Gece ilerledikçe gökyüzü tamamen karardı ve yıldızlar iyice parlamaya başladı. Demir hâlâ yanımdaydı; başını hafifçe omzuma yaslamış, parmaklarımız birbirine kenetlenmişti. Sanki dünya sadece bizim etrafımızda dönüyordu. Derin bir nefes aldım, başımı hafifçe kaldırıp ona baktım. “Demir… biliyor musun, yıldızlara bakınca… seninle olduğumu hissetmek, bana her şeyi unutturuyor. Korkularımı, endişelerimi… hepsi kayboluyor.” O gözlerimi süzdü, dudaklarını kıvrılarak hafifçe gülümsedi. “Ayça… senin yanında olmak, bana en büyük huzuru veriyor. Ne olursa olsun, seni koruyamasam bile… yanında olacağım, hep yanında.” Kalbim hızla çarptı. Başımı onun göğsüne yasladım, nefesini hissettim. “Ben de… hep senin yanında olacağım, Demir. Hiçbir yere gitmeyeceğim.” Demir yavaşça başını kaldırdı, gözlerimin içine baktı ve fısıldadı: “Biliyorum, Ayça… ve bu bana yetiyor. Her şey… senin varlığınla anlam kazanıyor.” Bir süre sessizce oturduk, sadece gökyüzüne ve birbirimize odaklanmıştık. Parmaklarımız hâlâ kenetlenmiş, kalplerimiz aynı ritimde atıyordu. Sonra yavaşça ayağa kalktı, beni de kaldırdı. El ele yürüyerek göletin etrafında dolaştık, yıldızlar sanki sadece bize parlıyordu. Her adımda birbirimize daha da yakınlaştığımızı hissettik; dünyadaki tüm korkular ve tehlikeler artık anlamsızdı. Demir bir an durdu, başını eğdi ve gözlerime bakarak fısıldadı: “Ayça… söz veriyorum, ne olursa olsun, hep senin yanında olacağım. Hayatın her anında, seninle birlikteyim.” Ben de başımı hafifçe ona yaslayarak fısıldadım: “Ve ben de… hep senin yanındayım, Demir. Her zaman.” O an, gökyüzü, yıldızlar ve sessiz park… hepsi bizim için durmuş gibiydi. Sadece biz vardık; birbirimize ait, güvenli ve özgür olmuştuk. Gökyüzü kararmış, yıldızlar parlamaya devam ediyordu. Demir beni gölete yaklaştırdı, elim hâlâ onun elindeydi; parmaklarımız sıkıca kenetlenmişti. Sessizlik içimizde bir huzur yaratmıştı, sadece birbirimizin nefesini duyuyorduk. Başımı hafifçe kaldırdım, gözlerimizi birbirine kilitledik. “Demir…” dedim fısıltıyla, “bu an… seninle olmak… bana her şeyi unutturuyor. Sadece sen varsın ve bu yetiyor.” O da bana baktı, dudaklarında hafif bir tebessüm. “Ayça… senin yanında olmak, bana en büyük huzuru veriyor. Ne olursa olsun, seni kaybetmekten korksam bile… yanında olacağım, hep yanında.” Kalbim hızla çarptı. Başımı göğsüne yasladım ve nefesini hissettim. “Ben de… hep senin yanında olacağım, Demir. Hiçbir yere gitmeyeceğim.” Demir yavaşça bana yaklaştı, alnımı öptü. Parmaklarını yüzüme dokundurdu, gözlerime baktı. “Senin yanında olmak… bana hayat veriyor, Ayça. Bunu unutma.” Başımı omzuna yasladım. Sıcaklığı içime işledi; tüm korkularım ve kaygılarım silinmişti. Sadece mutluluk, güven ve aşk kalmıştı. Bir süre sessizce durduk, birbirimize yaslanmış, gökyüzündeki yıldızları izliyorduk. Sonra Demir bana doğru eğildi, dudaklarıyla yavaşça benim dudaklarıma dokundu. İlk öpücüğümüz… kısa ama tarifsiz bir yoğunluk taşıyordu; kalbim o an yerinden çıkacak gibi oldu. Gözlerimi açtım, Demir bana bakıyordu; gözlerinde hem sevgi hem de kararlılık vardı. Fısıldadı: “Her zaman… hep senin yanında olacağım, Ayça.” Ben de dudaklarımı hafifçe gülümseyerek ona değdirdim. “Ve ben de… hep senin yanındayım.” O an, gökyüzü, yıldızlar ve sessiz park… hepsi bizim için durmuştu. Sadece biz vardık; birbirimize ait, güvenli ve özgürdük.
Bölüm 51
49. Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.