Öğleden sonra, kapı hafifçe açıldı ve doktor içeri girdi. Elinde dosyası vardı, yüzünde sakin ve profesyonel bir ifade. “Merhaba Demir,” dedi, gülümseyerek. “Bugün rutin kontrollerini gözden geçirdim. Her şey yolunda görünüyor. Kan değerlerin, nabzın ve tansiyonun normal. Artık eve geçebilirsin, acil bir durum yok.” Demir başını hafifçe salladı, rahatlamış ama hâlâ yorgun görünüyordu. “Teşekkürler doktor,” dedi. “İzni almak iyi oldu.” Ayça, Demir’in yanında durarak gülümsedi. “Demir… demek artık eve gidebiliriz.” Demir de ona bakıp hafifçe gülümsedi. “Evet… bugün seni yanımda hissetmek çok iyi geldi. Evde biraz dinlenmek de iyi olacak.” Doktor başını salladı ve odadan çıktı. Demir derin bir nefes aldı, ardından Ayça’ya döndü. “Hazır mısın?” diye sordu. Ayça elini onun eline kenetledi. “Her zaman hazırım.” İkisi birlikte servisten çıktı. Koridorda yavaş adımlarla yürürlerken, sessiz bir rahatlama hâkimdi. Hastanenin beyaz duvarları arasında geçirdikleri uzun saatlerin ardından, sonunda evin sıcaklığı ve rahatlığı onları bekliyordu. Araba parkına geldiklerinde Demir, Ayça’ya dönüp gülümsedi. “Eve döndüğümüzde sadece sen ve ben varız… bugün için tek düşüncemiz bu olmalı.” Ayça başını hafifçe salladı, gözlerinde hafif bir parıltı vardı. “Evet… bugün sadece birlikteyiz.” Ve ikisi, hastanedeki yorgun ve yoğun günün ardından, sessiz ama güven dolu bir şekilde eve doğru yürüdü; hem birbirlerine destek olarak hem de birlikte geçirecekleri huzurlu anları düşünerek. Eve geldiklerinde, ayça kapıyı açtı ve içeri adım attı. Ev, hastanedeki sert ışıklardan ve bip seslerinden sonra inanılmaz bir sessizlik ve huzur sunuyordu. Ayça, elini hâlâ Demir’in elinde tutuyordu. Demir, yorgun bir nefes alıp koltuğa oturdu. “Ah… sonunda buradayız. Burada biraz dinlenmek iyi gelecek,” dedi. Ayça yanına oturdu, dizlerini hafifçe kendine çekti. “Evet… hem sen hem de ben… biraz rahatlayabiliriz artık.” Demir gözlerini kapatıp kısa bir süre sessiz kaldı. Sonra, hafifçe gülümseyerek Ayça’ya döndü. “Şimdi sana görevle ilgili daha rahat anlatabilirim. Hastanede etrafın gözlem altında olmasından dolayı bazı şeyleri saklamak zorundaydım. Ama burada… kimse yok, sadece biz varız.” Ayça başını salladı, dikkatle dinliyordu. “Tamam Demir… anlat bana, merak ediyorum.” Demir derin bir nefes aldı. “Görevim bazı hassas bilgilerle ilgili. Dışarıdan görünmese de bazı olayları takip ediyorum, bilgiler topluyorum ve gerektiğinde hızlıca müdahale ediyorum. Ama seni tehlikeye atacak hiçbir şey yapmam. Sadece… yanımda olduğun sürece daha dikkatli ve daha güçlü olabiliyorum.” Ayça gözlerini ona dikti, parmakları hâlâ onun eline kenetliydi. “Demir… ben buradayım. Ne olursa olsun yanında olacağım. Sadece bana anlat.” Demir gözlerini Ayça’ya dikti, bakışlarında yorgun ama kararlı bir ifade vardı. “Bunu duymak… inan bana bana güç veriyor. Yanımda olduğun sürece her şeyin üstesinden gelebilirim. Ve şimdi… biraz dinlenelim. Bugün yeterince yoğun geçti.” Ayça hafifçe gülümsedi. “Tamam… bugün sadece sen ve ben, hiçbir şey düşünmeden dinlenelim.” İkisi sessizce yan yana oturdular. Dışarıdaki karmaşa ve görevlerin yükü bir süreliğine unutulmuş, sadece birlikte olmanın verdiği huzur hâkim olmuştu. Ev, onların güvenli limanı olmuş, her ikisinin de kalplerinde biraz daha sıcaklık bırakmıştı. Evde biraz oturduktan sonra Demir, derin bir nefes aldı ve Ayça’ya baktı. “Ayça… sana daha önce bahsetmediğim bir şey var,” dedi, sesi hafif kısık ama ciddi. Ayça merakla bakarak başını salladı. “Ne oldu Demir?” Demir gözlerini kısa süreliğine kapattı, sonra tekrar açtı. “Ben… sadece normal bir asker değilim. Görevlerim, yaptıklarım… özel birimler tarafından yürütülüyor. Bazı şeyleri sana anlatamam, çünkü çok gizli ve riskli. Ama bilmeni istedim ki, neden bazı şeyleri sakladığımı anlayabilesin.” Ayça gözlerini kocaman açtı, parmaklarını Demir’in elinde kenetledi. “Özel bir asker… yani… daha önce bana söylediğin her şey doğru muydu?” Demir hafifçe gülümsedi, ama yüzündeki yorgunluk hâlâ görünüyordu. “Evet, söylediklerim doğru. Ama görevimin bazı yönleri çok gizli. Sana zarar gelmesini istemem. Bu yüzden detay veremem. Ama bil ki… her zaman senin güvenliğin benim için öncelik.” Ayça bir an sustu, sonra kararlı bir sesle fısıldadı: “Demir… ben yanındayım. Ne olursa olsun yanında olacağım. Sadece sana güveniyorum.” Demir, Ayça’nın elini daha sıkı tuttu ve hafifçe gülümsedi. “Senin varlığın… her şeyi daha kolay hale getiriyor. Görevim ne kadar zor olursa olsun, sen yanımdayken korkmuyorum.” Ayça, onun omzuna hafifçe yaslandı. Sessizlik içinde birbirlerine güç veriyor, günün tüm yorgunluğunu ve hastanedeki yoğunluğu unutuyorlardı. O akşam evde, sadece birbirlerine odaklanarak, sessiz ama güven dolu bir bağ kurdular. Demir’in gizli görevi hâlâ bir sır olarak kalacak, ama Ayça’nın yanında olması ona hem huzur hem de güç veriyordu.
Bölüm 34
32. Bölüm
