Akşam kararmaya başlayınca, parkın ışıkları yanmaya başladı. Sarı ışıklar ağaçların arasından süzüldü ve yürüyüşümüzü daha da huzurlu bir hâle getirdi. Demir hâlâ kolumdan sıkıca tutuyordu, gözlerimiz birbirine kilitlenmişti. “Ayça…” dedi yumuşak bir sesle, “gözlerinin içine baktığımda, tüm korkularımı unutuveriyorum. Sadece sen ol, yeter bana.” Kalbim öyle hızlı çarptı ki, nefesimi tutmak zorunda kaldım. “Demir… ben de öyle hissediyorum. Sen yanımdayken, dünya duruyor gibi… sadece biz varız.” Demir durdu ve bana döndü. Gözlerindeki kararlılık ve sevgi birleşmişti. “O zaman sana bir şey göstereceğim,” dedi. Beni elinden tutarak parkın biraz daha uzak bir köşesine götürdü. Orada küçük bir gölet vardı; suyun üzerinde ışıklar yansıyordu ve yıldızlar suya dokunmuş gibi parlıyordu. Başımı ona yasladım, parmaklarımız hâlâ kenetlenmişti. “Burası… harika,” dedim fısıltıyla. Demir hafifçe gülümsedi, başını bana yaklaştırdı. “Bütün bunları seninle paylaşmak… her şeyden daha değerli,” dedi. O an, gözlerimi kapattım ve başımı omzuna yasladım. Nefesimizi birbirimizde hissettik, kalplerimiz birbirine karıştı. Tüm korkular, tüm kaygılar geride kalmıştı; sadece sevgi ve huzur vardı. Demir dudaklarını yanağımı sürterek öptü, ardından fısıldadı: “Her zaman, Ayça… hep senin yanında olacağım.” Ben de karşılık verdim, sesim titriyordu ama kararlıydı: “Ve ben de… hep senin yanındayım, Demir.” Göletin üzerindeki ışıklar, yıldızlar ve sessiz park… her şey bizim için durmuş gibiydi. O an anladım ki, hayatın tüm tehlikeleri ve acıları, aramızdaki bu bağın gücüne karşı hiçbir şey ifade edemezdi. Göletin kenarında otururken, Demir başını hafifçe eğip bana baktı. Gözlerinde hem sevgi hem de kararlılık vardı. Parmaklarımız hâlâ birbirine kenetlenmişti; sanki hiçbir güç bu bağı koparamayacakmış gibi. “Ayça,” dedi yavaşça, sesi fısıltıdan bile daha derin, “seninle birlikte her şeyi göğüsleyebileceğimi anladım. Hayatta en değerli şeyin ne olduğunu… senin yanımda olduğunda anlıyorum.” Kalbim hızla çarptı. “Ben de… seni kaybetmekten korktum. Ama artık biliyorum ki, birlikteyken hiçbir şey bizi ayıramaz.” Demir bana yaklaştı, alnımı öptü ve gözlerimin içine baktı. “Sana sarılmak… bana hayat veriyor, Ayça. Bunu unutma.” Başımı omzuna yasladım, nefesini hissettim. Sıcaklığı içime işliyordu, tüm kaygılarımı silip götürüyordu. O an, dünyadaki tek gerçek şeyin birbirimize olan sevgimiz olduğunu hissettim. Gökyüzünde yıldızlar yavaş yavaş parlıyordu. Demir elimi sıkıca tutup fısıldadı: “Her zaman, Ayça… hep senin yanındayım.” Ben de gözlerimi kapatıp başımı onun omzuna yasladım. “Ve ben de… hep senin yanındayım,” dedim. Bir süre öylece oturduk, göletteki yansımalar yıldızlarla birleşiyor, park sessizliğe gömülüyordu. O an, hayatın tüm karmaşası, tehlikeleri ve korkuları tamamen geride kalmıştı. Sadece biz vardık; birbirimize ait, güvenli ve özgürdük.
Bölüm 50
48. Bölüm
