İçeriğe geç

Asker ve doktor aşkı (Hayatla Sınanan Sevda)

Bölüm 47 · 2 dk okuma

Asker ve doktor aşkı (Hayatla Sınanan Sevda)

Bölüm 47

45. Bölüm

‎Güneş yavaş yavaş yükseliyordu; hafif bir ışık şehri aydınlatıyor, sokakları altın rengine boyuyordu. Demir’in koluna yaslanmış yürüyordum, adımlarımız uyum içindeydi. Ellerimiz hâlâ sıkıca kenetlenmişti; sanki hiç bırakmayacakmışız gibi. ‎ ‎Bir kafeye rastladık, küçük ve sıcak bir yerdi. Demir durdu, bana baktı: ‎“Bir kahve içelim mi? Huzurlu bir başlangıç olur.” ‎ ‎Gülümsedim, başımı salladım. “Evet… yanında her şey daha güzel.” ‎ ‎İçeri girdik. Masaya oturduğumuzda, Demir elimi hâlâ bırakmadı. Gözlerim ona takılıydı; her hareketi, her bakışı kalbimde bir sıcaklık yaratıyordu. ‎ ‎Kahvelerimizi alırken, sessiz bir an yaşadık. Oda hafifçe kahve kokusuyla doluydu. Demir hafifçe eğildi, dudaklarına bir tebessüm yerleştirerek fısıldadı: ‎“Biliyor musun Ayça… seni kaybetmekten korktuğum anlar, bana aslında seni ne kadar çok sevdiğimi gösterdi.” ‎ ‎Kalbim hızla çarptı. “Ben de seni kaybetmekten korktum, Demir. Ama senin yanında… korkularım yok oluyor.” ‎ ‎O an birbirimize yaklaştık. Başlarımız neredeyse birbirine değiyordu, nefeslerimiz birbirine karışıyordu. Demir yavaşça elimi alnına götürdü, hafifçe öptü ve gülümsedi. ‎“Senin yanında olmak… her şeyden daha değerli.” ‎ ‎Ben de karşılık verdim, başımı hafifçe onun omzuna yasladım. ‎“Sana sarılmak… bana güç veriyor, Demir.” ‎ ‎Kafenin sessizliğinde sadece birbirimizin varlığı vardı. Dışarıdaki dünya hâlâ dönüyordu ama bizim için zaman durmuş gibiydi. O an anladım; hayatın tehlikeleri, korkuları, acıları… hiçbir şey, birbirimize duyduğumuz güven ve sevgiden daha güçlü olamazdı. ‎ ‎Demir gözlerime bakıp fısıldadı: ‎“Her zaman… hep senin yanındayım, Ayça.” ‎ ‎Ben de karşılık verdim, gülümseyerek: ‎“Ve ben de… hep senin yanındayım.” ‎ ‎Gün ilerledikçe, birlikte yürümek ve küçük şeylerden keyif almak bize tarifsiz bir huzur veriyordu. Sokaklarda el ele dolaşıyor, her bakışımızda birbirimize gülümsüyor, sessizce birbirimizin varlığını hissediyorduk. ‎ ‎Demir bir anda durdu, bana baktı ve hafifçe gülümsedi: ‎“Bak Ayça… sadece seninle olunca, dünyadaki her şey daha anlamlı geliyor.” ‎ ‎Kalbim hızla çarptı. “Ben de öyle hissediyorum, Demir. Sen yanımdayken, korkularım yok oluyor, sanki hiçbir şey bizi etkileyemiyor.” ‎ ‎Bir bankın önünde durduk. Demir beni hafifçe oturttu, kendi yanında çömeldi. Ellerimiz hâlâ sıkıca kenetlenmişti. Göz göze geldik, sessizlik içinde birbirimizi izledik. ‎ ‎“Biliyor musun,” dedi Demir, başını hafifçe yana eğerek, “seni kaybetme korkum… aslında bana seni ne kadar çok sevdiğimi gösterdi.” ‎ ‎Başımı hafifçe eğip gözlerimi kapattım. “Ben de… seni kaybetmekten korktum. Ama artık biliyorum ki, birbirimize sarıldığımız sürece hiçbir şey bizi ayıramaz.” ‎ ‎O an Demir yavaşça bana yaklaştı, alnımı öptü. Sıcaklığı içime işledi, bütün kaygılarımı silip götürdü. ‎ ‎“Her zaman yanında olacağım, Ayça,” fısıldadı. ‎Ben de ona karşılık verdim, sesi kararlı ve içten: ‎“Ve ben de… hep senin yanındayım.” ‎ ‎Dışarıdaki dünya hâlâ dönüyordu, ama bizim için zaman durmuştu. Birbirimize sarılarak, ilk kez tüm tehlikelere rağmen huzuru ve güveni hissetmiştik. ‎

Bölüm sonu

1 yorum