İçeriğe geç

Asker ve doktor aşkı (Hayatla Sınanan Sevda)

Bölüm 51 · 2 dk okuma

Asker ve doktor aşkı (Hayatla Sınanan Sevda)

Bölüm 51

49. Bölüm

‎Gece ilerledikçe gökyüzü tamamen karardı ve yıldızlar iyice parlamaya başladı. Demir hâlâ yanımdaydı; başını hafifçe omzuma yaslamış, parmaklarımız birbirine kenetlenmişti. Sanki dünya sadece bizim etrafımızda dönüyordu. ‎ ‎Derin bir nefes aldım, başımı hafifçe kaldırıp ona baktım. “Demir… biliyor musun, yıldızlara bakınca… seninle olduğumu hissetmek, bana her şeyi unutturuyor. Korkularımı, endişelerimi… hepsi kayboluyor.” ‎ ‎O gözlerimi süzdü, dudaklarını kıvrılarak hafifçe gülümsedi. “Ayça… senin yanında olmak, bana en büyük huzuru veriyor. Ne olursa olsun, seni koruyamasam bile… yanında olacağım, hep yanında.” ‎ ‎Kalbim hızla çarptı. Başımı onun göğsüne yasladım, nefesini hissettim. “Ben de… hep senin yanında olacağım, Demir. Hiçbir yere gitmeyeceğim.” ‎ ‎Demir yavaşça başını kaldırdı, gözlerimin içine baktı ve fısıldadı: ‎“Biliyorum, Ayça… ve bu bana yetiyor. Her şey… senin varlığınla anlam kazanıyor.” ‎ ‎Bir süre sessizce oturduk, sadece gökyüzüne ve birbirimize odaklanmıştık. Parmaklarımız hâlâ kenetlenmiş, kalplerimiz aynı ritimde atıyordu. ‎ ‎Sonra yavaşça ayağa kalktı, beni de kaldırdı. El ele yürüyerek göletin etrafında dolaştık, yıldızlar sanki sadece bize parlıyordu. Her adımda birbirimize daha da yakınlaştığımızı hissettik; dünyadaki tüm korkular ve tehlikeler artık anlamsızdı. ‎ ‎Demir bir an durdu, başını eğdi ve gözlerime bakarak fısıldadı: ‎“Ayça… söz veriyorum, ne olursa olsun, hep senin yanında olacağım. Hayatın her anında, seninle birlikteyim.” ‎ ‎Ben de başımı hafifçe ona yaslayarak fısıldadım: ‎“Ve ben de… hep senin yanındayım, Demir. Her zaman.” ‎ ‎O an, gökyüzü, yıldızlar ve sessiz park… hepsi bizim için durmuş gibiydi. Sadece biz vardık; birbirimize ait, güvenli ve özgür olmuştuk. ‎ ‎ ‎Gökyüzü kararmış, yıldızlar parlamaya devam ediyordu. Demir beni gölete yaklaştırdı, elim hâlâ onun elindeydi; parmaklarımız sıkıca kenetlenmişti. Sessizlik içimizde bir huzur yaratmıştı, sadece birbirimizin nefesini duyuyorduk. ‎ ‎Başımı hafifçe kaldırdım, gözlerimizi birbirine kilitledik. “Demir…” dedim fısıltıyla, “bu an… seninle olmak… bana her şeyi unutturuyor. Sadece sen varsın ve bu yetiyor.” ‎ ‎O da bana baktı, dudaklarında hafif bir tebessüm. “Ayça… senin yanında olmak, bana en büyük huzuru veriyor. Ne olursa olsun, seni kaybetmekten korksam bile… yanında olacağım, hep yanında.” ‎ ‎Kalbim hızla çarptı. Başımı göğsüne yasladım ve nefesini hissettim. “Ben de… hep senin yanında olacağım, Demir. Hiçbir yere gitmeyeceğim.” ‎ ‎Demir yavaşça bana yaklaştı, alnımı öptü. Parmaklarını yüzüme dokundurdu, gözlerime baktı. “Senin yanında olmak… bana hayat veriyor, Ayça. Bunu unutma.” ‎ ‎Başımı omzuna yasladım. Sıcaklığı içime işledi; tüm korkularım ve kaygılarım silinmişti. Sadece mutluluk, güven ve aşk kalmıştı. ‎ ‎Bir süre sessizce durduk, birbirimize yaslanmış, gökyüzündeki yıldızları izliyorduk. Sonra Demir bana doğru eğildi, dudaklarıyla yavaşça benim dudaklarıma dokundu. İlk öpücüğümüz… kısa ama tarifsiz bir yoğunluk taşıyordu; kalbim o an yerinden çıkacak gibi oldu. ‎ ‎Gözlerimi açtım, Demir bana bakıyordu; gözlerinde hem sevgi hem de kararlılık vardı. Fısıldadı: ‎“Her zaman… hep senin yanında olacağım, Ayça.” ‎ ‎Ben de dudaklarımı hafifçe gülümseyerek ona değdirdim. “Ve ben de… hep senin yanındayım.” ‎ ‎O an, gökyüzü, yıldızlar ve sessiz park… hepsi bizim için durmuştu. Sadece biz vardık; birbirimize ait, güvenli ve özgürdük. ‎

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.