Ayça, Demir’in koltuğa yaslanmış hâlde yorgun yüzünü izlerken hafifçe gülümsedi. “Demir… hastaneden yeni çıktık, bu yüzden yataktan kalkmamalısın,” dedi, sesi hem meraklı hem de şefkat doluydu. Demir hafifçe başını salladı ama gülümsemesi biraz hüzünlüydü. “Biliyorum… ama biraz hareket etmek iyi geliyor, Ayça. Sadece kısa bir süre.” Ayça onun gözlerine baktı, parmaklarını Demir’in elinde kenetledi. “Hayır Demir… daha yeni çıktık. Vücudun hâlâ toparlanıyor. İzin ver, sen sadece dinlen. Hem yanında ben varım, ne yapacağını biliyorum.” Demir derin bir nefes aldı, gözlerinde yorgunluk ve hafif bir hüzün vardı. “Senin bu sözünü duymak… rahatlatıyor, Ayça. Ama sen de biliyorsun, ben bazen sabırsız oluyorum.” Ayça başını hafifçe salladı, kararlı bir sesle: “Evet, biliyorum. sevgilim Ama bugün sadece yatakta kalacaksın. Görev, heyecan, merak… hepsi bir süreliğine bekleyebilir. Şimdi sana bakmam lazım.” Demir, onun elini sıkıca tuttu ve hafifçe gülümsedi. “Tamam… sen istersen öyle olsun. Ama yanımda olduğun sürece yatakta kalmak da kolaylaşıyor.” Ayça, gülümseyerek başını Demir’in omzuna yasladı. “İşte böyle… şimdi sadece dinlen, başka bir şey düşünme. Ben buradayım.” O an, evde sessizlik vardı ama içlerinde hem heyecan hem merak hem de hafif bir huzur doluydu. Demir yatakta kalırken, Ayça onun yanında duruyor, hem şefkatle hem de güvenle onu izliyordu. Ayça, Demir’in elini hâlâ sıkıca tutarken, kapının çalındığını duydu. “Kim olabilir ki bu saatte?” diye mırıldandı. Demir hafifçe başını kaldırdı, kaşlarını çatmıştı ama gülümsüyordu. “Bilmiyorum… ama kapıyı açmadan önce beni uyarmalısın,” dedi, sesi hâlâ yorgundu. Ayça kapıyı açtı ve gözleri büyük bir şaşkınlıkla açıldı. Karşısında üniformasıyla, ciddi ama tanıdık bir ifadeyle Kerem vardı. “Merhaba Ayça… Demir,” dedi, sesinde hafif bir tebessüm vardı. “Bir ziyaretçi olarak geldim, fazla uzun kalmayacağım.” Demir, koltuğunda doğrulurken hafifçe gülümsedi ama hâlâ yorgun görünüyordu. “Kerem… hoş geldin. Ama seni yorgun hâlimle karşılamak istemezdim,” dedi. Kerem başını salladı. “Önemli değil Demir… sadece kısa bir ziyaret. Hem seni kontrol etmek hem de yanında Ayça’nın olduğundan emin olmak istedim.” Ayça, biraz meraklı, biraz heyecanlı bir şekilde araya girdi. “Komutanım… evet, Demir yatakta dinleniyor. Hastaneden yeni çıktık, o yüzden kalkmıyor.” Kerem hafifçe kaşlarını kaldırdı, gözlerinde hafif bir şefkat parladı. “Anladım… iyi. O zaman sessizce otururuz, fazla rahatsız etmeyiz. Ama Demir, yanındaki kişi senin iyileşmeni sağlamak için burada. Bunu sakın unutma.” Demir, hafif bir tebessümle başını salladı. “Biliyorum Kerem… Ayça yanımda olduğu sürece her şey daha kolay.” Ayça, onun elini tekrar tuttu ve hafifçe gülümsedi. “İşte böyle… şimdi sadece dinleniyorsun, komutanımız da misafirimiz.” Kerem, odada kısa bir süre sessizce durdu, ardından hafifçe gülümsedi. “Tamam, ben fazla kalmayacağım. Ama şunu bilin: ikinizin birbirinize destek olması iyi. Bu görevler ve sorumluluklar zorlayıcı olabilir ama yanınızda güvenebileceğiniz biri varsa, her şey daha kolay.” Ayça ve Demir birbirlerine bakarak hafifçe gülümsediler. O akşam, evin içinde hem heyecan hem merak hem de hafif bir tatlı hüzün vardı. Kerem’in kısa ziyareti, ikisinin bağını daha da güçlendirmişti.
Bölüm 36
34. Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.