Gecelerin korkutucu karanlığının yanı sıra gündüzlerin aydınlığını, güneşin tenimi ısıtan ışınlarını hissetmeyi severdim.
Güneşi hissetmek, tüm bedenime yayılan sıcaklığı hissetmek beni her zaman mutlu etmiştir. Özellikle de sabah saatlerinde, henüz uyanmış ve yorgun hisseden bedenim için, güneşin enerjisi bana canlılık verir. Gözlerimi kapatıp yüzümü güneşe doğru çevirdiğimde, tüm stres ve endişelerim bir kenara bırakıp, sadece o anın keyfini çıkarırım.
Ancak geceleri, özellikle de yalnız kaldığımda, karanlık beni korkutur. Bilinmeyenlerle dolu olan gece, bazen içimi ürpertir. Gözlerim etrafta dolaşırken, her harekete, her sese tepki veririm. İşte o zaman, güneşin sıcaklığına olan özlemim daha da artar. Güneşin doğuşunu sabırsızlıkla beklerim, çünkü o benim için güvenli limandır.
Çoğu zaman güneşin sıcaklığına olan ihtiyacımı gizleyemem. Ancak geceleri, yalnız kaldığımda, içimdeki korkuları yenmek için güneşin sıcaklığına olan özlemim daha da güçlenir. Güneşin doğuşunu sabırsızlıkla beklerim, çünkü o benim için umut kaynağıdır.
Gecenin zifiri karanlığı etrafı sarmışken penceremden dışarı baktım. Geceye meydan okuyarak yanan sokak lambasını izledim öylece. Ölesiye yalnız ve soluk olsa da karanlığa olan meydan okumasından geri çekilmiyor, evimin önünü aydınlatıyordu.
Gözüm karşı daireme kaydı, kalbim onu göreceğini sanarak hızlandı, ama sonuç hüsrandı. Gördüklerim kalbimi hızlandırdı, ama bunun sebebi heyecan değil endişeydi. Onun evine biri giriyordu, hem de camdan! O adam kimdi, yoksa bir hırsız mı, ya da bir katil? Ya ona zarar verirse. İçimdeki endişe ve korku gittikçe artarken bu görüntüye seyirci kalarak onun zarar görmesi olasılığı içimdeki korkak adamın cesaretlenmesine, harekete geçmesine neden oldu.
Evimin camından atlayarak karşı komşum Vera'nın evine aynı o adam gibi camından girdim. Camı aynı benim camım gibi yatak odasına açılıyordu. Vera yatağında kalın beyaz yorganının altında uyuyordu. Vera'nın yatağının yanında dikilmiş, elinde bir şırınga olan mavi tonlarında giyinmiş bir adam gördüm. Aklımın alamayacağı bir şeydi bu. Adamın kim olduğunu ve ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalıştım. Daha fazla vakit kaybetmeden ve Vera'nın hayatının riske girmemesi için adamın yakasına yapışarak duvara yapıştırdım. Aramızda güçlü bir itiş kakışlar başladı. Başta sadece ben saldırıyordum ve o kendini savunuyordu, daha sonra o da bana darbeler indirmeye, elindeki iğneyi bana batırmaya çalıştı ve başardı da ama enjektöre basamadan geri çekildim ve bu yaşananlar sırasında hızla ilerleyen bir kaos ortamı oluştu.
Çekişme sırasında çıkan sesler odayı doldurdu. Zaman zaman ağır darbelerin çıkardığı seslerle birlikte devrilen eşyaların gürültüsü de duyuluyordu, ancak kavganın şiddeti bunları durduracak gibi değildi.
Nihayetinde, çekişme sona erdi ve mavi giyimli adamı sırt üstü yere düşürüp üstüne çıktım. Adamın ellerini yere sabitledim. O sırada, birbirimizin gözlerine bakarak nefes nefese kaldık. "Eros." Vera'nın adımı haykırışını duymamla gözlerimi kısa bir süreliğine adamın üzerinden çekip Vera'ya çevirdim. Vera'nın uykudan uyandığını fark etmemizle birlikte sessizleştik. Vera'nın şaşkınlık ve korkusu yüzüne yansımıştı, onun bu duyguları benim de içimi yaktı. Altımdaki adam dalgınlığımdan faydalanarak beni üstünden atıp ben daha olanları idrak edemezken girdiği camdan kaçtı.
Neler olduğunu Vera'ya açıklamak zorunda kaldım. Vera'nın endişesi biraz olsun hafifledi ama tamamen geçmedi. Bunun farkında olarak yanında kalabileceğimi söyledim, ama beni kesin bir dil ile reddetti. Gözlerinin içine bakarak özür diledim. O beni bakışlarından mahrum bırakarak gözlerini boş duvara dikmişken "Sadece git." dedi. Sevdiğim kadını korkutmanın ve yalnız bırakmak zorunda olmanın üzüntüsüyle odayı camdan çıkarak terk ettim.
Sonunda, bu olayın ardından aklımda birçok soru vardı. Mavi giyimli adam kimdi? Neden kadının evine giriyordu? Tüm olumsuz duygularım ve normalde şiddete karşı olmamın dışında, Vera'yı o adamdan kurtarmak için çabalamış ve ona yardım etmiş olmanın verdiği mutluluğu hissettim. Yaptıklarım ne kadar yanlış olsa da, bu deneyim bana insanların yardımlaşma ve birbirine destek olma gerekliliği konusunda önemli bir ders verdi.
Ben bir insana zarar vermekten hiç hoşlanmam. Kavgaları sevmem ve hiçbir zaman şiddete başvurmak istemem. Ancak, bu durum beni şiddete başvurmak zorundaymışım gibi hissettirdi.
O an öfke ve panikle doluydum. Hele ki adamın elindeki iğneyi gördükten sonra Vera'yı korumak için başka bir yol göremedim. Ama şimdi, o anın hatalı da olsa yerinde bir karar olduğunu ve bununla ilgili çok büyük bir pişmanlık duyamadığımı söyleyebilirim.
Karşımdaki kişi de bir suçlu olabilir, ama benim de yaptığım bir suç sayılırdı ve bu gerçek beni üzüyor. Her zaman şiddete başvurmanın doğru olmadığını, insanların birbirleriyle konuşarak ve anlaşarak sorunlarını çözebileceklerini düşünürdüm. Tabii ki, bu düşüncelerim böyle bir olayı yaşamadan önceye aitti.
Şiddetin sonrasında kendimi avutmak yerine ne yapacağımı ve bu durumdan sonra ne yapmam gerektiğini düşünmeye başladım. O adamı bir daha görürsem ne yapmam gerektiğini düşündüm. Şiddeti kötüydü ve o adamı bir daha görürsem ilk önce konuşmaya çalışacaktım. Bundan sonra böyle bir kavga yaşamak istemiyordum ve bu seçenekten olabildiğince kaçınacaktım.
Ben bir insan olarak, şiddete başvurmaktan kaçınmalıyım. Bu olay bana şiddetin hiçbir zaman doğru olmadığını hatırlattı ve bu düşünceyle hareket etmeye devam edeceğim.