İçeriğe geç

Asker ve doktor aşkı (Hayatla Sınanan Sevda)

Bölüm 11 · 2 dk okuma

Asker ve doktor aşkı (Hayatla Sınanan Sevda)

Bölüm 11

9. Bölüm

Demirin anlatımıyla: Yoğun bakımdaydım. Gözlerim kapalıydı; makinelerin bip sesleri arasında nefes almak bile zor geliyordu. İçimde bir boşluk vardı; zamanın nasıl geçtiğini fark edemiyordum. Arkadaşlarım yanımdaydı, seslerini duyuyordum ama tam olarak ne dediklerini anlamıyordum. “Ayça, iyi misin? Nasılsın?” diye soruyor, beni rahatlatmaya çalışıyorlardı. Ama kalbimdeki fırtına hiç durmuyordu. ‎ ‎Sonra hissettim… Elimi tuttular. Sıcak ve titrek bir el… Ayça’ydı. Parmakları saçlarıma dokundu, elimi sımsıkı tuttu. “Bizi bırakma… Arkadaşlarını, beni, aileni bırakma, ne olur. Aç gözlerini… Bir hafta oldu, aç gözlerini! Sen çok güçlüsün biliyorum, lütfen aç gözlerini!” ‎ ‎Sesi titrekti ama kararlıydı. O anda içimde bir kıpırtı hissettim, uzun zamandır hissetmediğim bir şey… umut. ‎ ‎“Ayça…” dedim istemeden, sesim hafif çıktı dudaklarımdan. Gözlerimi yavaşça açtım. İlk bakışlarımız çarpıştı; korku, endişe, ama aynı zamanda rahatlama vardı gözlerinde. Hafifçe geri çekildi, ama hâlâ yanımdaydı. “Sonunda uyanıyorsun… Bekle, doktoru çağırayım,” dedi, sesi fısıldar gibiydi. ‎ ‎Doktor hızla yanımıza geldi, serumları ve cihazları kontrol etti. Ayça sessizce yanımda duruyordu; hazır, endişeli ama sakin. Göz ucuyla ona baktım; bana güven veriyordu. Doktor bana dönüp, “Şimdi daha iyi görünüyorsun, birkaç testten sonra servis odasına alacağız,” dedi. ‎ ‎O an yoğun bakımın soğuk ışıkları, bip sesleri, tüm korkular… Hepsi geri plana çekildi. Sadece o vardı, sadece biz vardık. Elimi bırakmadı, ben de istemeden ona tutundum. Her nefes, her küçük dokunuş, tüm korkularımı biraz olsun hafifletiyordu. ‎ ‎Servis odasına geçirildim. Artık yoğun bakımın bip sesleri ve soğuk ışıkları geride kalmıştı, ama hâlâ yorgundum ve her hareketim zor geliyordu. Ayça hâlâ yanımdaydı; elimi bırakmamış, gözleriyle bana destek oluyordu. Sanki o var oldukça, tüm korkularım biraz daha hafifliyordu. ‎ ‎Doktorlar beni dikkatle yatağa yatırdı, serumları ve cihazları kontrol ettiler. Ayça hâlâ yanımdaydı, ellerimi tutuyor, hafifçe saçlarımı okşuyordu. “Gördün mü? İyi olacaksın, birlikte atlatacağız,” dedi fısıldar gibi. O küçük ses, içimde uzun süredir hissetmediğim bir huzur yaratıyordu. ‎ ‎Yavaşça gözlerimi kapatıp nefesimi derinleştirdim. Her nefeste onun varlığını hissetmek, elimi bırakmaması… Bunlar bana güç veriyordu. İçimde, sadece korku değil, aynı zamanda büyük bir güven hissi doğmuştu. Bu odada sadece biz vardık ve birbirimize tutunuyorduk. ‎ ‎Ayça , doktorla kısa bir konuşma yaptıktan sonra geri geldi. Sessizce yanıma oturdu, elimi yine tuttu. “Buradayım, seni bırakmayacağım,” dedi. Sesi hâlâ titrek ama kararlıydı. O anda anladım ki, ne kadar zayıf olursam olayım, yanımda olduğunda her şeye dayanabilirdim. ‎ ‎O gün, o odada, sadece iki insan vardık: birbirine tutunan, korkularını ve umutlarını paylaşan iki kalp. Her bip sesi, her nefes, her küçük dokunuş, bizi birbirimize biraz daha yakınlaştırıyordu. Ve o an, biliyordum ki ne olursa olsun, bu bağ kopmayacaktı.

Arkadaşlar 10. Bölüm daha sonra yayında olacak beğenmeyi unutmayın

Bölüm sonu

4 yorum