İçeriğe geç

AŞKIN ATEŞİ

Bölüm 4 · 4 dk okuma

AŞKIN ATEŞİ

Bölüm 4

4. Bölüm

Iyi okumalarr♡

~~~

Saatlerdir burda tek başıma oturuyordum. Hayır yani beni kaçıran sizsiniz ne gelen var ne giden. Aslında şu ellerimi çözmeyi bir başarabilsem burdan çoktan kaçmıştım da işte çözemiyordum.

Bir yandan babamı düşnüyordum bir yandan acıktığım için midemin ağrısını düşünüyordum. Acıktığımı söylesem yiyecek bir şeyler getirirmiydiler acaba. O sıra konuya dahil olan iç sesim seni şimdiye kadar öldürmediklerine dua et diyordu ama ben tabikii onu dinlemeden bağırmaya başladım.

"Pardon! Bakar mısınız acaba? Niye nazik konuşuyorsam bende? Mayfa kılıklı vicdansız köpekler! Kaç saattir burdayım açlıktan midem sırtıma yapıştı. Duydunuz mu?" Nefesimi boşa harcadığımı hissettiğim o dakika kapı şükür ki açılmıştı. Yine bir görememe sorunu yaşadıktan sonra karşımdaki ırz düşmanı kılıklı adama baktım. Saçları biraz uzundu ve onları arkadan bağlamıştı. Üzerindeki sacma sapan takım elbise ona tam olarak kötü adam havası veriyordu.

"Kızım sen ne geveze bir şey çıktın böyle. Buraya kapatıldığından beri car car car. Patrona dua et sen o olmasa var ya o küçük dilin şu an ellerinin arasında duruyor olurdu. Sesini kes otur aşağı. Yemek falan yok, sen babanın yerini söyleyene kadar burdan çıkmak da yok." Şerefsiz piç.

"Kaçırmasaydınız kardeşim. Konuşurum tabi saattlerdir burda tek başınayım artı aç sussuzum. Ha bide babamın yerini söyeleyecekmişim. Haha güleyim de boşa gitmesin. Biliyorsaniz asıl siz söyleyin yerini ki bilsem bile açlıktan ölürken söyleyemem herhalde." Babamın yerini bilmediğime inanmıyorlardı. Bu gidişle ya açlıktan ölecektim ya da bunlar beni bilmediğim bir şey için öldürecekti.

"Yine çok konuşmaya başladın sen." Dedi ve biraz ilerdeki bir koliden bant çıkardı ne yapacağını anladığım icin hemen konuşmaya başladım.

"Sakın! Duydun mu beni pis mafya. Indir o elindeki bandı. Kimse yok mu!? Bir kadını öldürüyorlar-" Dudaklarıma yapıştırdığı bant sözlerimi bölerken adam arkasına bile bakmadan gitti. Yine kalmıştım karanlıkta. Insan bi ışık koyardı. Sevmiyordum karanlığı bu korkmak değildi sevmiyordum işte. Karanlıkta kalmayi da istemiyordum burda bu adamlarla kalmayı da sadece babamı istiyordum sadece önceki normal hayatımı istiyordum. Babamla ufak tefek tartışmalarımızı özlemiştim. Babamla uyumayı. Babasının küçük kızı Asel olmayı özlemiştim.

Göz yaşlarımı tutamadım. Aylardır tuttuğum bu yaşlar dandirik bir bant yüzünden seller gibi akıyordu. Yorulmuştum. Korkmuyormuş gibi yapsamda bu insanlardan deli gibi korkuyordum. Ağlamayı kesmek istemiyordum. Ağlamam şiddetlenirken bant yüzünden hıçkırıklarımın sesi de tuhaf çıkıyordu. Mavi gözlerimin kıpkırmızı olduğuna emindim.

