Önümde anlamsızca yüzsüz bakışlarla süzüyordu beni. Saçmalık! Ona bu hakkı kim vermiş ki? "Bana bak sen-" diye hızlı bir atımla sandalyeyi geri savurarak kalkmıştım. Sandalyenin bu baskıya dayanamayıp yerle buluşması sonucu çıkan ses lafımı kesintiye uğratmıştı. Sağ el işaret parmağım havada o bir adım geri atarken ikimizde sandayeye baktık bir an.
İki elinide göğüs hizasında kaldırıp teslim olur gibi yaparak bir adım daha geri attı ve "Bak tamam dün gece biraz patavatsız davranmış olabilirim, heyecanına ver. Hadi tekrar tanışalım. Ben Se-" diye kendini beğenmiş itici tavırlarıyla elini öne doğru uzatarak tanışma fastını baştan alıcaktı ki elimi keskin bir şekilde öne uzatıp lafını ağzına tıktım.
Ha-Yoon: "evet evet Seok-Jin sin biliyorum gerisinide merak etmiyorum! Öncesinide etmemiştim zaten. Şimdi çıkarmısın dışarı" diye elimin tersiyle kapıya kovar gibi yapınca, iğrenç iticiliğini marifetmiş gibi sergilemeye devam ederek "Yok ya ben kahve için gelmiştim buranın sahibi müşterileri kapıdan kovduğu u bilse ne yapar acaba? Dur bi düşünelim?" Diye pis Pis elini çenesine götürüp miyde bulandırıcı bir gülümseme sergileyince arkamı dönüp sakinliğimi korumaya çalışarak tezgaha doğru yöneldim. İlk günümdü kovulmayı göze alamazdım. En fazla ne olabilirdiki .
Arkamdan "e nereye gidiyorsun ne güzel sohbet ediyorduk" diye seslenince, şansıma sayıp söverek "aslında sohbet etmiyorduk sen konuşuyordum ben dinlemiyorum." Diyip kahve makinesini çalıştırdım. O tezgaha baya yakın bir masaya yayılıp itici bakışlarıyla beni izlemeye devam ederken kahvesini hazırlayıp götürdüm.
Seok-Jin: "bu ne?" Diye sorunca, bir "Ya Sabır!" Çekip "Kahve işte sifarişiniz" dedim bıkkın bir ifadeyle. Yüzümdeki hoşnutsuzluk Tan zevk alırmışcasına dahada mümkünmüş gibi iyice yayıldı oturduğu yerde. "Yoooo. Ben sadece kahve içmeğe geldiğimi söyledim sifarişimle ilgilenmedim bile. Hem şu suratla müşterileri kaçırırsın benden söylemesi" diye ekleyerek sinsice güldü.
Derin bir nefes aldım kahveyi geri götürdüm masaya menü getirip, "buyurun ne alırdınız" diye sordum zorla yüzüme kondurduğum sahte gülümsemeyle. "Vaay isteyince yapabiliyomuşsun demek. Güzeell.. bol köpüklü yanınada kurvasan çilekli" diye parmağını ileri geri gezdirdi menünün üstünde. Kendime hakim olmaya çalışarak masadan uzaklaştım söylediği sifarişlerle dönecekken kafeye siyah kapşonlu maskeli kulaklıklı yaklaşık 1.80 boylarında bir erkek girdi. Tek kelime bile etmeden kafenin en ücra karanlık ışık almayan köşesine kurulup oturdu.
Ben müşteriyi izlerken "kahvem soğudu içmem ben onu, çok beğendiysen git çıkma teklif et" diye saçmalamaya başlayınca ona döndüm ve hala dumanı tüten kahvesini gözüne gözüne sokarak masaya bıraktım. "Hani nerde köpüğü yok çamaşır suyu gibi bu ne?" Diyince sinirlekahveyi masadan aldım " pardon yenisini getireyim" diye öırıldanıp masadan ayrıldım 5 kez kahve servisi yaptıktan sonra sonunda lavaboluk olmuştı gerizekalı.
