7 yıl önce Küçük kız gülerek okulundan çıktı ve içinde sadece bir-iki kitap olan çantasını takıp abisinin ona ilk hediyesi olan bisikletine yaklaştı.Bisiklet,kıza göre oldukça büyük duruyordu ama bu onun için daha da güzel ve eğlenceli oluyordu.Çantasını bisiklete takılı olan mavi renkteki sepete koyacaktı ki sepette bir demet çiçek fark etti.Yekta bu olayı hemen hemen her gün yaşıyordu çünkü gittiği lisede çok beğeniliyor ve seviliyordu.Çoğu gizli hayranı olmasına rağmen hiç bir çiçeği koklamamış ve hepsini çöpe atmıştı.Onun derdi bir erkek arkadaş edinmek değil,çok çalışıp büyüyünce iyi yerlere gelmekti.
Sepetteki demet gülü alıp biraz uzakta olan ve ağzına kadar dolu olan çöpü fark etti ve hızlıca oraya yöneldi.Elindeki çiçeği hızlı bir şekilde çöpe attı ve tekrar bisikletine yaklaştığında duvarın arkasında duran birisini fark etti.Onu gizlice gözetleyen biriydi,yüksek ihtimalle çiçekleri oraya bırakan kişi oydu.Fakat Yekta'nın çiçekleri çöpe attığını gördüğünde kalbi parçalanmıştı.Genç erkek ona son kez baktıktan sonra arkasına dönüp gözden kayboldu.Yekta bu sefer boş olan sepetine çantasını koyduktan sonra bisiklete bindi ve eve doğru giden yolu takip etti.
Uzaktan evini görünce üzerine bir yorgunluk düştü.Daha hızlı sürüp eve bir an varmak istiyor ve kendisini yatağına atmak istiyordu.Bisikleti durdurduğunda bahçe kapısını açtı ve bisikleti içeriye,kendi yatak odasının penceresinin altına kilitledi.Sepetten aldığı çantasından telefonunu çıkardı ve cebine koyduktan sonra eve baktı.Ev iki katlı ve beyaz bir renkteydi.Bahçede birden fazla türden çiçek olması ile görenleri büyülüyordu.Yekta taşlı yoldan evin kapısına vardığında kapıyı çaldı ama kimse açmadı.Annesinin duymadığını düşünerek cebinden anahtarını çıkarıp kapıyı hızlıca attı ve anne diye seslenerek merdivenlere yöneldi. Annesinin sesini duyamadığında onun uyuduğunu düşünüp rahatsız etmeyecek şekilde kendi odasına çıktı ve kıyafetlerini değiştirdikten sonra açık olan saçını hızlıca toplarken karnının guruldadığını fark etti. Odasından çıktı ve yine sessiz bir şekilde aşağıya indi.Solana girip sağ tarafa döndüğünde mutfağa ulaşıyordu ama kapı kapalıydı.Annesi asla kapıyı kapatmaz ve bu saatte uyumazdı zaten.Yekta elindeki telefonu cebine koyarken tekrar annesine seslendi ama annesi tekrar cevap vermedi.
Kapıya yaklaşıp kolu sıkıca kavradığı da hızlıca kapıyı açtı ama kimseyi görmedi.Mutfak toplanmış ve düzenli duruyordu.Annesinin uyuduğunu kessinleştirdi ve bir şeyler atıştırmak için buzdolabına yaklaştı.Kapağı tuttuğu gibi kapı zili çaldı ve Yekta oflayarak mutfaktan çıktığında hızlı adımlarla kapıya yöneldi.Kapıyı açtığında karşısında abisini görmeyi bekliyordu ama kapıda elinde bir paket tutan kuryeyi gördü.
"İyi günler hanımefendi.Meral Çağlayan adına bir kargo var."
"Ben kızıyım,Yekta Çağlayan."
"Peki o zaman size kargoyu vereyim.Şurayı imzalar mısınız?" derken kurye elindeki paketi Yekta'ya uzatırken diğer elindeki defteri ona uzattı ve imzalaması gereken yeri gösterdi.Yekta paketi alıp gösterilen yeri hızlıca imzaladı ve kuryeyi uğurladı.Koşar adımlarla yukarı annesi ve babasının yatak odasına gitti.Paketi incelerken kapıyı hızlıca açarken annesine seslendi.
"Anne kargon geldi."
Kafasını kaldırıp yatakta uyuyan annesi görmeyi beklerken annesini buz gibi olan mermerin üzerinde gördü ve hemen yanındaki küçük kan gölünü...
Paket ellerinden düşerken Yekta nefes alamadığını hissetti.Ne hareket etti ne de gözü doldu.Zaman sanki durmuştu ve her şey tersine dönmüş gibiydi.Bir eli hala havada dururken ayakları onu daha fazla tutamadı ve dizlerinin üzerine düştü.Dizlerinde oluşan acıyı fark edemedi bile.Yemyeşil gözleri yerde duran cansız bedene bakarken belki dakikalarca belki de saatlerce orda durdu.Hiç bir şey düşünemiyor ve hiç bir şeyin farkında değildi.Her şey bir rüya gibi hissettirmeye başlamıştı ki aşağıda kapının açılma sesini duydu ve sonra abisinin kalın ama çekici olan sesini duydu.Ama zaman onun için durmuştu,arkasına dönüp yukarıya çıkmakta olan abisine bakamadı bile.
Kalbinde çok başka bir acı hissetti.Keskin ve sert bir acı idi.
"Yekta,neden yerdesin?Yer soğuk,ordan kalk." derken abisi aralık olan kapıyı daha da açtı ve resmin tamamını gördüğünde beyninden vurulmuşa döndü.Koşarak annesine yaklaştı ve diz çökerken annesine uyanmasını söylüyordu.
"ANNE KALK!NE OLDU BURADA!YEKTA AMBULANSI ARA!HEMEN!"
Ama Yekta hiç bir şey yapamadı.Olduğu yerde duruyordu ve gözleri sadece yerde duran ölü annesine bakıyordu.
Hayatın tatlı olmadığını ve bir sert tarafı olduğunu Yekta o gün çok iyi öğrenmişti.Hayat onun planları dışında hareket etmiş ve bir kaç dakikada her şeyi mahvetmişti.Bu kadar kolay olabilir miydi?Saatler önce annesine sarılıp bu kapıdan çıkmıştı...son kez annesine sarıldığını bilmeden.
İşte hayat herkese böyle davranmıştı.Hayatlarımızı bir kaç dakika da değiştirip,bütün mutluluğumuzu gölgede bırakıp çürütürken.Fakat herkes eninde sonunda düştüğü yerden sapasağlam kalkıp yoluna devam ediyordu ama hayatın her zaman köşede sakladığı bir kartı oluyordu.Ve son perde gözler önüne geliyordu...oyun bitti.