İçeriğe geç

Asker ve doktor aşkı (Hayatla Sınanan Sevda)

Bölüm 45 · 2 dk okuma

Asker ve doktor aşkı (Hayatla Sınanan Sevda)

Bölüm 45

43. Bölüm

‎Gözlerimi Demir’in yüzünden ayıramıyordum. Her yara izi, her bandaj bana onun ne kadar güçlü olduğunu hatırlatıyordu… ama aynı zamanda ne kadar kırılgan olabileceğini de. Kalbim, onun gözlerindeki kararlılığı gördükçe hızlı hızlı çarpıyordu. ‎ ‎Elimi sıkıca tuttu, parmaklarımız birbirine kenetlenmişti. O an hissettiğim sıcaklık… bütün korkularımı, bütün kaygılarımı bir anda eritti. Nefesimi tutarak düşündüm: “Onu bırakmayacağım. Asla.” ‎ ‎Hemşireler odadan çıkınca Demir bana döndü. Yüzündeki hafif gülümseme, gözlerindeki o tarifsiz güven… içimi hem rahatlatıyor hem de daha fazla korkutuyordu. Çünkü biliyordum, onu kaybetmekten korkuyordum. ‎ ‎“Demir…” diye fısıldadım, sesim titriyordu. “Seni böyle görmek… içimi parçalıyor.” ‎ ‎O başını bana çevirdi, bakışları yumuşaktı ama bir o kadar da güçlü. “Buradayım “Ayça… seni bırakmam,” dedi. ‎ ‎Kalbim o sözleri duyduğunda bir anlığına durdu gibi oldu. Titreyen dudaklarımı onun yanağına yasladım. “Gitme,” dedim tek bir kelimeyle, elim hâlâ onun elindeydi. ‎ ‎Ve o an… bir mucize gibi hissettim. Tüm dünya dursa, tüm tehlikeler yok olsa bile, sadece ikimiz varmışız gibi… güven, sıcaklık ve sevgi dolu bir adada sıkışmış gibiydik. ‎ ‎Gözlerimi kapattım, nefesini hissettim. O da beni bırakmayacaktı. İçimde bir huzur dalgası yayıldı; tüm korkularım, tüm kaygılarım Demir’in yanında anlamını yitirmişti. ‎ ‎Odaya gelen hemşireyi, kapının açılışını… hiçbirini duymuyordum. Tek gerçek olan, Demir’in varlığıydı ve ben bunu tüm kalbimle hissettim. ‎ ‎ ‎Başımı Demir’in göğsüne yasladım, nefesini yüzümde hissediyordum. Parmaklarım hâlâ onun elindeydi ve o sıkıca tutuyordu. O an, tüm korkularım ve endişelerim bir kenara kaydı; tek düşündüğüm şey, onun yanından bir an bile ayrılmamaktı. ‎ ‎“Demir…” dedim, sesi titreyerek ama kararlı. “Sana bir şey itiraf etmem lazım.” ‎ ‎“Başını kaldırdı, gözlerimi aradı. Gözlerinde hem endişe hem de o eşsiz sıcaklık vardı. “Ne söylemek istiyorsan… korkma. Dinliyorum.” ‎ ‎Derin bir nefes aldım. Ben… seni kaybetmekten korkuyorum. Her an, her saniye… bir şey olur diye. ‎ ‎Bir an sessizlik oldu. Sadece nefes alış verişlerimiz duyuluyordu. O anın ağırlığı, odadaki tüm kaosu yok etmişti. Sonra Demir dudaklarını hafifçe kıvrılarak gülümsedi. ‎ ‎“Ben de… aynı şeyi hissediyorum, Ayça. Sen yanımdayken, tek bir acıyı bile hissetmiyorum. Ama senden uzak kaldığım her saniye… kendimi eksik hissediyorum.” ‎ ‎Kalbim yerinden çıkacak gibi oldu. Dudaklarım istemsizce titredi. Ona yaklaştım, başımı hafifçe kaldırdım ve gözlerine baktım. ‎ ‎“Demir… biliyor musun, ben de sana alıştığımı fark ettim. Çok alıştığımı.” ‎ ‎O, yavaşça bana doğru eğildi. Aramızdaki mesafe neredeyse bir nefes kadar kalmıştı. O an, bir adım daha attı ve dudaklarımız neredeyse temas etmişti. ‎ ‎Ama tam o anda… kapı hızla açıldı. “Komutanım, kontrol için geldik!” ‎ ‎Utangaç bir şekilde arka adım attım, yüzüm kızardı. Demir hafifçe gülümsedi, parmağını dudaklarına bastı ve fısıldadı: “Devamını… sonra konuşuruz.” ‎ ‎Nefesimi derin alıp, gözlerimi onun gözlerinden ayırmadan sessizce başımı salladım. O da hâlâ yanımdaydı. Ve ben biliyordum; bu geceyi atlatacağız… ve aramızdaki bağ, her zamankinden daha güçlü olacaktı. ‎

Bölüm sonu

2 yorum