Derin bir nefes verdim ve yavaşca ikisinin ortasına gelecek şekilde masanın diğer köşesinde oturdum. Kız heyecanlı bir şekilde gülerek bana döndü telaşlı bir yudum aldı kahvesinden yutkundu ve "demek akşam sen ve senin gibiler için parti var ha?" diye neşeyle konuştu, aslında sesi neşeliydi ama kelimeleri iğneleyici.
Ha-Yoon: "Benim gibi derken?" diye nazikçe sordum, bir okadar ciddi bir ifadeyle. "Ha yani yeni gelenler, sende yenisin ya" diye devam etti, elini dirseklerine yaslandığı yerden bana doğru uzatarak. Bir süre öylesine sohbet ettiler.
Suyumdan daha yeni bir yudum almıştımki, Yun göz altı Seo'ya baktı ve aynı anda kalktılar. "Hadi biz kaçalım, sende çok kalma zaten müşteride yok" diye tatlı bir ses tonuyla, sağ elini omzuma koymuş öyle konuşmuştu, yavaşca yanımdan geçtiker ve kapıya doğru yürüdüler.
Yun arkasına dönmeden elini havaya kaldırdı ve "bu gece mutlaka gelmelisin, çok eğlenceli olucak" diye çok değil, yüksek sesle bağırdı kıvıra kıvıra giderken.
Ha-Yoon: "tamam" diye yavaş neredeyse fısıltılı bir şekilde onaylamıştım. Gitmişlerdi. Kalkıp dışarı çıktım kırmızı bir arabayla gazlamışlardı, derin bir nefes verdim ve topuklarımda dönerek kafeye baktım.
Kollarımı iki yana dümdüz açtım sarılır gibi yapıb gözlerimi kapattım, derin bir nefes aldım ve neşeyle sonuna kadar verdim, bir kaç saniyeliğine tuttuğum nefesimi.
Ha-Yoon: "Artık hepsi benim bu yer benim o ev benim yapayalnız ama mutlu yaşayacağımMM" dedim yüksek bir sesle neredeyse sevinç çığlıkları atarak..
Ha-Yoon: "Hadi koçum göriyim seni! Burayı kendi mekanın yap" diye sinsi-sinsi fısıldadım ellerimi bir biriyle kovuşturmuş, üşüyormuşum gibi ovuştururken. Ve hemen ardından iki elimide dairesel hızlı bir atımla bir birinden ayırıp arkamda kavuşturdum, çenemi ve duruşumu dikleştirdim. Bi özgüven gelmişti bana. Ayaklarımıda bir birinin önüne gelecek şekilde atarak "sanki bir çizgi üzerinde yürüyormuşum gibi" yavaş ama kararlı adımlarımla kafenin içine girdim.
Her çekmeceyi rafı karıştırdım. Sahibin beni kameradan izlediğine emindim. Sonra bir kağıt aldım ve iş sıralaması yapıb işe koyuldum. Önce herşeyi boşalttım raflardan, ardından iyice tonlarını alıp neyi nerede görmek, bulmak istiyorsam öyle yerleştirdim.
Sonra çalıştığım masayı ardından kafenin içindeki masaları düzenledim. Dairesel yapılı masaların her birine küçük çiçekler yapıb minnoş vazolara bıraktım. Onları yapmayı babam öğretmişti. Daha sonra yerleri sildim ve akşam olmuştu bile. Çok şirin bir görünüm katmışlardı kafeye, gözlerim dolmuştu binların hepsi benimdi istediğim gibi düzenleye bilirdim ve kimsede bişey demeyecekti
Çıkıp kapıyı kitledim ve eve yol aldım.
25.03.2024. 11:12

















