İçeriğe geç

Asker ve doktor aşkı (Hayatla Sınanan Sevda)

Bölüm 38 · 4 dk okuma

Asker ve doktor aşkı (Hayatla Sınanan Sevda)

Bölüm 38

36. Bölüm

‎Ayça, Demir’in elini sıkıca tutarak yatağın kenarına oturdu. ‎“Demir… bana anlatmak istediğin şey ne?” diye sordu, gözleri merak ve endişeyle parlıyordu. ‎ ‎Demir derin bir nefes aldı, bakışlarını tavana dikti. ‎“Bu… sana anlatacağım şey sadece senin bilmen gereken bir sır. Kimseye söyleme, Ayça. Tamam mı?” ‎ ‎Ayça başını salladı. ‎“Söz veriyorum.” ‎ ‎Demir gözlerini Ayça’ya dikti. ‎“Ben… normal bir asker değilim. Askerliğim sırasında özel bir göreve seçildim. Gizli bir operasyonun içindeyim. Bu yüzden bazı şeyleri sana söyleyemedim, gizlemem gerekiyordu. Ama artık… yanında olduğun için, bilmeni istedim.” ‎ ‎Ayça bir an duraksadı. ‎“Gizli bir operasyon mu? Demir… ne demek bu?” ‎ ‎Demir başını yavaşça salladı. ‎“Ülke güvenliğiyle ilgili bir görev. Kimseyle paylaşılmıyor. Ama ben… seni düşünmeden, seni riske atarak yaşamımı sürdürmek istemiyorum. Bu yüzden sana anlatıyorum. Yanımda olman… hem rahatlamamı sağlıyor hem de her şeyin kontrol altında olduğunu bilmemi.” ‎ ‎Ayça gözlerini doldurmuştu ama sesi kararlıydı. ‎“Demir… ben buradayım. Ne olursa olsun yanında olacağım. Sadece bana anlat.” ‎ ‎Demir, Ayça’nın elini biraz daha sıkıca tuttu ve hafifçe gülümsedi. ‎“Teşekkür ederim, Ayça… sana anlatmak bana güç veriyor. Şimdi bilmeni istediğim bir şey daha var… Bu görevim, bazen tehlikeli olabiliyor. Ama senin yanında olduğum sürece, her şeyi daha güçlü atlatabilirim.” ‎ ‎Ayça, onun bakışlarındaki kararlılığı gördü ve yavaşça başını salladı. ‎“Demir… birlikte her şeyi atlatırız.” ‎ ‎ ‎Ayça, Demir’in elini hâlâ sıkıca tutuyordu. Odanın sessizliği, sadece iki kalbinin aynı ritimde attığını hissettiriyordu. ‎ ‎“Demir… bu görev… uzun sürecek mi?” diye sordu Ayça, sesi hâlâ titrek ama kararlıydı. ‎ ‎Demir başını hafifçe salladı. ‎“Evet… bazen haftalarca, bazen aylarca sürebiliyor. Ama merak etme, seni tehlikeye atacak bir şey yapmam. Sadece bilmeni istedim, çünkü yanımda olduğunu hissetmek… her şeyi daha kolay kılıyor.” ‎ ‎Ayça gözlerini Demir’in gözlerine dikti. ‎“Peki… senin için endişelenmemi önlemek adına başka şeyler de söyleyecek misin?” ‎ ‎Demir kısa bir sessizlikten sonra cevap verdi: ‎“Evet… bazı zamanlar bana ulaşamayabilirsin. Telefonlar, mesajlar… her şey kesilebilir. O yüzden bunu kafana takma, olur mu? Ben hep bir şekilde seni düşünerek hareket edeceğim.” ‎ ‎Ayça başını salladı, gözlerinden birkaç damla yaş süzüldü. ‎“Tamam Demir… sana güveniyorum. Ne olursa olsun yanında olacağım.” ‎ ‎Demir, onun elini daha sıkı kavradı ve hafifçe gülümsedi. ‎“Bunu duymak… inan bana, bana güç veriyor. Yanımda olduğunu bilmek… her şeyi göze almamı