İçeriğe geç

AŞK ÜÇGENİ

Bölüm 18 · 3 dk okuma

AŞK ÜÇGENİ

Bölüm 18

Yorgun Kalbim

Çığlık bile atamayacak kadar güçten düşüp bilincimi kaybetmeden önce vücuduma dokunan iğrenç ellerin aniden sert bir şekilde benden geri çekildiğini hiss ettiğimde güçlü bir darbe sesi duymuştum.

Gerisi boşluk, karanlığa gömülen bilincim, son saniyelerde yaşadıklarından kendine tekrar tekrar nefret eden vücudum, bu geceyi unutmayı deneyipte beceremeyen beynimin üzerime yük gibi çöküşü uyanmamı engelliyor. Bir süredir kollarında sarsılarak yol aldığım kişinin kim olduğunu anlamama izin vermiyor du.

Kanla karışık yoğun karanlık tatlı ekşi karışık bir koku burnuma doluyor, göğsüne gömüldüğüm sıcacık vücudun buz gibi elleri tarafından belimden ve kalçalarımdan vücuduma doğrudan temas etmeyecek şekilde tutuluyordum. Birisi beni bir kaç saniye önceki dehşet dolu anımdan çekip almış, kurtarmıştı.

Bu buz gibi ellerin sımsıcak sahibine borçluydum hayatımı namusumu herşeyimi. Zamanında annem yüzünden kaybettiğim her şeyimi şu anda bu yabancıya borçluydum. Kımıldayamayacak kadar yorgun ve bitkindim. Gözlerimi açmaya bile gücüm yokken, daha yeni farketmiştim tir tir titrediğimi.

Üşüyormuydum? Yoksa yaşadıklarımın tekrar tekrar bende bıraktığı yaralarımı kanıyordu da esen hafif rüzgar o sıcak acı kanları, buz gibi bir bıçak misali vücuduma mı batıyordu? Farkında olmadan üşüdüğüm için boynuna sardığım kollarımı fazla sıktığımı hiss ettim. Ama geri çekilemiyordum, sanki kenetlenmişti kollarım bir-birine, yalvarıyordu bırakma onu diye.

Bir süre daha hafif esen rüzgar eşliğinde, gecenin karanlığında sokakta ilerledikten sonra yavaşça durmuştuk. Ama buda kısa sürmüştü ayağıyla bi' şeyi ittirip az aralık kapıdan geçiyormuş gibi, yan dönerek tekrar yoluna devam etti. Ama sadece bir kaç adım, hemen ardından tekrar durmuştuk. Belimi tutan elini yavaşça indirdiğini hiss ettiğimde, düşeceğimden korkarak panikle daha sıkı tutunmam gerektiğine karar vermiş, sanki mümkünmüş gibi daha sıkı sarılmıştım boynuna.

Önce anahtarların yuvada çevrilme sesi ve daha sonra hafiften hafiften gıcırdatan kapının açılma sesi geldi. İçeri geçip tekrar yürümeye başladı, öne düz birkaç adım ilerledikten sonra sağa dönüp merdivenleri çıkmaya başladık. Neredeyse onyedi, onsekiz basamak ve sola iki adım atıp durduk yine bir kapı açıldı ve yine birkaç adımda durmuştuk bu sefer derin bir iç çekti. Galiba bu son duraktı, ama benim bırakmaya niyetim yoktu vücudumu değen sıcak nefesi içimi huzurla dolduruyor aynı zamanda tüylerimi diken diken ediyordu. Ama bu dikenler tatlı gibiydi..

Ses: "tamam geldik" diye çok yavaş neredeyse duyulmayacak tonda fısıldamıştı, beni az eğilerek ayaklarımı uzattığı yatağa bırakmak üzere kollarımı boynundan çekerek ayırmaya çalışırken. Ama istemiyordum, bu sesin sahibini görmek istemiyordum. Yol boyunca kafamda canlandırdığım o kişi çıkacağından korkmuştum galiba. "Ama neden o olsunki neden beni kurtarsın neden yapsın bunu?" diye, iç sesim kendisini yine belli etmişti bu bozuk kafamda çok az soru varmış gibi.

Bu girişimine karşılık ona daha sıkı sarılmış başımı iki yana hayır anlamında sallayarak boynuna gömmüştüm. Tamda o sırada aniden gelen kokunun, sahibini ispiyonlamış olması ile iç sesim cevabını almıştı sanki. Bu hareketim nedeniyle artan kalp atışları neredeyse benimkine dokunuyormuş gibi, o kadar hızlı ve güçlü çarpıyordu ki, göğsüne yaslandığım için kendi göğsümde hiss ediyordum her çırpıntıyı. Ve neredeyse sesi kulaklarıma kadar ulaşıyor nefesi hızlanmış boynumu yakarcasına gidip gidip geliyordu. Artık onun yüzüne gerçekten bakamazdım, çünkü yapamazdım, utanıyordum, içine düştüğüm durumdan, az önce kucağında taşıyor oluşundan ve şu anki halimden.

Daha fazla susamamış kalbim yine karışık duygulara yenik düşmüştü. Gözlerim kalbimin dili olmuş konuşmuştu. İçime bastırmaya çalıştığım gözyaşlarımın, bu seferde sarsılan vücudum sesi olmuştu. Ağladığımı anlayınca duraksadı, birkaç saniye ellerini kollarımdan tutmuş, çekiştirmiyor vaziyette durduktan sonra yavaşca yatağın kenarına oturdu ve sarılmama engel olmadan, hatta kendiside karşılık vererek başta hafifce elini sırtıma koymuştu. Tabii bu duygusal dokunuşa bile hasret olan vücudumun aşırı tepkisi yüzünden şiddetlenen hıçkırıklarım nedeniyle sesli bir şekilde ağlamaya başlamıştım.

Önce geri çekilmeyi denedi ama bu sefer karşı çıkmamış kollarımı gevşetmiştim. Oysa beni şaşırttı ve sıkıca bir eliyle belimden diğeriyle başımın arkasından tutarak yüzümü göğsüne gömmeme izin vermişti. Ben hüngür hüngür ağlarken sessizce saçımı okşuyor tek kelime etmiyordu. Ben ise ona sadece "Teşekkür ederim" diye bilmiştim. Zar zor titreyerek çıkan sesime, yüzünü saçlarıma gömerek karşılık vermişti.

En son 8 yaşımdayken babam tarafından o vefat etmeden önce bu şekilde sarılmıştık. Sanki bunun son sarılışımız olduğunu biliyormuş gibi saçlarımı koklayarak öpmüştü. Yüzümü göğsüne gömüp "geçicek" demişti.

Ses: "Geçicek" diye fısıldadı, bilincimi yitirmeden önce duyduğum son kelimeydi.

Bayılmadan önce:

Ha-Yoon: "Ba -ba?"

01:25. 05.07.2024

düzenlendi:02:05

🥺💙

Bölümü beğenmeyi ve yorumlarda duygularınızı fikirlerinizi belirtmeyi unutmayınız.

#Seviliyorsunuzkuzucuklarım💙🫶🏻

Bölüm sonu

41 yorum