İçeriğe geç

Asker ve doktor aşkı (Hayatla Sınanan Sevda)

Bölüm 50 · 2 dk okuma

Asker ve doktor aşkı (Hayatla Sınanan Sevda)

Bölüm 50

48. Bölüm

‎Akşam kararmaya başlayınca, parkın ışıkları yanmaya başladı. Sarı ışıklar ağaçların arasından süzüldü ve yürüyüşümüzü daha da huzurlu bir hâle getirdi. Demir hâlâ kolumdan sıkıca tutuyordu, gözlerimiz birbirine kilitlenmişti. ‎ ‎“Ayça…” dedi yumuşak bir sesle, “gözlerinin içine baktığımda, tüm korkularımı unutuveriyorum. Sadece sen ol, yeter bana.” ‎ ‎Kalbim öyle hızlı çarptı ki, nefesimi tutmak zorunda kaldım. “Demir… ben de öyle hissediyorum. Sen yanımdayken, dünya duruyor gibi… sadece biz varız.” ‎ ‎Demir durdu ve bana döndü. Gözlerindeki kararlılık ve sevgi birleşmişti. “O zaman sana bir şey göstereceğim,” dedi. ‎ ‎Beni elinden tutarak parkın biraz daha uzak bir köşesine götürdü. Orada küçük bir gölet vardı; suyun üzerinde ışıklar yansıyordu ve yıldızlar suya dokunmuş gibi parlıyordu. ‎ ‎Başımı ona yasladım, parmaklarımız hâlâ kenetlenmişti. “Burası… harika,” dedim fısıltıyla. ‎ ‎Demir hafifçe gülümsedi, başını bana yaklaştırdı. “Bütün bunları seninle paylaşmak… her şeyden daha değerli,” dedi. ‎ ‎O an, gözlerimi kapattım ve başımı omzuna yasladım. Nefesimizi birbirimizde hissettik, kalplerimiz birbirine karıştı. Tüm korkular, tüm kaygılar geride kalmıştı; sadece sevgi ve huzur vardı. ‎ ‎Demir dudaklarını yanağımı sürterek öptü, ardından fısıldadı: ‎“Her zaman, Ayça… hep senin yanında olacağım.” ‎ ‎Ben de karşılık verdim, sesim titriyordu ama kararlıydı: ‎“Ve ben de… hep senin yanındayım, Demir.” ‎ ‎Göletin üzerindeki ışıklar, yıldızlar ve sessiz park… her şey bizim için durmuş gibiydi. O an anladım ki, hayatın tüm tehlikeleri ve acıları, aramızdaki bu bağın gücüne karşı hiçbir şey ifade edemezdi. ‎ ‎ ‎Göletin kenarında otururken, Demir başını hafifçe eğip bana baktı. Gözlerinde hem sevgi hem de kararlılık vardı. Parmaklarımız hâlâ birbirine kenetlenmişti; sanki hiçbir güç bu bağı koparamayacakmış gibi. ‎ ‎“Ayça,” dedi yavaşça, sesi fısıltıdan bile daha derin, “seninle birlikte her şeyi göğüsleyebileceğimi anladım. Hayatta en değerli şeyin ne olduğunu… senin yanımda olduğunda anlıyorum.” ‎ ‎Kalbim hızla çarptı. “Ben de… seni kaybetmekten korktum. Ama artık biliyorum ki, birlikteyken hiçbir şey bizi ayıramaz.” ‎ ‎Demir bana yaklaştı, alnımı öptü ve gözlerimin içine baktı. “Sana sarılmak… bana hayat veriyor, Ayça. Bunu unutma.” ‎ ‎Başımı omzuna yasladım, nefesini hissettim. Sıcaklığı içime işliyordu, tüm kaygılarımı silip götürüyordu. O an, dünyadaki tek gerçek şeyin birbirimize olan sevgimiz olduğunu hissettim. ‎ ‎Gökyüzünde yıldızlar yavaş yavaş parlıyordu. Demir elimi sıkıca tutup fısıldadı: ‎“Her zaman, Ayça… hep senin yanındayım.” ‎ ‎Ben de gözlerimi kapatıp başımı onun omzuna yasladım. “Ve ben de… hep senin yanındayım,” dedim. ‎ ‎Bir süre öylece oturduk, göletteki yansımalar yıldızlarla birleşiyor, park sessizliğe gömülüyordu. O an, hayatın tüm karmaşası, tehlikeleri ve korkuları tamamen geride kalmıştı. Sadece biz vardık; birbirimize ait, güvenli ve özgürdük. ‎

Bölüm sonu

1 yorum