22. Bölüm – Uyanış Helikopterin kapısı açıldığında Ayça’nın kalbi neredeyse duracaktı. Demir, sedyede bilincini kaybetmişti. Yüzü solgun, elleri buz gibiydi ama göğsü hâlâ inip kalkıyordu. Ayça bunu gördükçe içinden dua etti, defalarca… > “Ne olur… bana bir kez daha bak.” Hastane koridoru, acil adımların yankısıyla doluydu. Doktorlar telaşla Demir’i ameliyathaneye götürürken, Ayça sadece arkasından koştu. Kapı kapandığında duvarın dibine oturdu. Artık beklemekten başka çaresi yoktu. Saatler geçti. Gözleri kapıya kilitlenmişti. Bir an bile yerinden kıpırdamadı. Yanına gelen Emir eline bir bardak su uzattı. > Emir: “İyi olacağız Ayça. O güçlü biri.” Ayça: “Güçlü ama… çok yorgun, Emir.” Kapı açıldığında kalbi yerinden çıkacak gibiydi. Doktorun yüzündeki yorgun tebessümle nefes aldı sonunda. > “Durumu stabil. Şimdi sadece dinlenmesi gerekiyor.” Ayça gözyaşlarına hakim olamadı. Hızla odaya girdi. Demir, beyaz çarşafların arasında sessizce yatıyordu. Solgun ama huzurlu… Sanki yıllar sonra ilk kez güvende gibiydi. Ayça yanına oturdu, elini tuttu. Avuçlarının sıcaklığı geri dönmeye başlamıştı. > “Sen bana söz vermiştin, hatırlıyor musun? Döneceğim demiştin… Ve gerçekten döndün.” Demir’in parmakları hafifçe hareket etti. Gözkapakları titredi. Bir süre sonra o tanıdık ses yankılandı, kısık ama net: > “Ayça…” Ayça’nın boğazında düğümlenen kelimeler bir anda taştı. > “Buradayım Demir. Gitmiyorum. Artık hiçbir yere gitmiyoruz.” Demir, yorgun bir tebessümle gözlerini açtı. > “Beni bulacağını biliyordum…” “Çünkü kalbim hiç bırakmadı seni.” O an odada sadece kalp monitörünün sesi duyuluyordu. Her bip sesi, ikisinin de yeniden hayata tutunduğunu hatırlatıyordu. Ayça başını onun omzuna yasladı. İlk kez, korkusuzca gülümsedi. Çünkü bu defa hikâyeleri yarım kalmamıştı. Sadece yeniden başlamıştı. Demir’in göz kapakları ağır ağır aralandı. İlk başta bulanıktı her şey; odadaki ışık, cihazların bip sesleri… ama en çok da Ayça’nın gözleri netti. Onun bakışı, hem tanıdık hem de huzur vericiydi. > Demir (zorlukla): “Ayça… sen… gerçekten buradasın mı?” Ayça (gülümseyerek, gözleri nemli): “Hep buradayım Demir. Seni bırakmadım, bırakmayacağım.” Demir, parmaklarını hafifçe hareket ettirerek Ayça’nın elini tuttu. > “Üzgünüm… sana endişe verdim.” “Bırak endişeleri, önemli olan senin hayatta olman. Hâlâ buradasın.” Bir süre sessizlik oldu. Sadece iki kalp, odadaki monitörlerin bip sesiyle senkron hâlinde atıyordu. Demir gözlerini kapattı, Ayça’nın elini bırakmadan mırıldandı: > “Sana söz verdim… döneceğim demiştim…” “Ve döndün,” dedi Ayça, başını hafifçe onun omzuna yaslayarak. Doktor içeri girdiğinde hafifçe gülümsedi: > “Durumu stabil. Şimdi dinlenmesi gerekiyor ama gözlerini açabiliyor, iletişim kurabiliyor.” Ayça, doktorun söylediklerine rağmen Demir’in yanında kaldı. Başını onun saçlarına yasladı, nefesini hissetti. > “Artık korkmana gerek yok. Ben buradayım, hep burada olacağım.” Demir zayıf ama sakin bir gülümsemeyle cevap verdi: > “Bunu bilmek… her şeye değer.” O akşam, hastane odasında sessizlik vardı; ama bu sessizlik korkudan değil, yeniden kavuşmuş iki kalbin huzurundan kaynaklanıyordu. Ayça, Demir’in elini sımsıkı tuttu ve düşündü: > “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak… ama birlikte her şeyi aşacağız.”
Bölüm 24
22. Bölüm
Bölüm sonu
4 yorum
"Artık korkmana gerek yok, ben burdayım hep yanında olacağım" :)
1YanıtGüçlü ama yorgun 🥺
Umarım mutlu son olur
1YanıtDemir hastanelere doyamıyor sjsjsj
1Yanıt