kolaylaştırıyor.” ‎ ‎Ayça, Demir’in yatağının kenarında uzun bir süre sessizce durdu. Sadece elleri birbirine kenetlenmiş, birbirlerinin varlığıyla güç buluyorlardı. ‎ ‎Kapının hafifçe açıldığını fark ettiklerinde, Emir sessizce odaya girdi. Gözleri ikisini birden süzdü, sonra hafif bir gülümsemeyle başını salladı. ‎“Görünüşe göre bazı sırlar açığa çıktı… Ama iyi bir sır, demek ki.” ‎ ‎Ayça, başını hafifçe eğip gülümsedi. ‎“Evet abi… Demir bana güveniyor. Ve ben de ona güveniyorum.” ‎ ‎Emir gözlerini Demir’e çevirdi ve ciddi bir ifadeyle ekledi: ‎“Bu işin sorumluluğu büyük, ikiniz de dikkatli olmalısınız. Ama yan yana olmanız… belki de en büyük güç kaynağınız.” ‎ ‎Demir başını hafifçe salladı, o yorgun ama kararlı bakışıyla: ‎“Biliyorum… ve şimdi, Ayça yanımda olduğu sürece, her şeye hazır hissediyorum.” ‎ ‎Ayça bir kez daha Demir’in elini tuttu ve ikisi, sessiz bir anlaşmayla birbirlerine bağlı kaldılar; hem bugünün hem de zorlu günlerin yükünü birlikte taşımaya hazır olarak. ‎ ‎O gece, hastane servisi sessizdi. Sadece kalp monitörlerinin hafif bip sesleri ve koridordan ara sıra gelen adımlar duyuluyordu. Demir yatakta dinlenmeye çalışırken, yüzündeki yorgunluk ve endişe bir an için belirginleşti. ‎ ‎Ayça onun yanına eğildi, elini tuttu. ‎“Demir… biraz gergin görünüyorsun. Rahatsız mısın?” ‎ ‎Demir gözlerini Ayça’ya çevirdi, kaşlarını hafifçe çattı. ‎“Bazen görevle ilgili bazı gelişmeler oluyor… ve ben bunu hemen çözmek zorundayım. Ama burada, senin yanında olduğumda… biraz olsun sakinleşiyorum.” ‎ ‎Ayça, onu yumuşak bir şekilde tuttu. ‎“Demir… ne olursa olsun birlikteyiz. Yanında olacağım. Sadece bana güven.” ‎ ‎O sırada monitörlerden bir bip sesi alarm gibi çalmaya başladı. Demir aniden doğruldu, gözleri alarma kilitlendi. ‎“Bu… bu bir bildirim, görevle ilgili. Hemen ilgilenmem gerekebilir.” ‎ ‎Ayça hafifçe irkildi ama hemen Demir’in elini sıkıca tuttu. ‎“Tamam… ne yapman gerekiyorsa yap, ama unutma ben buradayım.” ‎ ‎Demir derin bir nefes aldı, Ayça’ya kısa bir bakış attı ve gülümsedi. ‎“Senin varlığın… bunu daha kolay hale getiriyor. Ama bir süre telefonlara ulaşamayabilirim, sen endişelenme, tamam mı?” ‎ ‎Ayça başını salladı, kararlı bir sesle: ‎“Tamam Demir… ama döndüğünde bana anlatırsın her şeyi, söz ver.” ‎ ‎Demir başını salladı. ‎“Söz… ve inan bana, her şey yolunda olacak. Yanımda olduğun sürece hiçbir şey beni yıldıramaz.” ‎ ‎Ayça onun elini bir kez daha sıkıca tuttu, gözlerinde kararlılık ve sevgi parlıyordu. ‎ ‎O an, hastane odasında sessiz ama güçlü bir bağ oluştu; dışarıdaki belirsizlik ve tehlikeye rağmen, Demir ve Ayça birbirlerine güç veriyor, birlikte her engeli aşacaklarına dair sessiz bir anlaşma yapıyorlardı. ‎

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.