Iyi okumalarr♡
~~~
İcimden gülmek istedim. Bi kere benim gözlerim kara değil maviydi. Takıldığım noktanın saçmalığının farkındaydım ama yine de sinir olmuştum.
Başka düşünceleri aklımdan atıp babamı düşünmeye başladım.
8 ay önceydi sanırım. Babam telaşlı bir şekilde eve gelmişti şaşkınlıkla ona bakmıştım ama bana hiç bir açıklama yapmadan odasına girmişti. Ne olduğunu anlamak için onu takip edip odasına gitmiştim. Yatak odasının içinde bir çalışma odası vardı. Hızlı adımlarla oraya girip masanın çekmecelerini karıştırmaya başlamıştı.
"Baba iyi misin? Ne arıyorsun? Söyle de yardım edeyim." Beni hiç duymuyormuş gibi bir hali vardı. Korkmaya başlamıştım.
"Baba sana diyorum duymuyor musun?" Iyice yanina yaklaştım ve koluna dokunup onu sarstım. Telaşlı gözleri sonunda beni bulmuştu. Ama beni daha yeni görüyormuş gibi bir ifade oluştu suratında. Sonra iki eliyle kollarımdan tuttu ve tedirgin bir ses tonuyla konuşmaya başladı.
"Asel kızım hani Fransaya gitmeyi çok istiyordun ya git kızım hatta hemen al uçak biletini ilk uçakla git tamam mı?" Benden uzak kalmamak için yurtdışına gitmemi hiç bir zaman istemeyen babam ne olmuştu da gitmem için ısrar ediyordu.
"Baba sorun ne? Niye gitmemi bu kadar istiyorsun? Bişey oldu degil mi ne oldu?" Yüzümü inceleyen babam beni korkutmak dışında bir şey yapmıyordu. Bir şeyleri açıklamaması daha da can sıkıcıydı
"Bır şey olmadı kızım sadece istediğini yapmanı söylüyorum." Hiç inandırıcı olmayan bu sözleri karşısında sadece bakışlarımı onun üzerine diktim o ise gözlerini kaçırmak dışında bir şey yapmadı.
Telefonun çalmasıyla gergin olan suratı bu sefer korkuya kapıldı. Telefonu tamamen kapatıp aradığı seyi tekrar aramaya başladı.
"Kimdi o? Niye açmadın?" Ben sorularıma devam ederken babam beni umursamıyordu.
"Baba cevap ver artık!" Sesimi yükseltmiştim. Babam durdu ve bana döndü.
"Bir süre buralarda olamayacağım. Seni ararım. Bana uzun süre ulaşamazsan polise falan gitmeyi düşünme sakın sadece dediğimi yap ve Fransaya git." Kaşlarımın çatılmasına engel olamazken olayları anlamaya çalışıyordum.
"Neye bulaştın baba? Başını belaya mı soktun? Yoksa birinden mi kaçıyorsun?" Babam avukattı ama öyle normal avukatlardan değildi maalesef. İş adamlarının avukatlığını yapıyordu ama o adamların nasıl kirli işlere bulaştığını ben tahmin dahi edemezdim. Bu yüzden babam sürekli temkinliydi. Beni yanından ayırmazdı. Kimseye güvenmezdi. Ama şu anki halinden anladığım kadarıyla başı beladaydı ve beni de uzağa göndermeye çalışıyordu.
Babam sorularımı duymazlıktan gelip aradığı şeyi buldu. Bir evrak gibi bir şeydi. Çantasına sıkıştırp bir kaç bir şey daha alıp çıkmak için aşağı indi.
"Baba sende mi gideceksin? Tıpkı annem gibi." Bunu demek zorundaydım çünkü hali ve dediklerinden uzun süre gelmeyeceği belliydi. Belkide bir daha hiç gelmeyecekti. Dolu gözlerimle ona bakarken 7 yıl önceki küçük Asel gibiydim. Annesinin ardından ağlayan o Aseldim.
"Asel kızım beni annenle karıştırma. Ben seni terk etmiyorum. Geri döneceğim. Söz veriyorum." Dedi ve yaklaşıp anlımdan öpüp ağzımı açmama izin vermeden çekti gitti.
~~~
Bu bölümde biraz eskiye gidip babasından bahsetmek istedim çünkü bu konu soru isareti olarak kalacak gibi hissettim.
Umarim beğenmişsinizdir☆