İçeriğe geç

Asker ve doktor aşkı (Hayatla Sınanan Sevda)

Bölüm 33 · 7 dk okuma

Asker ve doktor aşkı (Hayatla Sınanan Sevda)

Bölüm 33

31. Bölüm

‎ ‎Apartmandan çıktığımızda gece soğuktu… ama içimdeki korku çok daha keskin, çok daha soğuktu. ‎Kerem yanımda yürürken askerler etrafımızda koruma çemberi oluşturmuştu. Sanki bir anda hayatım… normal bir nişanlı kızın hayatı olmaktan çıkmış, bir operasyonun parçası olmuştu. ‎ ‎Arabaya bindiğimde derin bir nefes aldım ama nefesim bile titriyordu. ‎Emir abi yanımda oturuyordu, elimi sıkıca tutuyordu. ‎ ‎“Merak etme,” dedi. “Bundan sonra kimse sana dokunamaz.” ‎ ‎Keşke öyle kolay inanabilseydim… ‎ ‎Kerem öne oturdu, emniyet kemerini takarken arkaya döndü: ‎ ‎“Sizi güvenli eve götürüyoruz. Demir’e haber verilecek ama… zamanlaması hassas.” ‎ ‎Kaşlarımı çatıp sordum: ‎“Yani… şu an söyleyemeyecek misiniz?” ‎ ‎Kerem derin bir nefes aldı. ‎“Söylersek görevi riske girer. Ama onu bilgilendireceğim. Sadece, doğru şekilde.” ‎ ‎O an kalbim sızladı. ‎Demir’in bunu duyduğunda nasıl tepki vereceğini düşündüm… gözleri dolar mıydı? Öfkeden titrer miydi? ‎Beni koruyamadığını düşünür müydü? ‎ ‎Camdan dışarı bakarken içimden konuştum: ‎ ‎Demir… lütfen kendini suçlama. Ben iyiyim. Seni bekliyorum. ‎ ‎ ‎--- ‎ ‎Güvenli eve vardığımızda, kapıda iki asker daha vardı. ‎Ev dışarıdan normal görünüyordu. Sıradan bir apartman dairesi… ‎Ama içeri girdiğimizde her şey farklıydı: Kameralar, kontrol panelleri, gözetleme sistemleri. ‎ ‎Kerem kapıyı kapattıktan sonra bana döndü. ‎ ‎“Burada güvendesin. Seni sadece birkaç kişi biliyor.” ‎ ‎Başımı salladım. ‎Ama içimde hâlâ bir huzursuzluk vardı. ‎ ‎Emir abi odaları kontrol ediyordu. ‎Bir yandan bana dönüp sürekli: ‎ ‎“Her şey yolunda kardeşim. Korkma,” diyordu. ‎ ‎Ama onun bile sesi normalden daha gergindi. ‎ ‎Ben koltuğa oturup derin bir nefes almaya çalışırken Kerem karşıma oturdu. ‎Yüzünde yıllardır gizlenen bir gerçeği söyleyecekmiş gibi bir ifade vardı. ‎ ‎“Ayça… sana şimdi söyleyeceklerim çok önemli. ‎Ve bu Demir’i anlaman için şart.” ‎ ‎Kalbim hızlandı. ‎O an bütün dikkatimi ona verdim. ‎ ‎Kerem devam etti: ‎ ‎“Demir’in görevi sıradan bir operasyon değil. Aylar önce açığa çıkarılan bir örgüt var. Bu örgütün başındaki kişiler, Demir’in timini hedef alıyor.” ‎ ‎“Neden?” dedim kısık bir sesle. ‎ ‎Kerem gözlerimi tutturan bir ciddiyetle konuştu: ‎ ‎“Çünkü Demir o örgütün en kritik adamını yakalayan kişiydi.” ‎ ‎Nefesim kesildi. ‎ ‎“Yani… Demir yüzünden mi—” ‎ ‎Kerem başını iki yana salladı. ‎ ‎“Hayır Ayça. Demir sayesinde yüzlerce insan kurtuldu. Ama örgüt onu düşman ilan