağıma inanmakla da kalmaz bana çok da yardımları dokunurdu. Onları asla unutamazdım. Benim her konuda başarılı olduğumu düşünür, gelecekte çok başarılı olacağımı ve bende bu potansiyeli gördüklerini söylerlerdi. Aslında ailemdeki herkes yeteneklerimin farkındaydı ve gelecekte çok büyük başarılara imza atacağımı bilirlerdi ama çoğu bunu görmezden gelir bazıları da işi dalgaya vurmayı tercih ederdi.
Kendimi her konuda geliştirirdim böylece gelecekte çok başarılı, çok güçlü ve zengin olabilirdim. tüm bunları düşünürken kendimle gurur duyuyordum. Hava o kadar çok sıcaktı ki, biraz daha yatakta dönüp durdum ve en sonunda gözlerim uykuya yenik düştü.
Yüzümün yandığını hissederek, suratımı buruşturdum. Ne olduğuna anlam veremeyerek gözlerimi açmıştım ki, gözlerimi kamaştıran Güneş ışıklarını görmemle gözlerimi kapatıp, yüzümü çevirmiştim. Yatağımdan kalktım ve aynadan nasıl gözüktüğüme baktım. Saçlarım dağılmış ve karışmıştı. Yanaklarımdaki yastık izleri kızarmış bir şekilde kendini belli ediyordu. Dudaklarım kızarmış ve tıpkı gözlerim gibi şişmişti. Ten rengim her geçen gün biraz daha açılıyormuş gibi geliyordu. Küçükken esmer olduğum için anneme yakınırdım ve o da bana ''böyle çok güzelsin ama merak etme büyüdükçe rengin açılır,'' derdi. Hızla yatağımı toparladım ve rutin bakımlarımı yaptıktan sonra annemin yanına gittim. Bugün çalışmıyordu ve bilgisayarı kapalıydı. Mükemmel bir kahvaltı hazırlamıştı ve tüm pozitif enerjisini etrafa saçarak spor yapıyordu. Ona her baktığımda daha da çok hayranlık duyuyordum.
Heyecanla bana bakıyordu ve bu bakışını tanıyordum. Sınav sonuçları için benden bile daha çok heyecanlıydı.
-Sonuçlar yarın açıklanacak, Anne.
Annem kıkırdayarak yanıma oturdu.
-Dershanenden, aradılar. Fatma hoca yarın sınav sonuçları açıklanacağı için bugün sınava giren öğrencilere kursta özel bir gün hazırlamışlar. Doğal olarak sen de davetlisin ama gitmek isteyip, istemeyeceğini bilmediğim için hocaya birşey söylemedim.
-Tabi ki, gideceğim. Fatma Hoca, James Hoca ve Ali Hocayı çok özledim ve onların bana verdiği destekleri asla unutamam.





