İçeriğe geç

Asker ve doktor aşkı (Hayatla Sınanan Sevda)

Bölüm 40 · 2 dk okuma

Asker ve doktor aşkı (Hayatla Sınanan Sevda)

Bölüm 40

38. Bölüm

‎Duman yavaşça dağıldıkça, Demir’in silueti netleşti. Yaklaştıkça, yüzündeki kararlılık ve aynı zamanda hafif bir endişe görebiliyordum. Ellerini uzattı, elleri sıcak ve güven vericiydi. ‎ ‎“Birlikteyiz, Ayça. Sadece bana güven,” dedi, sesi alçak ama keskin bir şekilde titremiyordu. ‎ ‎O an, etrafımızda zaman durdu gibi hissettim. Kalbim hem korku hem de umutla çarpıyordu. Demir’in gözlerindeki o sarsılmaz kararlılık, bana hayatım boyunca ihtiyaç duyduğum cesareti verdi. ‎ ‎“Tamam… Sana güveniyorum,” fısıldadım. ‎ ‎Ve o anda, dumanın arasında birbirimize daha da sıkı sarıldık. Biliyorum, bu gece zorluklarla dolu olacak, ama yanımızda birbirimiz olduğu sürece, hiçbir şey bizi yıkamazdı. ‎ ‎ ‎Duman tamamen dağıldığında, etrafımızdaki manzara gözlerimin önünde netleşti: yıkılmış bir sokak, kırılmış camlar ve yerde dağılmış eşyalar… Her şey bir anda gerçek oldu. ‎ ‎Demir bana sıkıca sarıldı, nefesini ensemde hissettim. ‎“Burada güvende değilsin, Ayça. Hemen gitmemiz lazım,” dedi. ‎ ‎Ama ayaklarım donmuş gibiydi; korku ve adrenalin birbirine karışmıştı. ‎“Demir… ben… ben yanındayım,” dedim, titreyen bir sesle. ‎ ‎O an, uzaklardan bir ses duyuldu. Düşmanın varlığı, sessizliği yırtarcasına ortalığı sardı. Demir bir adım öne çıktı, gözleri karanlıkta parlıyordu. ‎“Ne olursa olsun… seni koruyacağım. Hazır ol!” ‎ ‎Ve bir anda her şey hızlandı; dumanın içinden gölgeler beliriyor, adımlar yankılanıyor, kalbim göğsümden fırlayacakmış gibi çarpıyordu. ‎ ‎Dumanın içinden siluetler yaklaşırken, Demir ani bir hareketle önümde durdu, gövdesini kalkan gibi siper etti. ‎ ‎“Arkanda kal!” diye bağırdı, sesi öfke ve kararlılıkla doluydu. ‎ ‎Gözlerimi kırpmadan etrafı taradım; gölgeler hızla yaklaşırken kalbim yerinden fırlayacak gibi atıyordu. Her adımda zeminin çatlaması, cam kırıkları altında çıkan sesler… Gerilim nefesimi kesiyordu. ‎ ‎Demir bir elini belindeki silaha uzattı, diğer eliyle beni sıkıca tuttu. ‎“Tamam, şimdi… hızlı olacağız. Takip et beni!” ‎ ‎Beni kolumdan çekerek dar bir sokağa doğru yöneldi. Adımlarımız yankılanıyor, her köşe başında yeni bir tehlike olabileceğini hissediyordum. Yine de, onun yanımda olması, korkumu az da olsa hafifletiyordu. ‎ ‎Ve o anda, bir gölge tam önümüze çıktı. Demir tereddüt etmeden göğsünü öne çıkardı, kararlılığı ve cesaretiyle karşısındaki tehlikeyi durdurur gibiydi. ‎ ‎ ‎Gölge, neredeyse sessiz adımlarla üzerimize yaklaşırken, kalbim göğsümden fırlayacak gibi çarpıyordu. Demir, bir an bile tereddüt etmeden göğsünü öne çıkardı, gözleri keskin ve odaklanmıştı. ‎ ‎“Arkana geç, Ayça!” dedi, sesi hem sert hem de koruyucuydu. ‎ ‎O anda gölge ani bir hamle yaptı; Demir hızlıca bir adım geri çekildi ve elimden tuttuğu kolumla beni güvenli bir noktaya sürükledi. Göz göze geldiğimizde, sadece bir saniyelik bir bakışla birbirimizi anladık: Bu tehlike kolayca bitmeyecekti. ‎ ‎“Seninle buradan çıkacağız… Söz veriyorum,” dedi, nefesi hızlı ama kontrolündeydi. ‎ ‎Korku ile cesaret arasında gidip gelirken, onun kararlılığı bana güç verdi. Adımlarımızı sessizce ayarlayarak dar bir geçitten ilerledik. Duman hâlâ etrafı sarıyor, gölgeler kaybolup yeniden ortaya çıkıyordu. Her an tetikteydik; her ses, kalbimizin hızını artırıyordu. ‎ ‎Ve işte o anda, uzaklardan gelen bir ışık parladı—bir umut ışığı mı, yoksa yeni bir tehlike mi, henüz bilmiyorduk. ‎

Bölüm sonu

1 yorum