etti. Yakalayamadıkları tek şey… Demir’in zayıf noktasıydı.” ‎ ‎Dudaklarım titredi. ‎“Ben…” ‎ ‎Kerem başını salladı. ‎“Evet. Onlar seni buldu.” ‎ ‎Elimi ağzıma kapadım. Gözlerim doldu. ‎ ‎“Demir bunu bildiği için söylemedi. Seni korkutmak istemedi. ‎Ama seni takip eden o adam… örgütün tetikçilerinden biri.” ‎ ‎Tüm vücudum buz kesmişti. ‎Sırtımdan soğuk ter aktı. ‎ ‎O an… Kerem’in telsizi cızırdadı. ‎ ‎Askerlerden biri acil koduyla konuştu: ‎ ‎“Komutanım! Yakalanan adam sorguda konuştu. Örgüt Demir’in görevden dönmesini beklemiyor. ‎Ayça’ya ulaşmak için ikinci bir ekip hazırlanmış.” ‎ ‎Ben donup kaldım. ‎Kerem’in yüzü anında gerildi. ‎ ‎“Konumu?” diye sordu. ‎ ‎Telsizden gelen cevap içimi paramparça etti: ‎ ‎“Bu şehirdeler komutanım. Ayça’ya çok yakın bir noktadalar.” ‎ ‎Nefesim kesildi. ‎Bacaklarım uyuştu. ‎Sanki yer ayağımın altından kaydı. ‎ ‎Kerem hızlıca ayağa kalktı, askerler hareketlenmeye başladı. ‎ ‎“Kimse dışarı çıkmasın! Güvenlik protokolü başlatılıyor!” ‎ ‎Ben kalkmaya çalışırken sesim titredi: ‎ ‎“Demir’i… Demir’i arayın! Bunu bilmesi lazım!” ‎ ‎Kerem bana baktı. ‎Gözlerinde hem acı hem kararlılık vardı. ‎ ‎“Ayça… Demir aranıyor.” ‎ ‎Yutkundum. ‎“Ne zaman?” ‎ ‎Kerem derin bir nefes aldı. ‎ ‎“Şimdi.” ‎ ‎Telefonunu çıkarıp bir numara çevirdi. ‎O an zaman durdu. ‎O an nefesim kesildi. ‎ ‎Ve telefonun diğer ucunda… ‎ ‎“Alo?” ‎ ‎Demir’in sesi geldi. ‎ ‎Titrek, yorgun, ama o tanıdığım sıcak tonuyla. ‎ ‎O anda… her şey değişti. ‎ ‎ ‎ ‎Telefonu kulağıma götürdüğümde kalbim deli gibi atıyordu. ‎O tanıdık ses… Demir’in sesi… bir anda tüm korkularımı ve yorgunluğumu bir araya topladı. ‎ ‎“Ayça… sen misin?” ‎Sesi hem şaşkın hem de hafif telaşlıydı. ‎ ‎“Evet… ben!” dedim, sesi titreyerek. ‎“Demir… durumu öğrendik. Ben… ben güvenli bir yerdeyim ama…” ‎ ‎Demir bir anda kesildi. Sesinde o tanıdığım sertlik vardı: ‎“Ne oldu? Ayça, seni kimseye bırakmam. Nerdesin? Güvende misin?” ‎ ‎Yutkundum. ‎“Evet… şimdilik… Kerem ve askerler yanımda. Ama… birileri beni takip ediyordu. Hatta…” ‎Sesimi kırarak devam ettim: “…yakalandı ve örgüt Demir’i hedef alıyor.” ‎ ‎Demir’in nefesi kesildiği gibi bir sessizlik oldu. ‎Sonra derin bir nefes aldı ve sesi titredi: ‎“Ayça… bunu bana saklamış olamazsın! Ama… iyi ki iyisin. Söz veriyorum, seni korumak için… her şeyi yapacağım.” ‎ ‎Gözlerim doldu. ‎Yutkunup titreyerek fısıldadım: ‎“Biliyorum… biliyorum… senin için… her şeyin farkındayım.” ‎ ‎Demir’in sesi şimdi yumuşadı. ‎“Yakında yanına geliyorum. Hiçbir yere gitme. Sadece bekle… söz veriyorum.” ‎ ‎Telefonu kapattıktan sonra koltukta oturup kendime geldim. ‎O anda