İçeriğe geç

Asker ve doktor aşkı (Hayatla Sınanan Sevda)

Bölüm 10 · 3 dk okuma

Asker ve doktor aşkı (Hayatla Sınanan Sevda)

Bölüm 10

8. Bölüm

Kalbim deli gibi atıyordu. Her adımımda bir şeylerin ters gittiğini hissediyordum. Demir’in yanında olmalıydım ama aynı zamanda olan biteni anlamaya çalışıyordum.Birden, arkamda bir hareket fark ettim. Döndüm… gözlerim açıldı, kalbim duracak gibi oldu. Demir vurulmuştu. Havuz kenarında yatıyordu ve yüzündeki acı… o an içimde korku ve çaresizlik bir araya geldi.“Demir!” diye bağırdım. Koştum, ellerimi onun üzerindeki yaralara bastırmaya çalıştım. Doktor olarak elimden geleni yapıyordum ama… içimden bir ses, “Bakamıyorum… koruyamıyorum,” diyordu.Tam o anda gökyüzünde helikopter sesi yükseldi. Arkadaşları geldi, beni kenara çekmeden önce Demir’i helikoptere hazırladılar. Onu taşırken gözlerimi ondan ayıramıyordum; bir yandan nefes nefese kalmış, bir yandan da panik içindeydim.Helikopter havalandığında, Demir’in gözleriyle göz göze geldik. İçimde hem korku hem de bir umut vardı: onu kaybetmeyecektim. Uçak ilerlerken, ameliyat odasının ışıkları parlamaya başlamıştı… ve ben orada, hem doktor hem de ona bağlı bir insan olarak, her şeyin yoluna girmesini umut ettim.

Helikopterin inişiyle birlikte kalbim deli gibi atıyordu. Her saniye, sanki zaman duruyordu. Demir’i taşırken ellerim titriyordu; her nefes alışında onun acısını hissediyordum. Arkadaşları, onu ameliyata yetiştirmek için hızlıca hazırlıyordu.Ameliyathaneye girdik; ışıklar parlaktı, makineler bip sesleri çıkarıyordu. Bir an durdum, gözlerimi kapattım ve derin bir nefes aldım. “Lütfen, dayan… dayan, Demir,” diye fısıldadım kendi kendime. Doktor olarak elimden geleni yapıyordum ama insan olarak kalbim sanki onunla birlikte çarpıyordu.Arkadaşları ameliyata odaklanırken, ben koridorun köşesinde bekledim. Her ses, her adım beni sarsıyordu. İçimden bir ses, “Her şey yoluna girecek… ama gerçeği öğrenmeye hazır olmalısın,” diyordu. Onun yanında olmanın ağırlığını, sorumluluğunu, korkusunu hepsini birden hissettim.Ve o an anladım: Demir’i sadece fiziksel olarak değil, duygusal olarak da korumak zorundaydım. Her şey değişmişti; bir yandan hayatta kalma mücadelesi, bir yandan gerçeklerin açığa çıkışı… ve ben bu karmaşanın tam ortasındaydım.

Saatler geçiyordu, ama benim için zaman durmuş gibiydi. Ameliyathaneden gelen bip sesleri kulaklarımda çınlıyor, her an içimde bir düğüm oluşturuyordu. Beklerken her şeyi düşünüyor, her ihtimali tartıyordum. “Acaba dayanabilecek mi?” diye kendi kendime fısıldadım.Etrafa bakındım; arkadaşları birbirine talimat veriyor, hem işleri koordine ediyor hem de benim gibi endişeli bakışlarla Demir’in yanına koşuyordu. Ama ben, bir doktor olarak yapabileceklerimle insan olarak hissettiklerim arasında sıkışmıştım. Onu korumak istiyordum, ama bir yandan da gerçeği öğrenmeye çalışan bir insan olarak, her şeyin yolunda gitmesini istiyordum.Derin bir nefes aldım, ellerimi kenetledim ve kendime söz verdim: “Ne olursa olsun yanında olacağım, pes etmeyeceğim.” Kalbimde bir umut ışığı, korku ile karışmıştı. Her şey belirsizdi ama Demir’i kaybetmeyecek kadar güçlü olmalıydım.Helikopterin sesi hâlâ kulaklarımdaydı, ama artık uzaklaşmıştı. Ameliyatın tamamlanmasını beklerken, kafamda bir tek düşünce vardı: Demir hayatta kalacak, ve ben onun yanında olacağım. Bu sınav, hem fiziksel hem de duygusal olarak zorlu olsa da, birlikte aşacağız.

Ameliyathaneden çıkıp koridorda beklerken, içimde tuhaf bir boşluk vardı. Kalbim hâlâ deli gibi çarpıyordu; her saniye sanki hem geçmişin hem de geleceğin ağırlığını taşımak zorundaymışım gibi hissettiriyordu.Kendi kendime düşündüm: “Ne kadar güçlü olabilirim? Ne kadar dayanabilirim?” Demir’in hayatta olduğunu bilmek bir nebze rahatlatıyordu, ama her an tekrar kaybedebileceğim düşüncesi, içimdeki korkuyu büyütüyordu. Her saniye onun yanındaki o acıyı ve mücadeleyi hissedebiliyordum.Koridorda sessizlik hâkimdi ama benim kafamda fırtına kopuyordu. Kaçışımız, çatışmalar, sırlar… her şey iç içe geçmişti. Ve ben, sadece doktor olarak değil, insan olarak da onu korumak zorundaydım. Ona olan bağlılığım, korkularım ve umutlarımın hepsi bir aradaydı.Bir hemşire yanımdan geçerken bana bakıp “Şimdi biraz dinlenebilirsiniz, Demir stabil durumda,” dedi. Ama benim için dinlenmek mümkün değildi. Gözlerim hâlâ onun ameliyathane odasının kapısındaydı. İçimde bir umut ışığı yanıyordu: “Seni kaybetmeyeceğim. Yanındayım.”Ve o an anladım ki; bu sadece fiziksel bir mücadele değil, aynı zamanda duygusal bir savaş. Sırların ağırlığı, tehlikenin gölgesi ve hislerim… hepsi bir aradaydı. Ama ne olursa olsun, yanında olmalıydım, onu bırakmamalıydım.

Arkadaşlar dayanamadım 8. Bölümüde sizle paylaştım yakında 9. Bölüm gelicek beyenmeyi unutmayın takipte kalın

Bölüm sonu

1 yorum