İçeriğe geç

Asker ve doktor aşkı (Hayatla Sınanan Sevda)

Bölüm 29 · 2 dk okuma

Asker ve doktor aşkı (Hayatla Sınanan Sevda)

Bölüm 29

27. Bölüm

‎27. Bölüm – Ayça’nın Ağzından ‎ ‎Yoğun bakım kapısından içeri adımımı attığımda içimi tarif edilemez bir korku kapladı. Her şey o kadar steril, o kadar soğuk ki… Demir orada yatıyordu; ince bir battaniyenin altında, makinelere bağlı, neredeyse tanınmaz hâlde. Kalbim göğsümden fırlayacak gibi atıyordu. ‎ ‎“Nasılsın Demir?” diye fısıldadım, ama cevap alamadım. Cihazların monoton bip sesleri, sessizliği bozan tek şeydi. Ellerimi onun soğuk eline uzattım, ama parmaklarım boşlukta kaldı; damarlarına bağlanmış teller, hortumlar her şeyi engelliyordu. ‎ ‎Gözlerimi kapattım ve sessizce içimden dua ettim. “Lütfen, her şey yoluna girsin. Lütfen, onu kaybetmeyelim…” Kalbim acıdan parçalanıyordu. Yanımda bekleyen hemşire bana hafifçe gülümsedi, “Ameliyat başarılı geçti, biraz dinlenmesi gerekiyor” dedi. Başımı salladım ama kelimeler boğazımda düğümlendi. ‎ ‎O an fark ettim ki, Demir için hissettiklerim sadece aşk değildi. Onu kaybetme düşüncesi, beni derinden sarsıyordu. Ona sarılmayı, onu korumayı o kadar çok istiyordum ki… Bir an için ellerim titredi, gözlerim doldu. ‎ ‎Ama bir yandan da bir umut ışığı vardı. Ameliyatı atlattı. Şimdi tek yapmam gereken sabırlı olmak, yanında olmak ve ona hissettiklerimi göstermekti. “Demir, ben buradayım. Seni bırakmayacağım,” dedim kendi kendime, sessizce. ‎ ‎Yoğun bakımın kapısından dışarı çıkarken derin bir nefes aldım. Kalbim hâlâ hızlı atıyordu ama bir nebze olsun rahatlamıştım. Onun için bekleyecektim, sabredecektim ve her an yanına girmeye hazır olacaktım. Çünkü Demir, her şeyimdi… ‎ ‎ ‎Yoğun bakımın sessizliğinde saatler geçiyordu ama bana öyle geliyordu ki saniyeler sayılıyordu. Her bip sesi, her cihazın hareketi, kalbimde bir korku dalgası yaratıyordu. Ama bir yandan da umut vardı; doktorların söyledikleri aklımdaydı: “Ameliyat başarılı geçti.” ‎ ‎Birden, Demir hafifçe gözlerini araladı. O an dünya durdu sanki. Solgun yüzünde yorgun ama tanıdık bakışlarını gördüm. Nefesim kesildi, dizlerim titredi. “Demir… sen… uyanıyorsun!” diye fısıldadım, sesim neredeyse kırılıyordu. ‎ ‎Gözleriyle beni aradı, elleri istemsizce hareket etti. Onu nazikçe tuttum, makinelere takılı kabloları fark etmeden elleriyle benim ellerime sarıldı. “Ayça…” dedi, sesi hâlâ zayıf ama tanıdık. Kalbim öyle hızlı attı ki, sanki tüm korkularım ve endişelerim bir anda eriyip gitmişti. ‎ ‎“Ben buradayım, Demir. Seni bırakmadım,” dedim, gözlerim dolarken. Onun dudaklarında hafif bir gülümseme belirdi, gözleri yorgun ama güven doluydu. O an anladım ki, ameliyat onu fiziksel olarak yorsa da, bizim bağımızın gücü her şeyin üstündeydi. ‎ ‎Bir süre sessizce birbirimize baktık; kelimelere gerek yoktu. Sadece orada, birbirimizin ellerini tutarak, bu zorluğu birlikte aşacağımızı biliyorduk. ‎ ‎Yoğun bakımın soğuk duvarları arasında, kendi küçük dünyamızda bir sıcaklık oluşmuştu. Ve ben söz verdim: ne olursa olsun yanında olacaktım. Çünkü Demir, artık sadece bir sevgili değil, hayatımdaki en değerli parçamdı… ‎

Bölüm sonu

1 yorum