anladım ki… bu sadece bir başlangıçtı. ‎ ‎Kerem yanımda duruyordu. ‎“Demir artık biliyor,” dedi. ‎“Ve çok öfkeli olacak. Ama sana zarar vermelerine izin vermeyecek.” ‎ ‎Abim yanımda oturuyordu, sessizce başını salladı. ‎“Demir’in her şeyi kontrol edeceğine eminim,” dedi. “Sen sadece güçlü ol, Ayça.” ‎ ‎O an içimden sessizce kendi kendime söz verdim: ‎“Demir… ne olursa olsun seni bekleyeceğim. Ve yanında olacağım. Ne olursa olsun…” ‎ ‎Dışarıda gece hâlâ karanlıktı ama ben artık bir şekilde güç bulmuştum. ‎Çünkü biliyordum ki… ne kadar tehlikeli olursa olsun, Demir ve ben artık ayrılmayacaktık. ‎ ‎Ama bilmediğim bir şey vardı… ‎Kapının dışında hâlâ gölgesini hissettiğimiz o örgüt, geceyi sessizce izliyordu. ‎ ‎Ve bir sonraki hamle, çok yakında gelmek üzereydi. ‎ ‎Gece hâlâ karanlıktı ama içimde yeni bir kararlılık doğmuştu. ‎Demir artık her şeyi biliyordu ve yanında olacaktı. Bu düşünce bile bana güç veriyordu. ‎ ‎Kapının önünde askerler nöbet tutuyordu. Kerem yanımda dikilirken telsizinden ekiplere talimat veriyordu. ‎Her şey kontrol altındaydı… ama kalbim hâlâ endişeyle atıyordu. ‎ ‎Birden kapı çaldı. Bu kez ani, hızlı ve keskin bir sesle. ‎Tüm askerler hemen silahlarını doğrulttu. Kerem sessizce işaret yaptı, kimse yaklaşmadı. ‎ ‎Dışarıdan duyulan ses netti: ‎“Ayça… biliyorum içeride olduğunu!” ‎ ‎Yutkundum. ‎Kerem derin bir nefes aldı. ‎“Bu örgütün ikinci ekibi. Çok dikkatli olmalıyız.” ‎ ‎Abim yanımda durdu, eli hâlâ benim elimdeydi. ‎“Artık ben de varım, Ayça. Korkma,” dedi. ‎ ‎Tam o anda telsiz cızırdadı. ‎Kerem sesiyle konuştu: ‎“Demir… seni bağladığımız koordinatlar üzerinden yönlendiriyoruz. Acele et. Ayça’yı güvenli bir noktadan al.” ‎ ‎Kalbim deli gibi attı. ‎“Demir… geliyordu… gerçekten geliyordu.” ‎ ‎Dışarıda, kapının önünde gölgeler hareket etmeye başladı. ‎Ama biz hazırdık. Askerler hızlıca pozisyon aldı, Kerem komut veriyordu. ‎Ben koltuğa sıkıca yapışmış, nefesimi tutmuştum. ‎ ‎O an kapının camında bir siluet belirdi. ‎Kalbim yerinden fırlayacak gibi oldu. ‎Ve sonra… o tanıdık adım sesleri koridordan içeriye girdi: ‎ ‎“Ayça…” ‎ ‎Başımı kaldırdım. Gözlerimle onu aradım. ‎Ve işte oradaydı… Demir, nişanlı yüzüğü hâlâ parmağında, gözleri beni arıyordu. ‎ ‎O an bütün korkularım, bütün endişelerim… hepsi silindi. ‎Sadece bir şey vardı: Demir yanımdaydı. Ve artık asla yalnız değildim. ‎ ‎Demir bana yaklaştı, elimi tuttu ve gözlerime baktı. ‎“Sana söz verdim Ayça… Her şey çok yakında daha güzel olacak.” ‎ ‎Ben sadece gülümsedim, gözlerim dolu dolu. ‎“Biliyorum… ve seni bekleyeceğim.” ‎ ‎Kerem aramızdaki mesafeyi koruyarak hafifçe başını