İçeriğe geç

AŞK ÜÇGENİ

Bölüm 7 · 4 dk okuma

AŞK ÜÇGENİ

Bölüm 7

Seo-Jun

Dilim tutulmuş, bedenim buz kesmişti, hiçbirşey söylemeden yavaşca sol omzumun üzerinden arkaya baktım. Neredeyse omzuma yasladığı çenesini ve buz gibi dümdüz bakan gözlerini gördüğümde yüzlerimiz o kadar yakındıki burnundan soluduğu nefesi boynuma kadar iniyordu. Bakışlarımı üzerinde fark edince yorgun bir tavırla gözlerini bana çevirdi, hiçbirşey ifade etmeyen buz gibi bakışları giderek karanlı ve derinleşmeye başlayınca sanki boğazımda koca bir düğüm oluşmuş zonkluyordu.

Hemen bir adım geri attım tuttuğu bileğimi bırakmadan doğruldu. Gözlerimiz buluştu, içimi acı bir sıcaklık sararken parmaklarının dolandığı bileğimdeki soğukluğu daha net hiss etmiştim. Gözlerinin koyu kahvelerinde kendi yansımamı gördüğümde bileğimdeki eline kaydı gözlerim. Bir kaç saniye daha bırakmadan öylece durdu, üzerimdeki delici bakışlarını hiss ediyor ama bir tepki dahi veremiyordum, sanki bedenimi rehin almış gibi.

Tuttuğu bileğimdeki parmaklarını gevşettiğini hiss eder etmez 2 adım daha geri attım ve bileğimi kendime doğru çekip aldım zaten bırakmak üzere olan parmaklarından. Gözlerini ellerimden çektiği gibi dikti gözlerime, bir cevap mı bekliyordu yoksa. Artık emindim onlar ikizlerdi ama sadece fiziksel olarak benziyorlardı. Ruhsal olarak tamda bu sabahki benzetmem ile aynıydılar.

Ne kadar süre geçmişti, içimi bir burukluk sarıyordu, göğsümde bir sıkışma hiss ediyordum. Aniden gözlerini benden alıp kapıya dikti baktığı yöne baktığımda Seo-Jun'u gördüm, bize bakıyordu. "Yoon" diye seslendi bu sabahki tatlılığıyla yine, içime su serpilmiş gibi rahatladım sesini duyunca.

Ağzımı sevinçle araladım 'geliyorum' demek için ama yüzüme çarpan soğuk esintiyle tekrar önüme baktığımda kimse yoktu. Yoğun ahududu kokusunun giderek azaldığını hiss ettiğimde kokunun yoğunlaştığı yöne doğru döndüm ve sadece siyah bir gölge gibi hızka Seo'nun yanıdan geçip gittiğini göre bildim. Bir süre kapının dışarısına bakan Seo bana döndü ve tekrar bir gülümseme sardı yüzünü, "Gel hadi" diye eliyle beni çağırdı.

Aynı şekilde gülümseyerek karşılık verdim ve koşar adımlarla yanına gittiğimde "Hadi bahçeye çıkalım" dedi, bende başımı aşağ yukarı sallayıp onayladım merdvenlerden indik. Süs cücesi ve yardımcı kuşu ortalıkta yoktu, ellerimi arkamda birleştirdim derin bir nefes verdim ve omuzlarımı silkip gülümsedim.

O elleri ceplerinde gözleride yerde ilerliyorduk, bu yaptığımı görünce durdu ve bakışlarını üzerimde hiss ettiğimde ona döndüm. Gülümsüyordu, gülümseyerek karşılık verdim ve "noldu?" diye sordum hala gülümserken. Gözlerimin içine pür dikkat bakıyordu bu sorumdan sonra yüzündeki gülümseme biraz daha geişledi

Seo-Jun: "asıl sana ne oldu?" dedi, anında neyi kast ettiğini anladım. O sırada tekrar yürümeye başlamıştık, "hiç öylesine, bi ferah hiss ettim" dedim, kaşını kaldırdı bir an yüzü sertleşti mimikleri kaskatı kesildi, ama bu uzun sürmedi ve hemen ardından tekrar eski gülümsemesine büründü ve eliyle buyur edercesine yolu gösterdi.

