Salon misafirlerle doluydu. Erkek tarafı: Erdem, Uğur, Kerem, Emre, Uygar, Burak ve Çağan, kız tarafı: Ece, Umay, Eda, Başak, Akça ve Betül. Herkes heyecanla olan biteni izliyordu. Kerem, Derin bir nefes alıp, Ayça’nın ailesine doğru adım attı. “Biz buradayız, sevdiklerimizle birlikte, Ayça’yı istemeye geldik,” dedi. Sesi hem kararlı hem de heyecanlıydı. “Ayça’yı oğlumuz, demire istiyoruz Ayça’nın kalbi hızla atıyor, gözleri hafifçe yaşarıyordu. Arkasında duran abisi Kerem, bir an sessiz kaldı, sonra gülümseyerek yanıt verdi: “verdim gitti . Ayça’yı sana emanet ediyorum. demir Ama bil ki onu her zaman koruyacağım.” ona bir şey olursa senden bilirim. Erkek tarafı ve misafirler alkışladı, kız tarafı da duygusal bir şekilde onayladı. O an, salonun havası hem heyecan hem de mutlulukla dolmuştu. Demir, Ayça’nın elini tutarken fısıldadı: “Artık resmen nişanlıyız…” Ayça da karşılık verdi, “Evet, ve bu en güzel başlangıç…” Herkes nefesini tutmuş, Ayça ve Demir’in adımlarını izliyordu. Küçük bir kutudan çıkan nişan yüzükleri, hafifçe parlayan ışıklar altında göz alıcı bir şekilde parlıyordu. Demir, Ayça’ya dönüp gülümsedi. “Hazır mısın?” Ayça başını salladı, gözleri mutlulukla dolmuştu. “Evet…” Demir yüzüğü dikkatle Ayça’nın parmağına takarken, etraf alkış ve neşeli seslerle doldu. Ayça’nın gözleri parladı, “Artık resmen nişanlıyız,” dedi. Demir de karşılık verdi: “Evet… ve bundan sonra her anı birlikte yaşayacağız.” Bu sırada kız tarafı da sevinçten gözyaşlarını tutamıyordu. Ayça’nın ananesi, Akça ve Başak birbirlerine sarılarak mutluluğu paylaşıyor, erkek tarafı da Erdem, Uğur ve arkadaşları neşeyle birbirlerine bakıyorlardı. Burak hafif bir şaka yaparak, “Demir, şimdi bir öpücük almazsan sana kızacağız!” dedi. Demir hafifçe utansa da Ayça’ya bakıp gülümsedi ve onu nazikçe öptü. Salonda neşeli bir kahkaha yükseldi. O an, herkesin kalbinde aynı duygular vardı: Mutluluk, sevgi ve birlikte geçirilen bu özel anın tarifsiz heyecanı. Ayça ve Demir, elleri birbirine kenetlenmiş, yeni bir hayatın ilk adımlarını atmaktan dolayı içten bir mutluluk hissediyorlardı. Nişan yüzüklerinin takılmasının ardından salonun havası tamamen değişmişti. Herkes coşkuyla gülümsüyor, mutluluğu paylaşıyordu. Müzik hafifçe yükselirken, ilk dans için Demir Ayça’yı davet etti. Ayça’nın gözleri parladı; kalbi heyecanla çarpıyordu. Demir nazikçe elini uzattı, Ayça da tutarak dansa başladı. İkisi, hafifçe sallanan müzik ritmiyle uyum içinde hareket ediyorlardı. Misafirler etraflarında daireler çizerek onları alkışlıyor, gülüyor ve fotoğraf çekiyordu. Ece, Umay ve Başak ellerinde küçük konfeti paketleriyle dansın ortasında eğlenceyi arttırdı. Erkek tarafı da Burak, Uygar ve Kerem ile ritmi takip ediyor, sahnede küçük adımlarla eğlenceli hareketler yapıyordu. Ayça, Demir’in gözlerinin içine bakarken, “Burası… tam bir masal gibi,” dedi. Demir gülümseyerek cevap verdi: “Ve bu masalın baş kahramanı sensin.” Müzik ritmi biraz hızlanınca, herkes dans pistine katıldı. Çakır ve Çağan küçük adımlarla arkadaşlarıyla eğleniyor, Umay ve Eda kahkahalar içinde birbirine eşlik ediyordu. Salonun her köşesi neşe ve mutlulukla dolmuştu. Nişan pastası kesilmeden önce, Demir ve Ayça birlikte pastayı kesti; herkes onlara tezahürat yaptı. Ayça, elini Demir’in eline sıkıca kenetleyip, “İyi ki varsın,” dedi. Demir de karşılık verdi: “İyi ki sen varsın.” O an, salon adeta bir mutluluk fırtınasına dönmüştü; herkes eğleniyor, dans ediyor ve geleceğe dair umut dolu anları paylaşıyordu. Nişan eğlencesi devam ederken, Demir ve Ayça bir an için biraz uzaklaştılar. Demir telefonu çıkardı, hafif gülümseyerek Ayça’ya baktı. “Biliyor musun?” dedi, telefonu Ayça’ya doğru uzatırken, “Seni telefonuma kaydettim.” Ayça merakla baktı: “Nasıl kaydettin?” Demir gülerek gösterdi: