Bölüm15. – Yeni Bir Başlangıç (Demir’in Anlatımı) Sabahın ilk ışıkları odaya süzülürken, gözlerimi Ayça’nın yüzünden alamadım. Yanımda, başı yastığın kenarında, nefes alışları o kadar sakin, o kadar huzurluydu ki… içimde bir yerlere uzun zamandır uğramayan bir dinginlik çöktü. Belki de ilk defa, gerçekten nefes alıyordum. Sessizce oturdum yatağın kenarına. Elim hâlâ onun elindeydi. O parmakların arasında bulduğum sıcaklık… bütün geçmişimi susturuyordu. Masada duran küçük, yıpranmış kutuya baktım. Yıllardır taşımaktan yorgun düşmüştü, tıpkı benim gibi. Ama bugün, onu açmaya hazırdım. Ayça gözlerini araladı, sesi uykulu ama yumuşaktı. “Ne düşünüyorsun, Demir?” Derin bir nefes aldım, boğazımda birikenleri yutkunarak bastırdım. “Geçmişi,” dedim. “Artık ondan saklanmak istemiyorum.” Kutuyu açtım. İçinden yıllardır sakladığım o eski fotoğraf çıktı. Üzerinde ben, asker üniforması içinde; yanımda babam. Fotoğrafın köşesinde silik bir yazı vardı: ‘Aslan soyadını onurla taşı.’ Ayça fotoğrafı dikkatle inceledi, sonra başını kaldırıp bana baktı. “Demir… bu, senin gerçek soyadın mı?” Başımı eğdim, hafifçe gülümsedim. “Evet. Aslan. Ama o soyadı bana hep kaybettiklerimi hatırlattı. Bu yüzden yıllarca kaçtım ondan. Artık kaçmak istemiyorum.” Ayça sessiz kaldı, sadece fotoğrafı parmak uçlarıyla okşadı. Sonra gözlerimin içine baktı. “Kaçma artık. Çünkü artık yalnız değilsin.” O an içimden bir şeyler koptu. Yıllardır taşıdığım o ağırlık, Ayça’nın bir cümlesiyle dağıldı sanki. Başını ellerimin arasına aldım, alnını öptüm. “Beraber yeni bir hayat kuracağız, Ayça. Ne olursa olsun, bu kez pes etmeyeceğiz.” Gülümsedi, gözleri doldu ama sesi kararlıydı. “Beraberiz, Demir Aslan. Bundan sonra her şeye birlikte göğüs gereceğiz.” Ve o an anladım… Geçmiş artık sadece bir hikâyeydi. Gerçek olan, yanımda duran kadındı. Ve hayat, o sabah yeniden başlamıştı. Ayça’nın gözlerinde o an öyle bir şey vardı ki… Ne söz, ne zaman, ne de geçmişteki hiçbir yara o bakışın yanında anlamlı kalmadı. Sanki “artık güvendesin” diyordu sadece gözleriyle. Uzun zaman sonra ilk defa içimden gelen bir gülümseme yüzüme yerleşti. Onunla olmak… Geçmişin bütün ağırlığını hafifletiyordu. Fotoğrafı tekrar kutuya koydum, kapağını yavaşça kapattım. Ama bu sefer o kutu bir sır değil, geçmişe saygıydı. Artık gizleyecek hiçbir şeyim yoktu. Ayça yanıma geldi, ellerini boynuma doladı. “Demir, biliyor musun… bazen insanlar en çok, geçmişiyle barıştığında güzelleşiyor.” O an kalbim sıkıştı, boğazım düğümlendi. “Sen olmasaydın, ben hiçbir şeyle barışamazdım.” Kollarımın arasında öylece kaldı. Sanki zaman durdu. Sanki o an, yıllardır eksik kalan parçam yerine oturdu. Bir an dışarıdan gelen rüzgâr perdenin ucunu havalandırdı. Güneş, yüzüne vurduğunda saçları parladı. İçimden “işte bu” dedim… Tüm savaşlar, tüm yorgunluklar, hepsi bu an içindi. Ona sıkıca sarıldım. “Artık hiçbir yere gitmeyeceğim, Ayça. Söz veriyorum.” Başını omzuma yasladı, sessizce fısıldadı: “Ben de seni asla bırakmam, Demir Aslan.” O an kalbim o kadar hızlı atıyordu ki, neredeyse onun kalbiyle aynı ritimdeydi. İki ayrı insan, ama aynı seste atan iki kalp… Geçmiş bitmişti. Ve biz, o sabah yeni bir hikâyeye başlamıştık.
Bölüm 17
15. Bölüm
Bölüm sonu
2 yorum
:)
Duyuldu birden olaylar baya ama bu bölüm de gene çok iyi içimi ısıttı :)
1Yanıt