Bir kız çocuğu gibi ağlamaya devam ederken kapı açıldı. O gri atletli adam gelmişti. Patron bu olsa gerek. Içeri usul adımlara girdi ve köşede duran sandalyeyi çekip tam karşımda oturdu. Oturur pozisyonda olduğum için dirseklerini bacaklarına yasladı ve biraz daha yaklaştı.

"Niye ağlıyorsun?" Soruya bak. Sanki bir arkadaşına soruyordu bu soruyu. Bide ağzım bantlıyken nasıl cevap vermemi bekliyordu tam olarak. Gözlerimle bantı işaret ettim. Kesin işaret ederken şaşı olmuştum ama hiç önemli değildi.

Banti çekip çıkardı. Yavaş be adam!

"Ah! Yavaş olsana ya." Bıkkın bir nefes verdi. Suratına bön bön bakarken yüz ifadesini nasil bu kadar sert tuttuğunu merak etmiştim.

"Cevap ver." Söylediği şeyle sorusu aklıma geldi. Nefes verir gibi güldüm.

"Benimle dalga mı geçiyorsun? Bu durumda gülmemi mi bekliyordun?" Gözlerimin tam içine bakarken bu kadar yakışıklı bir adamın nasil böyle kötü olduğunu düşünüyordum.

"Zarar görmek istemiyorsan babanın yerini söyle." Bende bilmiyorum niye anlamak istemiyorlardı?

"Nerde olduğunu bilmiyorum. Bilseydim de söylemezdim zaten. O yüzden beni bırak artık. Bir işine yaramam." Doğru mu söylüyorum diye yüzümü inceliyordu. İnanmamış olacakki yüzünü daha çok yaklaştırdı. Aradaki mesafe azaldıkça onu ilk gördüğüm zamanki gibi vücudum yanıyordu. Niye böyle oluyordum anlayamıyordum.

"Yalan söylemek bir işine yaramaz. Baban nerde?" Yarabbim sabır.

"Babamı neden arıyorsun? Öldürecek misin?" Diye sorarken aynı şekilde bende ona doğru eğildim. Oo Asel hanım aptal cesareti yine üstünüzde!

Bakışları anlık olarak dudaklarıma değdi ve tekrar gözlerimi buldu. O neydi öyle?

"Orası seni alakadar etmez. O babanla benim aramda." Komik adam seni! Nasıl alakadar etmez babam o benim.

"Bu kadar konuşmak yeter. Babanın yerini söylemeye karar verdiğine tekrar konuşuruz." Dedi ve hızla kalktı o sira arkasından seslendim.

"Mafya! Yine kranlıkta kalmak istemiyorum." Adımları saniyelik olarak durdu ve yürümeye devam etti. Kapıyı arkasından kapattı. Vicdansız mafya!

"Kalpsiz adam! Korkuyorum işte. Niye anlamıyorsun? Zaten benim bir mafyadan iyilik beklemem hata. Vicdansız! Duydun mu beni vicdan-" Sözlerimi kesen şey kapının tekrar açılmasıydı. Cüssesinden anladığım kadarıyla patron dedikleri kişiydi. Niye tekrar gelmişti?

O sıra elindeki küçük ışıldağı gördüm. Tezgâh gibi olan yere koydu ve açtı. Içerisi aydınlanıren yüzümdeki gülümseme anlatıyordu ne kadar rahatladığımı. Gözlerim mafyayı bulurken onun bakışlarının zaten bende olduğunu fark ettim. Bir süre bakışları yüzümdeki gülümsemede oyalandıktan sonra ifadesiz suratıyla kapıya doğru yöneldi. Kalpsiz demiştim. Ve vicdansız. Neyse ne zaten beni kaçırarak hak etmişti bu sözleri.

"Teşekkür ederim." Yine de teşekkür etmeliydim ama dimi. Dilimi koparmak isteyen bile varken bu patron mafyanın yaptığı şey çok güzeldi. Adımları durmadan omzunun üstünden bir bakış attı ve gitti.

~~~

☆

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.