Ertesi sabah hastaneye geldiğimde koridor eskisinden daha hareketliydi. Yoğun bakımın kapısı açılıp kapanıyor ama ben sadece tek bir şeyi düşünüyordum:Bugün Demir servise çıkacaktı.Hemşire beni görünce gülümsedi.“Hazırlanabilirsiniz, nakil işlemleri başlayacak.”Kalbim yine hızlandı. Günlerdir hissetmediğim bir heyecan vardı içimde.Kapının yanında beklerken abim yanıma geldi. Uykusuzluktan gözleri çökmüştü ama yüzünde büyük bir umut vardı. Bana yaklaşarak yavaşça sordu:“ Demir nasıl? Biraz daha iyi mi?”Başımı sallayıp hafifçe güldüm.“Biraz değil abi… çok daha iyi. Bugün servise çıkıyor.”Abim derin bir nefes aldı. Yüzünde bir rahatlama belirdi.“Abi sonunda… çok şükür.”Tam o sırada sedyeyi görünce ikimiz de sessizleştik.Demir, uyur gibi gözleri kapalıydı ama yüzünde dün geceden daha fazla renk vardı. Makineler azalmış, kablolar toplanmıştı. Sadece temel kontroller takılıydı.Yanına eğildim.“Demir… biz buradayız. Servise çıkıyorsun.”Göz kapakları hafifçe titredi, sanki duymuş gibi.Sedyeyi yavaşça koridor boyunca ilerletirken abim de yanımızda yürüyordu. Arada bir Demir’e bakıp fısıldıyordu:“Demir bak, çıktın işte. Dayanacaksın sen.”İçimde bir sıcaklık hissettim. Onların bağı o kadar güçlüydü ki…Servis odasına geçtiklerinde hemşireler Demir’i yavaşça yatağa aldılar. Yerleştirdikten sonra herkes çıktı.Abim yanıma dönüp alçak bir sesle konuştu:“Ayça… ben biraz sonra gelir demirle konuşurum. Önce sen dur yanında. O gözlerini açınca seni görsün.”Başımı salladım.Emir’in gözlerindeki saygı ve sevgi çok belliydi.Odaya yalnız girdiğimde Demir’in yüzüne baktım. Artık makine sesleri yoktu, tüpler yoktu… sadece o vardı.Yatağın yanına oturdum, elini tuttum.“Demir… artık yanındayım. Korku bitti.”Bir süre sonra nefesi değişti. Göz kapakları yavaşça aralandı.Bana baktı. Bu sefer tamamen bilinci açıktı.Zayıf bir gülümseme belirdi dudaklarının kenarında.“...Ayça…”Ben gülümsedim, gözyaşlarımı tutamadım.“Buradayım.”O sırada kapı hafifçe aralandı. Emir içeri başını uzattı.“Gireyim mi?”Ben Demir’e baktım, Demir çok hafif bir baş hareketiyle “evet” dedi.Emir içeri girdi, yatağa biraz yaklaştı. Gözleri dolmuştu ama belli etmiyordu.“demir … hoş geldin geri.”Demir’in gözleri hemen Emir’e kaydı. Dudaklarında çok belli belirsiz bir gülümseme oldu.Kısık bir sesle fısıldadı:“...kardeşim…”Emir bir an başını eğdi. Gözlerini kırpıp nefes aldı.“Buradayım kardeşim… iyileşiyorsun işte.”Demir gözlerini kapayıp derin bir nefes aldı.Ben iki kardeşin o haline bakarken kalbim yerinden taşacak gibi oldu.