salladı. ‎“Tamam… şimdi onu güvenli bir yere götürüyoruz. Ama her adımda dikkatli olmalısınız.” ‎ ‎Demir bana sarıldığında, sadece bir nişanlı değil… aynı zamanda hayatımı koruyan adam olduğunu bir kez daha hissettim. ‎ ‎Ama bilmediğimiz bir şey vardı… ‎Kapının dışında hâlâ gölgeler vardı. ‎Ve örgütün ikinci hamlesi… çok yakındı. ‎ ‎ ‎ ‎ ‎Demir’in kollarında dururken içimde hem güven hem de kaygı vardı. ‎Bir yandan yanında olmanın verdiği rahatlık… diğer yandan kapının dışında hâlâ gizlenen tehlike… ‎Kalbim sürekli hızlı hızlı atıyordu. ‎ ‎Kerem sessizce bize talimat veriyordu. ‎“Harekete hazır olun. Bu eve ikinci ekip yaklaşabilir. Kimse paniğe kapılmasın.” ‎ ‎Emir abi derin bir nefes aldı, gözleri kararlıydı: ‎“Ayça… şimdi güçlü olma zamanı. Sadece beni dinle.” ‎ ‎Arabaya bindik. ‎Demir yanımda, ellerim ellerinde… her ikimiz de sessizdik. ‎Sadece kalplerimizin aynı ritimde attığını hissedebiliyordum. ‎ ‎Kerem telsizden sürekli koordinatları kontrol ediyordu. ‎“Hedefin konumu sabit. Hareket etmeyin. Biz gelip alıyoruz.” ‎ ‎Arabayı yavaşça, sessizce sürerken birden arka camdan bir gölge fark ettim. ‎Bir araç… bizden kısa bir mesafede, yavaşça takip ediyordu. ‎Kalbim sıkıştı. ‎Demir hemen beni kendine çekti, korumaya aldı. ‎ ‎“Sakın korkma Ayça. Yanındayım,” dedi fısıldayarak. ‎Sesindeki kararlılık bana güç verdi. ‎ ‎Kerem telsizden bağırdı: ‎“Takipçilerimiz var! Hedefimizi kaybetmeyin. Savunma pozisyonu alın!” ‎ ‎Bir anda arabamız yan sokağa kırdı, gizli bir geçitten içeri girdi. ‎Işıklar, kameralar, güvenlik sistemleri… her şey planlıydı. ‎Ve işte o an, güvenli eve vardık. ‎ ‎Kapı açıldığında içeri girdik, askerler pozisyon aldı. ‎Demir hâlâ yanımdaydı, gözleri beni tarıyordu. ‎“Her şey yolunda, Ayça. Artık güvendesin,” dedi. ‎ ‎Ben sadece başımı salladım, nefesimi toparlamaya çalıştım. ‎Ama hâlâ bir şey vardı… kalbimin derinlerinde hissedilen bir titreme: ‎“Bu sadece başlangıç…” ‎ ‎Kapı arkasında hâlâ gölgeler vardı. ‎Ve örgütün ikinci saldırı ekibi… çok yakındaydı. ‎ ‎Kerem sessizce fısıldadı: ‎“Şimdi seni güvenli bir odada tutacağız. Ama hazır ol… çünkü ikinci hamle çok yakında gelecek.” ‎ ‎Demir bana sıkıca sarıldı, yüzünü alnıma dayadı. ‎“Seni asla kaybettirmem, Ayça. Ne olursa olsun…” ‎ ‎O an anladım ki; nişanlı olmanın, birbirimizi beklemenin ve aynı evde olmanın anlamı, sadece mutluluk değil… aynı zamanda birlikte hayatta kalmak için savaşmak demekti. ‎ ‎Ve o an, kalbimde sessiz bir söz yankılandı: ‎“Ne olursa olsun, birlikteyiz. Her şey çok yakında daha güzel olacak.” ‎ ‎

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.