İçeriğe geç

AŞK ÜÇGENİ

Bölüm 24 · 6 dk okuma

AŞK ÜÇGENİ

Bölüm 24

Neden ben?

Tüm gücümü toplayıp tekmeyi tam yüzünün ortasına gelecek şekilde savurduğum anda ayağım boşa gitmiş içerisi aydınlanmıştı. Hemen kendimi geri çektim, ayaklarımı altıma toplayıp gücümün son zerresinide bileğimdeki acıyı bastırmak için kullanarak biraz ayaklanmak amaçlı yerden yükseldim.

Önümde yükselen kavga, acımasızca indirilen her bir darbenin kulaklarımda çonlayışı, her vuruşun beni koruyuşu, her darbenin beni savunma şekli, artık tek hareket bile edecek hali kalmadığını ikimizde görüyorduk, layığını bulduğunu düşünmüştüm. Ama o daha tatmin olmamış öfkesi dinmemişti belli.

Düştüğü yerden yakasından tuttuğu gibi yüz yüze gelecek şekilde onu kaldırıp biraz eğildi ve son bir yumruk darbesiyle gözlerimi sıkıca kapattım. Çünkü o son darbenin sonuçları üzerime sıçramış, beyaz göleğimi ve kahve rengi önlüğümü kırmızıya boyamıştı. Korkuyla yere baktım ve geri sendeledim. Kımıldamıyordu.

Nefes alıyormuydu belli bile değildi. Üstü başı kanlar içinde, en az görüntüsü kadar iğrenç kokmuştu. Kendimi tutamadım ve bir anlığına onun yerinde babam olcak o adamı hayal ettim. Yüzüme korkunç bir gülümseme yerleşirken siyah kapşonlu çocuk onun varlığını bile yok sayarak, sanki bir çöp torbasıymış gibi üzerinden geçip karşımda dayandı.

Genç: "Acıdınmı, yoksa zevk mi alıyorsun bu halinden?" Diye neredeyse tanıdık gibi gelen sesi tiksindirici bir tınıyla sormuştu, umursamaz bakışları eşliğinde beni izlerken. Bakışlarımı cesetten farkı kalmayan Jin'den alıp ona doğru kaldırdım. Gözüme ilk ilişen ellerinden damlayan kandı. Parmaklarını öyle bi yumruğuna sıkmıştı ki, derisindeki küçük çizikler neredeyse yerini büyük çatlaklara bırakacaktı. Küçük diyorum ama gerçekten parmak eklemlerinden sızan koyu kırmızı sıvılardan gözlerimi bir türlü alamıyordum. Taki sol elini gevşetip yüzüme doğru uzatana kadar.

Genç: "rahatmı?" diye bir soru daha eklediğinde, anca kendime gelebilmiştim. "Ha? Ne?" diye kekeleyerek de bunu belli etmiştim tabii. Uzattığı elinden tutmaya çekinerek bileğine tutunup ondan güç alarak ayaklandım. Yüzünde hala maskesi vardı belli olmuyordu kimliği ama nedense içimde bir huzur bir güvendeyim duygusu yeşeriyordu. Odadan ayrılırken arkama döndüm ve "yaşıyormu?" diye fısıldadım.

Genç: "Ölmeyecek merak etme" diye sakince cevap verdi. Bu rahatlığı içimi ürpertmişti, soru dolu bakışlarla ona döndüğümde "neyi bilmek istiyorsun?" Diye sakinliğine içerisinde bastırmaya çalıştığı öfkesi mani olarak tıslamıştı. Başımı aşağı diktim, dudaklarımı bir birine bastırdım, ancak o zamana kadar fark etmediğim bileğindeki kanlı bezi gördüğümde yavaşca arkama saklamaya çalıştım. Masaya geçtik.

Beni oturttuktan sonra gitti, bir süre sonra tekrar geri döndüğünde elinde bir bardak su ve pansuman çantası tutuyordu. Masaya bırakıp tam önüme gelecek şekilde bir sandalye çekip oturdu. Hala arkamda tutmakta olduğum bileğimi dirsek bükümümden kavrayarak öne getirdi. Tek kelime bile etmeden bileğindeki sargıyı açtı ve pansuman yapmaya başladı başta suyu içmem için getirdi sanmıştım ama meğerse orta ılık bir suymuş, bileğindeki kanları temizledikten sonra yarayı dezenfekte etti ve tekrar temiz bir sargı beziyle sıkıca ama incitmeden sardı.