ekranda Ayça’nın adı “Güzelim” olarak yazılmıştı. “Artık herkes beni aradığında, aklıma önce sen geleceksin,” dedi. Ayça’nın yüzü kıpkırmızı oldu, kalbi mutlulukla doldu. Hemen telefonunu çıkardı ve Demir’i kaydetti: “İlk göz ağrım”. Demir, Ayça’nın kaydı görünce kahkaha attı, ama gözleriyle ona olan sevgisini tüm sıcaklığıyla gösterdi. “İşte bu… seninle her anı özel kılmak istiyorum,” dedi. Ayça da Demir’in elini sımsıkı tuttu: “Ve sen bunu başardın… hayatımın en güzel anı bu.” O an, nişan gününün neşesi, danslar ve mutluluk yanında, ikisinin kalplerinde de özel ve tatlı bir anı olarak yerini almıştı. Her bakışları, her gülüşleri birbirine daha da bağlı olduğunu anlatıyordu. Demir ve Ayça, salonun biraz kenarına çekilmişken, birbirlerine bakıp gülümsemeye devam ediyorlardı. “Demir,” dedi Ayça hafifçe utangaç, “Beni telefonunda ‘Güzelim’ diye kaydetmen… çok tatlı oldu.” Demir de göz kırparak cevap verdi: “Ama sen de beni ‘İlk göz ağrım’ diye kaydettin, unutma. Bundan sonra her mesajımda kalbim sana bakacak.” Ayça küçük bir kahkaha attı. “O zaman mesajlaşmalarımız artık daha romantik olacak demek!” Demir hafifçe şaka yapar gibi, “Evet, ama uyarıyorum… eğer mesajıma cevap vermezsen, nişan günü sürprizleriyle cezalandırılırsın,” dedi. Ayça gözlerini devirdi, ama gülümsemesini saklayamadı. “Tamam, ama sen de cezalandırılabilirsin. Mesela…sende benimkine cevap vermesen senle konuşmam dans ederken beni sıkıca tutmazsan!”bozusuruz . Salonun geri kalanında herkes dans ediyor, kahkahalar ve mutluluk sesleri yükseliyordu. Demir ve Ayça da birlikte müzik eşliğinde birkaç adım attılar, birbirlerinin gözlerinde sadece sevgiyi gördüler. Gece, nişan pastası kesildikten ve fotoğraflar çekildikten sonra sakin bir şekilde ilerledi. Herkes mutlu, kahkahalar içinde salonu terk ederken, Demir ve Ayça yan yana durup ellerini sımsıkı tutuyordu. Ayça, başını Demir’in omzuna yasladı. “Bugün… hayatımın en güzel günüydü.” Demir de başını Ayça’ya yaslayarak cevap verdi: “Ve bundan sonra daha nice güzel günler bizi bekliyor… birlikte.” O an, sadece nişan değil, yeni bir hayatın başlangıcının da habercisiydi; hem romantik hem de eğlenceli bir mutlulukla dolu bir başlangıç… Nişan sonrası herkes yavaş yavaş dağılırken, Ayça abisiyle kendi evine gitmek için hazırlandı. Demir onu kapıya kadar uğurladı. Ayça, gözleri hafifçe nemli, Demir’in elini sıkıca tuttu. “Demir… bir hafta oldu senin hastaneden çıkman. Lütfen… acil bir şey olursa bani hemen ara. Tamam mı?” Demir, gözlerinde hem sevgi hem de güvenle gülümsedi. “Merak etme… nişanlım. Ne olursa olsun, yanındayım. Ama sen de kendine iyi bak, tamam mı?” Ayça kafasını hafifçe salladı, “Tamam… söz veriyorum. Seni özleyeceğim.” Demir, Ayça’yı nazikçe sarıp öptü. “Ben de seni… çok özleyeceğim. Ama bu sadece kısa bir süre, sonra her şey yine yoluna girecek.” Ayça gülümseyerek gözlerini Demir’in gözlerine dikti: “Evet… ve her zaman benim için orada olacağını biliyorum.” Demir de onun elini bir kez daha sımsıkı tuttu: “Her zaman, Ayça… her zaman.” Ayça, abisinin yanına geçerken hafif bir burukluk hissetti ama kalbinde Demir’in sevgisi ve güveniyle doluydu. “Hadi gidelim abicim,” dedi. Demir de el sallayarak, “Kısa bir süreliğine, ama hep yanındayım nişanlım,” dedi. O an, ikisi için hem tatlı bir vedaydı hem de gelecek günler için umut dolu bir sözleşme… Arkadaşlar, bu bölüm biraz uzun oldu ama Ayça ve Demir’in nişan günü boyunca yaşadığı mutluluk, heyecan ve tatlı anları sizinle paylaşmak istedim. Umarım her satırında onların sevgisini ve o özel günü hissetmişsinizdir. Bir sonraki bölümde, nişan sonrası hayatlarında yaşanacak küçük sürprizler, eğlenceler ve romantik üzgün anlara devam edeceğiz.
Bölüm 37
35. Bölüm nişan
Bölüm sonu
2 yorum
Mutlu son yaklaşıyor ☺️
Oğlan bizim kız bizim sjsjsjj