Çünkü artık her şey düzelmeye başlıyordu.Gerçekten…Demir servise çıktıktan sonra odada bir sessizlik hâkim oldu. Ama bu sessizlik korkutucu değildi; tam tersine, huzur doluydu. Artık o kabloların arasından ibaret değildi. Artık gerçekten yanımdaydı.Demir gözlerini Emir’e çevirmiş, nefes alıp verişi yavaşlamıştı. Yorulduğu belliydi ama yine de kardeşini görünce toparlanmaya çalışıyordu.Emir yatağın kenarına yaklaştı, ama oturmadan önce sordu:“Demir ' in yanına otursam olur mu?”Demir çok hafif başını salladı.Emir, dikkatlice oturdu. Dizlerini birbirine bastırmış, ellerini kenetlemişti. O güçlü durmaya çalışan hâli bile duygulandırıyordu insanı.Bir an sessizlik oldu.Sonra Emir nefes aldı, sesi titriyordu ama belli etmemeye çalışıyordu:“demir … seni böyle görmek… çok zor oldu. Ama bak, geldin. Dayandın. Sen her zaman güçlüydün.”Demir emir’e doğru dönmeye çalıştı ama kasları hâlâ zayıftı. Yavaşça yutkundu.“...korkuttum mu seni?”Emir gözlerini kaçırdı. Dudaklarının kenarı titredi.“Demir az daha… seni kaybediyorduk.”Demir’in gözlerinde hafif bir gölge belirdi. Ama sonra bakışlarını bana çevirdi.Onun yanında olduğumu görünce nefesi rahatladı sanki.Ben elini tuttum.“Artık geçti Demir. Buradayız.”Emir derin bir nefes aldı ve sesini biraz daha yumuşattı:“demir abi kardeşiz Sensiz ne yapardım bilmiyorum. Bir daha böyle şeyler yapma tamam mı?”Demir’in dudaklarında hafif bir tebessüm belirdi.“...tamam… söz…”Emir başını salladı, aynaya bakmamak için yere bakıyordu. Gözleri mahcup bir çocuk gibiydi.Sonra bana döndü:“Ayça, ben biraz dışarı çıkayım. Demir dinlensin. Bir şey olursa çağırırsın.”Başımı salladım. “Tamam.”Emir kapıdan çıkarken bir kez daha Demir’e baktı.“İyi olacaksın demir . Söz.”Kapı kapanınca odada sadece ben ve Demir kaldık.Demir gözlerini yavaşça bana çevirdi.Baktığı anda içimdeki bütün dünya yumuşadı.“...Ayça,” dedi kısık bir sesle.“Gitmedin…”Elini iki elimle tuttum, başımı hafif eğip fısıldadım:“Gitmedim. Gitmem. Nereye gideceğim? Sen buradayken ben nereye giderim?”Demir gözlerini kırptı, nefesi biraz hızlandı.Sanki duygusunu söylemek istiyor ama gücü yetmiyordu.Ben elimi kaldırıp yanağına hafifçe sürdüm.“Tamam… konuşma. Dinlen. Ben yanındayım.”Kaşları hafifçe gevşedi.Gözleri yavaşça kapandı.Ama bu sefer uyuması korkutmuyordu beni.Çünkü artık her nefesinde yanında ben varım.
Ayça 'nın ve demirin mutluluk ve kendilerine hatılatığı 10 söz
1. "Kalp, kelimelerden daha çok anlatır." 2. "Gülümse, dünya seninle güzelleşir." " 3 : Cesaret, küçük adımlarda saklıdır." 4. "Sevgi, paylaştıkça büyür." 5. "Umut, karanlıkta parlayan ışık gibidir." 6. "Hayaller, cesur olanları bekler." 7. "Zaman, en iyi öğretmendir." 8. "Dostluk, sessizlikte bile anlaşılabilendir." 9. "Küçük mutluluklar, büyük hayatlar yaratır." 10. "Kendine inan; mucizeler orada başlar."
Yeter ki isteyin istediğiniz herşeyi başara bilirsiniz :)
Haftaya bomba gibi bölüm geliyor kaçılmayın derim kitabımda mutluluk ,aşk , heycan , aksiyon gibi bölümler gelicek elimden geldiğince aktif olamaya çalışıyorum. Okul ve iş nedeniyle bölümler geç gelirse kusura bakayın :)