Bu süre zarfında gözlerimi saçlarından zar zor göre bildiğim gözlerinden ayırmamıştım. Aniden bileğime kramp girmiş gibi sancınca geri çekmeye çalıştım ama sağ elini bırakmadan sol eliğle dirseğimden tutup bu girişimi durdurdu. Bileğime baktığımda artık bitirmişti. Elimi yavaşca geri çektim ve bileğime baktım. Gerçekten düzgün bir sargı yöntemiydi. Doktor gibi.... Sol elimle sağ elimi avucuma aldım ve bu yaranın nasıl oluştuğunu hatırlamak için kendimi zorladım.

Genç: "Çok kolay güveniyorsun, kendi kuyunu kendi zayıflığınla kazıyorsun!" Diye fısıldadı, pansuman malzemelerinde alıp masadan kalkmadan önce. Bir an ona döndüm ve ne demek istediğini anlamaya çalışarak bileğinden tutup gitmesine engel oldum. Durdu ve geri, bana dönüp "teşekküre gerek yok, başını sürekli belaya sokma yeter." Dedi. Ama neden öyle demiştiki şimdi? Beni tanıyormuydu? Onu tanıyormuydum ki?

Bileğini tuttuğum elimi gevşettiğimde gitmek için tekrar arkasını dönecektiki tutuşumu tekrar sıkılaştırdım, 'yine ne var' der gibi baktığınd, bakışlarımı eline çevirdim. "Sende yaralısın." Diyip, hiç cevap beklemeden bileğinden aşağı doğru çekiştirdim bişey söyleyecekti ama nedense susuyordu. Pansuman setini aldım içini karıştırıb ilgili bir merhem bulmaya çalıştım ve buldum da. Elini avucuma aldım ve zaten çoktan yıkamış olduğu, komşusunun kızını erkekle gezerken göremüşte ağzı açık kalmış gıybetci teyzeler gibi görünen eklemlerindeki kesik yaralarına merhemi dikkatlice sürdükten sonra küçük yara bantlarıyla, tekrar açılmamaları için sardım.

Bitirdiğimde kalktı ve çantayı alıp gitti. 'Odun mu ne?' Bu tavırlar bana birini hatırlatıyor ama kimi? Tam geri dönüyor dedim, ağzımı açtım, yanımdan geçip eski masasındaki kulaklığını aldığı gibi arkasına bile bakmadan çekip gitti. "NE?!" dedim sadece. "Ciddi misin?" Diye fısıldadım arkasından baka kalmıştım. Kim olduğunu bile soramadım. Hayır yani ne bu acele?

Bir kaç saniye kafamın içinde türlü türlü saçma fkirler çatışmaya devem etti ve aniden . BOM! Yavaşca geri masaya döndüm ve onun hala içerde yatıyor olduğunu hatırladım. İçimi bir korku sarmıştı yerimden kımıldayamaz olmuştum, ta ki arkamdan "iyi günler hanımefendi, bir ihbar üzerine buradayız, lütfen bize yolu gösterir misiniz" diye duyduğum sesin bir polise ait olduğunu anlayana kadar. İrkilmiştim hemen yerimden fırladım "ne? E-evet tabii? Ama kim nasıl?" diye saçma sapan sorular sormaya başladım polis memuruna.

Polis: "bizde size soruyoruz ya hanımefendi, kim ve nerede? Mümkünse daha sonra olayı anlatır mısınız. Bunun için bizimle karakola kadar gelmeniz gerekecek" diye ekledi. "T-tabii bu- buyrun efendim." Diye elimle Jin'in az önce oyun hamuruna döndüğü odaya doğru götürdüm polisleri. Adamlar içeri girdiler ama garip bakışlar eşliğinde geri döndüler. "İçeride kimse yok bayan. Burada olduğuna eminmisiniz? Daha öncesinde kalkıp gitmediğine?" diye sorunca hemen odaya girdim ve evet içeride sadece o anın izleri duruyordu.

Ha-Yoon: "evet memur bey eminim daha az önce buradaydı. Kafedeydim ayrılmadım hiçbir şey de duymadım açıkcası, burada olmalıydı. Gi- gidemezdi, perişandı, baygındı da." diye açıkladım, o sırada polisde üzerimdeki lekelere bakıyordu. "Yumruk! Yumruk atınca dudağı patladı çok yakındı bana yerdeydim o yüzden-" diye açıklamaya çalıştım aceleyle.

