O karanlık günden sonra her şey değişmişti.Oda kilitlenmiş ve kimsenin girilmesine izin verilmemişti.Ayrıca bir cinayete kurban giden Meral Çağlayan'ın katili bulunmayı dursun bir şüpheli bile yoktu dosyada,sadece bir çete işi olacağını düşünmüştü polis.O günden bu güne Yekta nefret eder olmuştu çetelerden.Sonra annesinin dosyası da diğer birçok dava gibi eski,tozlu rafa kaldırıldı.
Yekta artık eskisi gibi değildi.Aynaya baktığında artık eski,enerjik kızı görmek yerine daha karamsar ve inatçı bir kız görüyordu.Annesi yaşarken bile pek değer vermeyen babası artık daha da delirmiş ve hep Yekta'yı suçlar hale gelmişti.Yiğit her ne kadar babasına karşı boyun eğsede kız kardeşine sahip çıkıyor her geçen gün daha da bağlanıyordu ona.
Selim Bey hemen hemen her gece içip sarhoş oluyor eve geldiğinde onu bekleyen karısının artık olmadığını fark ettiğinde kriz geçiriyor ve soluğu küçük kızının odasında buluyordu.Yekta artık uykusundan bir anda korkuyla uyanmaktan bıkmış olsa da babasına karşı ses çıkarmıyor ve her hakareti sineye çekip bir köşede oturuyordu.Ama her zorluğa rağmen umudunu yitirmiyor ve bir gün abisi ile hayal ettiği hayatı yaşayacaklarına inanıyordu.Bunun için gecesini gündüzüne katıp ders çalışıyordu fakat babasına karşı duyduğu korku ve her an içeriye girip ona bağıracağını düşünerek diken üstünde bitiriyordu gününü.
Fakat hayat,son kartını ortaya koyduğunda Yekta tekrar kaybetmişti.Babasının meşhur 22.sokak çetesinden aldığı borçlar günden güne artıyor ve adamlar her sabah soluğu kapıda alıyorlardı.Babası zaten çok agresifken bir de bu borç meselesi yüzünden artık delirmeye başlamıştı,taki kapısına gelen zengin iş adamı olan Demir Sorel ile iş birliği yapıncaya kadar.
Anlaşmaya göre Demir,Selim ölünceye kadar bütün borçlarını ödeyecekti ama karşılığında Yekta ile evlenecekti.Selim bu teklife soğuk bakmıyordu çünkü yirmi iki yıllık kızına bir kez bile şefkatle bakmamıştı.Yiğit ise bir kez bile babasına karşı çıkmadığı için bu istek onun için çocuk oyuncağıydı.Anlaşmayı kabul edip en kısa sürede Yekta ve Yiğit ile konuştu.Yekta buna sert bir şekilde karşı çıksa da abisi yine babasına karşı çıkmamış ve onu yalnız bırakmıştı. Yekta bu haber yüzünden kendini günlerce aç bırakmış ve her gece ağlayıp ölmeyi dilemişti.Annesi olsa asla onu bırakmayacağını düşünüyor bir yandan da abisinin nasıl bu duruma karşı çıkmadığını sorguluyordu.Artık elinde bir umut kırıntısı bile kalmadığında gözlerini açtı ve kendisini beyaz bir gelinlik içinde gördü.Hemen yanında genç bir çalışan onun duvağını saçına takmaya çalışırken gülümsemeyi ihmal etmiyordu. Yekta artık karşı çıkamayacağını düşündüğünde Demir hakkında araştırma yapmış ve onun hakkında çok fazla güzel haber yazısı görmüştü.İçinde tekrar bir umut ateşi yanmıştı belki de filmlerde ya da kitaplardaki gibi bu adam iyi birisidir ve ona iyi davranacağını düşünmüştü ama bir kaç haber kaydırınca Demir hakkında yazılmış birkaç tane haber daha gördü.Bir kaç kadın onun sapık olduğunu ve partnerine şiddet uygulama fantezisi olduğunu ve daha fazla iğrenç şeyden bahsediyorlardı.Bu haberleri okuyunca Yekta'nın midesi ağzına gelmiş ve içindeki minik ateş anında sönmüştü.Hayat daha ne kadar kötü olabilirdi ki? Kapının açılması ile çalışan gelinden uzaklaştı ve odadan çıktı.Yekta aynada hemen arkasında duran takım elbisenin içinde daha da yakışıklı duran abisini gördü.Ağlamamak için kendini zor tuttuğunda aynanın önünden çekildi ve koltuğa geçti.Abisi ona nasıl yaklaşacağını ve nasıl konuşacağını bilmiyordu.
"Hatırlıyor musun?Annem demişti ki ikiniz asla ayrılmazsınız diye.Sen gülüp beni bırakmayacağını söylemiştin.Şimdi halimize bak." Derken dolmuş olan gözleri ile abisine baktı.Abisi derin bir nefes alıp ona yaklaştı ve önünde durup diz çöktü.Elini,kız kardeşinin elinin üzerine koydu ve diğer eli ile çenesinden tutup kendisine bakmasını sağladı. "Abiler her zaman sözünü tutar." Yiğit gülümserken kız kardeşinin kafası karıştı.İğrenç bir adam ile evlenmesine az kala bir vakitte abisi karşısına geçip ona gülümsüyordu.Yiğit,Yekta'nın bakışlarındaki merak duygusunu fark ettiğinde onun elini sıktı ve diğer eli ile cebinden çıkarttığı telefonu onun kucağına bıraktı.
"Seni asla bırakmam.Şimdi bu telefonu al,telefonun arkasında birkaç tane kart var merak etme içinde fazlası ile para var.Şifresi bizim birlikte nefes aldığımız gün."
"Abi ne demek istiyorsun?"
"Şimdi bu kapıdan beraber çıkacağız"
Derken odanın kapısını işaret etti ve konuşmaya devam etti.
"Seni salona götüreceğim ama siz daha nikaha başlamadan birkaç adam kavga edecek.Herkesin dikkati dağılacağı için sende kimseye fark ettirmeden ordan kaçacaksın ve gidebildiğin kadar uzağa gideceksin.Anladın mı beni?"
Yekta duydukları karşısında önce şaşırdı ve konuşamadı ama abisi onu kendisine getirip daha ciddi bir ses tonu ile uyardı.
"Bana bak bu ilk ve son şansımız!Seni göz göre göre ateşe atmam.Koş ve sakın arkana bakma tamam mı?Abin yanında olmasa bile her zaman arkanda olacak tamam mı bunu unutma sakın!"
"Abi seni bırakamam burada,benimle gel"
Demesi ile Yekta'nın ağlaması bir oldu.Abisi onu sakinleştirip yüzünü iki elinin arasına alınca onu alnından öptü.
"Benim burda kalmam lazım.İkimizin özgürlüğünü sen yaşat Yekta.Hadi şimdi kimse şüphelenmeden çıkalım bu odadan.Unutma ikimizin özgürlüğü kalbimizde."
Yiğit yerinden kalkıp ona elini uzatınca Yekta tereddüt ederek elini tuttu ve oturduğu yerden kalktı.Her ne kadar korksa da abisinin gülümsemesi onun içindeki yangını söndürüyordu.Abisin koluna girip odadan dışarı çıkması ile perde açılıp oyun tekrardan başladı.Bu sefer kartını ortaya koyacak kişi özgürlüğü isteyen,birbirlerine bağlı bu iki deli yürekten başkası değildi.