Seo-Jun: "Hadi geç" dedi, elini bir banka uzatarak oturmayı teklif ettiğini anladım. Başımı salladım ve oturdum hemen yanıma oturdu ellerini ceplerinden çıkardı ve o ana kadar fark etmediğim bir şey uzattı ona baktım ve eline baktım avucunu açtığında şeker olduğunu gördüm. "Bu niye bu jadar tatlı ya şeker yanında bi sönük kalıyor sanki" diye içimden bir ses utangaç bir hayranlıkla eklemişti.

Sağ elimi sol eline aldı ve sağ elindeki şekerleri avucuma koydu. Minik rengarenk yuvarlak şekerlerdi hepsi çok tatlı paketlerdeydiler. Teşekkür ettim ve tekrar gülümsedim. "Rica ederim" dedi ve hemen ardından "Hadi anlat" diye ekledi, yüzündeki tebessüm bir anda meraklı çocuğun annesinden masal dinlemeyi bekleyen ifadeye dönüştü.

Ha-Yoon: "neyi?" dedim, anlamayarak. "İşte herşeyi, buraya nasıl geldin, nerden geldin, kimsin, nerelisin, kaç yaşındasın, ha bide bu şehirdemi kalıyorsun, kalıyorsan nerede kalıyorsun?" diye tek nefeste soru yağmuruna tutmuştu beni, tabii bende şaşkınlıktan ağzımı açık unutmuş, gözlerimde fal taşı gibi açılmış ona baka kalmıştım.

Ha-Yoon: "E yuh ama sende maşallah dizdirdin soruları sonuncuyu söylerken ilk bir kaçını unuttum bile" dedim hala şaşkın şaşkın bakarken. Oda bir an şaşırmıştı böyle bir tepki verdiğim için, aşırı samimi bir tepki verdiğim için biraz utandım ve hemen derin bir nefes alara ciddi bir ifade takındım, aldığım nefesi sonuna kadar verdim.

Bu halimi görünce küçük bir kahkaha attı ve elini dizimin üstüne koydu, hafifce iki kez vurduğunda tüylerim diken diken olmuştu, gözlerim elini koyduğu dizime kaydı, bakışlarımı takip etti ve hemen elini çekti yüzündeki gülümseme bir anda soldu.

Seo-Jun: "Pardon, özür dilerim, bir an kendimi fazla kaptırdım seni öyle görünce" dedi utanmış bir bakış attı ve gözlerini kaçırdı ciddileşti ve tekrar önüne döndü. Derin bir nefes aldım ve ona döndüm "Tamam sorun değil, bende bir an fazla samimi konuştum." dedim, tekrar neşeyle bana döndü koca bir gülümseme eşliğinde tekrar etti.

Seo-Jun: "evet devam et dinliyorum" dediğinde, tekrar ona baktım sorularını hatırlamaya çalışarak saçlarımı karıştırdım. Kaşını kaldırdı "Bitmi var?" dedi, şok içinde ona baktım "anlamadım" dedim, kocaman bir kahkaha patlattı. "Kafanı kaşıyarak sorularımı mı hatırlamaya çalışıyordun?" dedi, yanaklarım kızarmıştı, yüzümün yanmasından bunu kolayca anlamıştım.

Sol elini kaldırdı ve saçlarımı karıştırdı, ben şaşkınca ona bakarken o, "Tamam alınma şaka taptım" diye sakince ekledi.

14.03.2024. 19:44

《》《》《》《》《》《》》》《》《》《》《》《》《》《》《》《》《》《》

bu diğerlerinden farklı olarak biraz daha uzun oldu sanki

Okuduğunuz için teşekkür ederim bölümü beğnmeyi ve yorum yapmayı unutmayın...

💙🐒

Bölüm sonu

59 yorum