Eve doğru yol aldım ilk ve son kez sabahın erken saatlerinde evime gitmiştim ama sadece bavulumu kapıdan içeriye bırakıb geri kitlemiş ve okula gitmiştim.
Ha-Yoon: "Ve şimdide o davet.." diye yorgun bir şekilde fısıldadım. O sırada evimin yolunda onunla karşılaştım, yada gördüm, buna pekte karşılaşma denmezdi. Onları çözmem gerekiyordu, "neden bu soğukluk?" diye fısıltıyla üç kelimecik döküldü dilimden.
Niyeydiki bu sitem şimdi?
Kimeydi?
Simsiyah kapişonlusu ile siyah maskesinin tek kapattığı dudakları ve saçlarıydı. Ellerini ceplerine haps etmiş, yüzü görünmese bile attığı her adımından belliydi somurttuğu, soğukluğu. -100°C
Bu şekilde tanınmadığına inandırmış olmalıydı kendini, çünkü yüzüme bile bakmadan rüzgar gibi geçmişti yanımdan. Tabii sadece fiziksel olarak, kokusu öyle bir yayılıyordu ki bıçak olsa ciğerlerimi kesmesebilirdi kesin. Tüm sokağı sarmış kendisi gibi kokmasına neden olmuştu.
Yoksa zaten o olduğunu anlamam çok güç'tü. Parfümleri genellikle sevmem ama bu parfüm kokusumuydu gerçektende? Müzik dinliyordu galiba, çünkü elimi arkasından sallarken "Hey Jun?" diye seslendiğimde beni duymadığını, aksine yenilenmiş bir hızla ilerlemeye devam ettiğini fark etmiştim.
Yada sadece duydu ama konuşmak istemediği için görmezden gelerek yetişmeyeyim diyede az önceki beton kadar ağır adımlarını tüy kadar hafifletmiş, hızlandırmıştı. Ki, zaten öyle bir niyetim de yoktu.
Ha-Yoon: "Odun!" diye, çok değil yüksek sesle bağırdım arkasından, derin bir nefes alıp gözlerimi kapattım. Gün batımı o kızıl ışınlarını sokağa serperken buz gibi havayı ciğerlerime alıp içerideki ahududu kokusundan arındırmaya çalıştım. Gözlerimi yavaşça açtığımda sokakta tek başımaydım. Dümdüz simsiyah yol ve karşıda gözlerimi yakarcasına batmadan son bir kez dünyamızın bu köşesini aydınlatan güneşi gördüm.
Kulaklıklarımı çıkardım tenefonla bağlantısını ayarladıkran sonra en sevdiğim motivasyon şarkımı seçtim ve tekrarlaması için "🔃" "dön dolaş aynı yere gel" der gibi duran tuşa bastım. Kulaklıklarımı taktım ve şarkıyı açtım bir diziden kesit olduğu için çok kısaydı ama onu çok seviyordum hep yüzümü güldürüyordu. Ve şu an bu sokak yalnız başına en sevdiğin şarkıyı açıp çığlık çığlığa söylemek için mükemmel bir yer.
Müziğin kulak zarlarıma ettiği ilk temasından içimde bir şeyler kıpırdamış bir huzur bir mutluluk kalbime sarılmıştı adeta. Kollarımı iki yana açtım ve gökyüzüne çevirdim yüzümü kapadım gözlerimi ve o en sevdiğim kısımı bekledim işte o an geldiğinde çığlık çığlığa eşlik ettim şarkıya.
ᅠᅠᅠᅠᅠᅠᅠᅠᅠᅠᅠᅠᅠᅠ Boooooş veeeeerrrrrr
ᅠᅠᅠᅠᅠᅠᅠᅠᅠTarih bizi yazmasın, Mükemmel olmasın,
ᅠᅠᅠᅠᅠᅠᅠᅠᅠᅠᅠᅠ Benim kalbim herşeye yeter
ᅠᅠᅠᅠᅠᅠᅠᅠᅠᅠBir Mucize sunmasın, Hep adil Olmasın,
ᅠᅠᅠᅠᅠᅠᅠᅠᅠᅠᅠᅠ Hayat bu inanmaya değer.
Mutluluktan sesim titriyorken aklıma bu sabah Seo-Jun ile olan sohbetimizin o son anı geldi. Yüzümde bir tebessüm kendine yer edindi hemen. Ama çok sürmemişti o kelimeleri hatırlamamla tüylerimin diken diken olması.
Hatırlar: "Neden bu kadar meraklısın?"
Ha-Yoon: "Neden bu kadar kaba ve soğuk?" diye sıkıntıyla fısıldadığımda birde az önce yüzüme gülümseme yerleştiren o şarkının içimde bir burukluğa neden olduğunu fark ettim. Bir hışımla kulaklığı çıkardım ama bir işe yaramadı o kadar yüksekti ki sesi kulaklıklarımı elimde duzlerime kadar sarkık halde tutmuş olmam bile müziği duymamı engellememişti..
Narin serin ama bir o kadarda keskin bir rüzgar yüzümü avuçlayıp geçerken, saçlarımı karıştırmış o kokuyu bir kez daha bana getirmişti...
Yada..
Hızla arkamı döndüm.
10.04.2024 16:08 İyi bayramlar Kuzucuklarımm🫠🫶🏻💙
İyi günler millet geciken bölüm için çok üzgünüm ve bb geldim yazdım ve gidiyorum eserimi tekrar ana sayfalara çıkarırmısınız? Son zamanlarda çok fazla yoğunluk var üzerimde
















