İçeriğe geç

Asker ve doktor aşkı (Hayatla Sınanan Sevda)

Bölüm 31 · 3 dk okuma

Asker ve doktor aşkı (Hayatla Sınanan Sevda)

Bölüm 31

29. Bölüm

‎Saatler geçtikçe içimdeki umut büyüyor ama korkularım da aynı anda kabarıyordu. Yoğun bakım kapısına her yaklaştığımda kalbim daha da sıkışıyordu. Çünkü her an her şey değişebilirdi. ‎ ‎Öğleden sonra doktor tekrar geldi. ‎“Demir’in bilinci yüzeye çıkıyor,” dedi. ‎“Bu, uyanmaya yaklaştığının göstergesi. Ancak acele etmemeliyiz.” ‎ ‎Ayağa kalktım, dizlerim titredi. ‎“Yanına girebilir miyim?” ‎ ‎Doktor kısa bir tereddüt yaşadı, sonra başını salladı. ‎“Beş dakikadan fazla değil.” ‎ ‎İçeri girerken nefesim kesilmiş gibiydi. Makine sesleri arasında yürürken sadece onun yüzüne odaklandım. ‎ ‎Yaklaştığım anda fark ettim… ‎Kirpikleri hafifçe titreşti. ‎ ‎Elimi avucuna koyarken fısıldadım: ‎“Demir… ben geldim. Ayça.” ‎ ‎Göğsümde büyük bir düğüm vardı. ‎Başımı yatağın kenarına eğdim, yüzümü ona yaklaştırdım. ‎“Beni duyuyorsan… bir kere hafifçe elimi sık. Sadece bir kere.” ‎ ‎Bir an hiçbir şey olmadı. Sessizlik… ‎Sonra hafif bir baskı. Parmaklarımın arasında çok net, çok gerçek bir sıkma. ‎ ‎Nefesim kesildi, gözlerim doldu. ‎“Tamam! İşte bu! Demir… beni duyuyorsun!” ‎ ‎Sanki göz kapakları yukarı doğru kıpırdadı. Minicik bir hareket… ama benim için bir dünyaydı. ‎ ‎Tam o sırada hemşire hızla içeri girdi. ‎“Kalp ritminde artış var, lütfen fazla yaklaşmayın, onu yormayalım.” ‎ ‎Geri çekilmek istemiyordum ama mecburdum. Hemşirenin eli omzumdaydı. ‎“Merak etmeyin, bu çok iyi bir işaret.” ‎ ‎Kapıdan çıkarken kalbim hâlâ yerinde değildi. ‎ ‎Abim beni görünce ayağa fırladı: ‎“Ne oldu? Ne oldu Ayça?!” ‎ ‎Gözyaşlarımı silmeden konuştum: ‎“abi… elimi sıktı. Beni duydu.” ‎ ‎Emir’in gözleri büyüdü, omzuma vurdu. ‎“Ben sana demedim mi? Uyanacak dedim!” ‎ ‎Kollarımı kendime sarıp bir süre öyle durdum. ‎Demir geri dönüyordu… ‎Ve bunu hissediyordum. ‎ ‎ ‎ ‎Ertesi sabah hastaneye geldiğimde içimde sanki fırtına durmuş, yerini büyük bir sessizlik almıştı. Ama bu sessizlik kötü değildi… Demir’in beni duyduğunu bilmek göğsümü hafifletmişti. ‎ ‎Yoğun bakım kapısına yaklaştığımda hemşire beni görünce gülümsedi. ‎“Bugün daha iyi. Uyanma belirtileri artıyor.” ‎ ‎Kalbim hızlandı. ‎“Girebilir miyim?” ‎ ‎“Doktor birazdan izin verecek. Bekleyin.” ‎ ‎Dakikalar geçmek bilmedi. ‎Sonunda doktor geldi, dosyasını kapatıp bana döndü: ‎ ‎“Ayça, hanım bugün onunla konuşabilirsiniz. Sesi tanıması yardımcı olur.” ‎ ‎Sanki dünyam yerinden oynadı. ‎“Yani… uyanacak mı?” ‎ ‎Doktor gülümsedi: ‎“Büyük ihtimalle bugün gözlerini açacak.” ‎ ‎Nefesim kesildi. Ellerim buz gibi oldu. ‎Demir… geri dönüyor. ‎ ‎Kapı açıldı. İçeri adım attığım anda kalbim göğsümden çıkacak gibiydi. ‎O hâlâ yatıyordu ama yüzündeki kaslar hareket ediyordu. Kaşları arada bir titriyor, nefesi daha düzenli geliyordu. ‎ ‎Yanına gidip elini tuttum. ‎“Demir… ben geldim. Ayça.” ‎ ‎Bir an göz kapakları titredi. ‎Sanki çok uzaklardan duyuyormuş gibi… nefesi hızlandı. ‎ ‎Yanağına doğru eğildim: ‎“Bak… geldim. Hadi artık… gözlerini aç. Ben buradayım.” ‎ ‎O an… ‎ ‎Gözleri kıpırdadı. ‎Sonra bir daha. ‎Derin bir nefes aldı, kaşları hafifçe çatıldı. Sanki büyük bir karanlıktan çıkmaya uğraşıyordu. ‎ ‎“Demir?” dedim fısıltıyla, sesim titriyordu. ‎ ‎Ve… ‎ ‎Yavaşça… çok yavaşça… ‎Göz kapakları aralandı. ‎ ‎Işık gözlerine vurunca hafifçe kısıldı. Ama sonunda… tamamen açıldı. ‎ ‎Demir gözlerini açtı. ‎Koyu renk gözleri benimkine odaklandı. Tanımaya çalışır gibi yavaş, bulanık ama gerçek bir bakış… ‎ ‎Kalbim duracak sandım. ‎Gözyaşım aktı. ‎“Demir… beni duyuyor musun?” ‎ ‎Dudakları hafifçe kıpırdadı. ‎ ‎Bir müddet ses çıkmadı. ‎Sonra kısık, çatallı bir fısıltı geldi… ‎ ‎“…Ayça…” ‎ ‎Dünya o anda yeniden kuruldu. ‎Bütün acılar, korkular, bütün bekleyiş… bir anda eridi gitti. ‎ ‎Ben eğilip alnını öptüm. ‎“Tamam… tamam Demir. Buradayım. Gitmiyorum.” ‎ ‎Monitör ritim veriyor, hemşireler hafif telaşlı ama mutluydu. ‎Ama ben hiçbirini duymuyordum. ‎ ‎Sadece onu… ‎ ‎Geri gelmişti. ‎ ‎

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.