Polis: "Anladım. Bir arka kapı yada çıkış gibi bir yer olmadığına emin misiniz? Yada saklanacağı başka bir oda kiler gibi bir yer?"

Ha-Yoon: "Ben, ben bilmiyorum. Yeniyim ben burada dün başladım işe bu gün ilk günümdü." Diye eklediğimde kafenin kapısı çınladı içeriye bir adam ve bir teyze girdi. Kafenin sahibiydi o teyze, ama adamı ilk kez görüyordum. Kadın yaklaştı ve "buyrun memur bey sorun nedir." Diye sordu ve aynı zamanda bana iğneleyici bakışlarını da gönderdi. Polis Kadın ve adamıda alıp içeri geçti olayın izlerini gösterip birşeyler anlattı. Daha sonra kadın dışarı çıktı, "anlaşıldı. O zaman çok uzakta olamaz, teşekkürler sizinle tekrar bağlantı kuracağız bayan" diye kadına bakarak başını salladı ve gittiler. Polisler çıkar çıkmaz kadın kolumdan tuttuğu gibi çekiştire-çekiştre bağırarak kapı dışarı etti beni.

Kadın: "Daha 1 gün oldu topladın belayı başıma. Git bir dahada dönme. Kovuldun!" Diyip valizimle çantamıda arkamdan fırlatmıştı. "Ben çalış dedim temelli kurul evin yap demedim." Dım dızlak ortada kalmıştım eşyalarımla birlikte.Ve şimdi gerçekten kalacak evim, gidecek yerim yoktu. İşimide kaybetmiştim, evim gibi.

16:30. 06.10.24

İyi günler Kuzucuklarım.Geciken bir bölüm için daha önceden Çok çok özür dilerim🥹🫶🏻 İçime sinmeyen sanki eksik kalmış gibi hiss ettire bir bölümle karşınızdaydım. Acaba nasıl olmuş? Diğerleri kadar güzel ve sürükleyici mi yoksa olmamışmı? Ben karar veremedim. Hep tek nefeste yazardım. Şimdi öyle olmadı diye mi yoksa aceleyemimgeldi bilmiyorum içime sinmedi.

Bölümü beğenmeyi ve ilgili yorumlarınızı esirgemeyin 🥹🫶🏻

Bu sefer gerçekten yorumlarınıza ihtiyacım var. Bu bölümdeki olaylar aşırı ani gelişti bilemiyorum. 6marım Her zaman olduğu gibi Yine çok beğenirsiniz 🫶🏻💙

#SeviliyorsunuzKuzucuklarım🥹🫶🏻💙

Bölüm sonu

11 yorum

  • Teyzesi hariç diyer yerler güzeldi , bu kadar kaba bir şey hangi teyze yapar ! -BU TEYZE

  • @nehir_720 @shadowscribe @3lifff @mavi_goz @elma_canavari @melekolanbiryazar @ikoss @ufosrukya @aleynawqq533 @zehra_kurnaz668 @beyza_odabas766 @ebrariste @yoshe @yazar_hanem @liveinthemoment @hayallerini_caldiginiz_cocuk @papayapragi @haticenurprcmk @yeop @sarkilar_kitaplar @belinay_demir @reyyan_isteew @bubblebluee🧋💙 @lara_4004p @emine💗 @nesli-99 @kamer_ozkara @jeon_97 @sevcansevmican @umaayy @omega666 @nigarokurrr @✨moonlight✨ @leyla_pamukcu607 @hqtice355 @z_e_y_n_e_p @tanyeri @cansuuwq @omega666 @yesilcadi12 @birkavekitap @melis_algul @zkitapmalikanesi @yazar/okur @yazar_okur_15 @ikoss @lotus_cicegiyim @soylenerdesinball @doraaaa @sempatik_kedi @123hnd456 @hilal_durbilmez317 @yorunohime @sade_okur @ceylin_deren_kararti @irem_yilmaz34 @similingreyn @gizem_sert873 @star_sky @zive_velizade350 @ozgupekcan @zelal_a @smilingreyn @betul_0ak @golgelerdeki_aydinlik @sumeyye_1233 @kitaplar_her_seydir @2yazardas_serra_ve_ada 🔴YENİ BÖLÜM GELDİİİİİİ 🍀 🫶🏻 💙 🔴