Diğer müşterinin sessizliği kafede sinek vızıltısını bile duymama neden olunca bi bunaltı geldi masaya yaklaşıp, "bir sifarişiniz varmıydı efedim" diye tatlı tatlı sordum. Müşteri memnuniyeti derken sahte gülüşler yüzümde acılı çizgiler bırakıyordu buna adım gibi eminim. Cevap gelmeyince menüyü masaya bıraktım ama yine çıt çıkmayınca az önceki sorumu tekrarladım. Ama nafile sinekler bile sifariş verdi bu adamda çıt yok, derken gerizekalı itici sapık müsetteside geri dönmüştü. İğrenç bir tavır sergileyerek ıslıkla beni masaya çağırmıştı.
Sinirlenmemek elde değil. "Ne o doymadınız mı köpüğe?" Diyince anlamıştı galiba kahvesine bişeyler yaptığımı. Bir kaşını kaldırıp beni baştan aşağı süzdü. Bakışları hiç hoşuma gitmemişti tam arkamı dönüp uzaklaşacaktım ki, bileğime dolanan sıcaktan ıslanmış parmakların sıkı tutuşuyla geri masaya döndürüldüm. Bir diğer elini belime sarmış kendisine doğru çekerek "aslında daha doymadım, dün sohbetimiz yarım kalmıştı, o kadar cesur olacağını tahmin etmemiştim." Diye kulağımın dibine yaklaşıp iğrenç sesiyle fısıldarken göz ucuyla siyah kapşonlu müşteriye baktım, belki bir yardımı olur diye ama sanmıyorum hiç umurunda değil gibiydi.
Ha-Yoon: "bı- bırakırmısın kolumu. Konuşacak bişeyim yok seninle. Tanımıyorum ben seni." Diye zar zor birkaç kelime fısıldadım dişlerimin arasından. Bileğim acıyordu, daha sargısını bile açmamıştım. Bana dün geceki anıları hatırlatıyordu. Bileğimi ters çevirerek elinden kurtulmayı başarmıştım. Ama niyeti iyi değildi farkındaydım.
Hızla tezgaha dönüp bişeyler hazırlıyormuş gibi yapmaya çalıştım. Bileğimdeki sargı bezi beyaz rengini kırmızıyla değişirken "benden bu kadar kolay kurtula bileceğinimi sandın güzelim" diye fısıldayarak, üzerime üzerime yürümeye başlayonca geri ittirip kaçmayı denedim ama tökezleyip koluna yaslandığım kapıya doğru ittirince, kendimi tatlıların olduğu odaya düşerken buldum. Zar zor ayakta durmuştum. Hemen arkamı döndüğümde kapıyı kapadığığını far ettim ve hiç düşünmeden çığlığı bastım ama çok geçti kapıyı çoktan kitlemişti.
Lanet olası hayat beni sürekli iğrenç insanlarla karşılaştırmak zorunda mıydı? Sağa sola baktım kafenin içine bakan minik yuvarlak bir pencere vardı ona koşup kapişonlu çocuğa seslenmeye denedim ama görünürde yoktu. Masası kör noktadaydı, ve kafeye girerken kulaklık vardı kulağında müzik dinliyor gibiydi, zaten sifariş almaya giderken de bakmadı yüzüme.
Duymamıştı belliki. Ve şimdi yine duymayacaktı. Bana baktı ve çaresizliği den zevk alır gibi "boşuna arama yardım edecek olsa ilk koluna yapıştığımda ederdi dimi" diye gevşek gevşek gülümsedi. O üzerime yürümeye devam ederken, bende etrafımda kendimi savunacak birşeyler arıyordum.
Sopa merdane ne bulursam artık ve o bunu fark etmişti çünkü bir sonraki saniyede elinin tersiyle ışığı kapatmıştı. Nefesinin iğrenç niyetinin sesini duyuyordum. Bişey bacağıma vurdu ve düştüm. Bileğimdeki keskin acı nedeniyle üzerine basamıyordum. Terli eller tarafından bacağımdan tutulup aşağıya doğru sürüklendim tekme atıp engel oldum ama işe yaramadı sol bacağıma tutunup geri çekti kendisini ve sol bacak içi uyluğuma dokunuşuyla çığlığı bastım.
Ha-Yoon: "İMDAAT! YARDIM EDİN! İMDAAT! DEFOL!"
02:07
Geciken bölüm için daha üzgünüm. Çok kızmamışsınızdır umarım. Ve dilerimki beğenmişsinizdir. Bölümü beğenmeyi ve ilgili görüşlerinizi yorumlarda belirtmeyi unutmayınız 💙🍀
#seviliyorsunuzkuzucuklarımm💙🫶🏻








