Elimdeki şekerlere baktım, tekrar ona döndüm birini ona uzattım ve birinide kendim aldım diğerlerini koyu lacivert ve siyah ile karışık tonlarda olan ceketimin cebine attım. Şekeri ağzıma attım ve emmeye başladım biraz düşündükten sonra tekrar derin bir nefes verdim ve "tamam" dedim.
Ha-Yoon: "21 yaşındayım, ismimi zaten biliyorsun, anyang'da yaşıyordum bir gün öncesine kadar, küçük bir mahallemiz vardı, babala beraber" dedim duraksadım, ona baktığımda pür dikkat beni dinlediğini fark ettim.
Ha-Yoon: "Annem" dedim durdum gözlerimi kapattım ve derin bir nefes verdim, "Annem ben küçükken vefat etti" dedim sesim titremişti, oda bunu fark etmiş olmalıydı çünkü hemen ardından yaslandığı banktan doğruldu, gözleri şeker paketini buruşturan ellerime kaydığında bende daha yeni fark etmiştim. O kadar çok ovuşturmuştumki buruş-buruş olmuştu ve tüm renkleri parmaklarıma çıkmıştı.
Ellerimi avuçlarına aldı ve derin bir nefes vererek bana baktı, bende ona bakınca gözlerimiz buluştu. "Özür dilerim" dedi şaşkın bir ifadeyle kaşlarımı çattım, "sen niye diliyorsun" dedim, ellerimi tutan parmakları dahada sıkılaştı. "Niyetim seni incitmek değildi" dedi.
Ha-Yoon: "İncitmedin" diye ekledim ve "bazen geçmişi hatırlamak acı verebiliyor ama sonuçta geçmiş ve geçmişte kaldı" dedim son cümlemi vurgulayarak, sanki ona anlatmıyor kendime ceza veriyordum. Doğruldum kocaman gülümsedim ve aynı şekilde gülümsemesi için dilimi gösterdim, aslında azacık uctan göstermiştim ama kahkahayı patlatınca şaşa kalmıştım.
Ha-Yoon: "Ne ya?" dedim kahkahasına dayanamayan sesimin titremesı eşliğinde. Gülerkende çok tatlıydı ama biraz fazlamı gülmüştü bu ne? Gülerken sarsılan omuzlarına baktım, çok içten güldüğü her halinden belliydi, bakışlarım birden ellerimi sıkan parmaklarına kaydı, hala ellerimi tutuyordu ve gülmeye devam ediyordu.
Ellerini sıktım parmaklarımı geri çekmeye çalışırken yanlışlıkla aniden sustu, önce yüzüme sonra ellerimize baktı gülümsemesi iyice kesintiye uğradı. Ellerimi aceleyle bıraktı ve geri çekildi, ben gala neden böyle yaptığına şaşkın şaşkın bakarken devam etti, "ö-özür dilerim, farkında değildim, rahatsız olduysan tekrar özür dilerim birda-" diyecekken ben tekrar ellerini avuçlarıma aldım, melül-melül baktı suratıma, bu hareketim nedeniyle kelimeleri havada asılı kalmıştı.
Ağzını araladı birşey söylemek için ama ben hemen lafını keserek ekledim, "hiç sorun değil ama neden gülüyordun?" dedim sakin ve aynı zamanda tatlı bir ses tonu ile. Bakışları yüzümde dolaşıp dudaklarımda durmuştu, yüzüne geri gelen gülümsemesi giderek büyüyordu.
Sesli şekilde yutkundum, o elini elimden çekip banktan destek alarak bana daha yakın otururken. Aramızdaki mesafeyi iyice azaltarak yüzüme doğru eğildi, hafif serin şeftali kokusu ciğerlerime doluyordu.
Kalp atışlarım giderek hızlanıyordu gözlerimi gözlerinden alamıyordum. Çenemi hafifce tutmuş, baş parmağıyla uyguladığı baskıyla dudaklarım aralanmıştı.
O hala gülümsüyorken benim kalbim göğsümden çıkacak gibi atıyordu, gözlerimi gözlerim gözlerindeki dudaklarımın yansımasınndaydı
15.03.2024 01.43
16.03.2024










