İçeriğe geç

Aşk İnsanı

Bölüm 5 · 5 dk okuma

Aşk İnsanı

Bölüm 5

Aşkla Kahvaltı

Sabahın erken saatlerinde uyanmıştım, çünkü bugün sevdiğim kadınla Verayla birlikte kahvaltıya gitme planımız vardı. Dün öğlen saatlerinde, bu planı yaparken içimdeki heyecan ve mutluluk arşa ulaşmıştı. Gece yaşanan tatsız olaydan sonra planımız hala geçerli mi bilmiyordum ama umuyordum ki buluşmaya gelirdi.

Dün gece uyuyamamam için bir sürü sebep vardı. Yaşanan kavga, Veranın güvende olup olmadığı ve bugünkü buluşmamıza gelip gelmeyeceğini düşünmekten pek uyku tutmamıştı. Ancak yine de geç saatlerde de olsa zorla uyumayı başarmıştım.

Buluşma için hazırlanırken elimden geldiğince özen gösterdim. Uzun saçlarımı güzelce şekillendirdim, hafif çıkmış sakalımı tıraş ettim, ellerime yüzüme krem sürdüm ve daha önce sadece birkaç kez kullandığım ferah ve hafif kokan parfümümü boynuma ve bileklerime sıktım. Altıma klasik bir kot pantolon, üstüme de düz beyaz bir tişört giydim. Ceket veya hırkaya ihtiyacım yoktu, bahar aylarındaydık ve hava pencereden gördüğüm kadarıyla güneşliydi. Siyah kısa çoraplarımı ve beyaz spor ayakkabılarımı da giyerek tamamen hazır hale geldim.

Evden çıktıktan sonra sokak başına doğru yürürken güneşin ısı ve ışığını hissetmeye başladım. Gökyüzü berraktı ve güneş göz kamaştırıcıydı. İçimde bir minnet duygusu oluştu; doğanın bize sunduğu güzellikleri ve bu güneşin bana sunduğu sıcaklığı takdir ediyordum. Havanın güzelliği beni adeta mest etti. Yürürken güven ve huzur hissettim. Güneşi görmek, hissetmek beni güvende hissettiriyordu. Bu güzel sabahın tadını çıkarmak için kahvaltı yapmaya gideceğim kadını, Verayı düşündüm ve gülümsedim.

Anlaştığımız gibi sokağın başına doğru yürüdüm ve sokak lambasının direğine yaslanarak sevdiğim kadını beklemeye başladım. Heyecandan biraz erken gelmiştim. Saatime baktığımda henüz ona çeyrek kala olduğunu gördüm. Ancak kısa süre sonra, sevdiğim kadının da sokağa çıktığını gördüm.

Sokağın diğer başında evinin önünde beliriveren kadın, adeta yazın sıcaklığını yansıtan beyaz bir elbise giymişti. Hafif kumaşının hareketiyle etekleri dizlerinin üzerine kadar dökülüyordu. Ayağında hasır sandaletleriyle adımlarını atarken, başında da şık bir beyaz şapka taşıyordu. Kolunda taşıdığı hasır çantasıyla bütünlük içindeydi.

Yaklaştıkça, kadının güzelliği adeta beni büyülüyordu. Yeşil gözleri doğanın en güzel tonlarını yansıtıyor ve beni adeta kendine çekiyordu. Şaşkınlıkla ona baktığımı fark edecek kadar yaklaştığında, kocaman bir gülümsemeyle karşılaştım. Yeşil gözleri benim gözlerimle buluştu ve içimde garip bir his uyandı. Aşık olmamak imkansızdı.

Birkaç adım daha atarak önüme durdu. Veraya elimi uzattım, ilk önce göz temasımızı kesti, ardından elime baktı ve elini elimin üstüne koydu. Ben de onun elini tuttum ve gözlerimiz tekrar buluştuğunda ikimizinde yüzünde bir gülümseme yer alıyordu. Hafifçe eğilerek elimin içindeki ince parmaklı narin eline hafif bir öpücük bıraktım.

"Gözlerin doğan güneşin ışığından bile daha etkileyici, gülüşünse dünyanın en güzel manzarasından bile daha güzel. Günaydın Vera, bugün de seninleyken dünya daha da güzel."

"Günaydın Eros. Güzel sözlerin ve kalbin için teşekkür ederim. Beni mutlu ediyorsun." Bu sözleri karşısında gözlerimiz birbirine kitliyken eriyip gidecek gibi hissettim.

Parmaklarımda hissettiğim parmakları havanın sıcaklığına rağmen soğuktu ve şimdi benim sıcak parmaklarım onun parmaklarını da ısıtıyordu. Bu sanki mümkünmüş gibi kalbimin hala daha hızlı atmasına sebebiyet veriyordu. Sözlerini düşünürken kısa bir süre duraksamıştım.

"Kalbim mi?"

"Evet kalbin. Çok iyi ve güzel bir kalbin var." Kalbim... Kalbimi sevmişti. Vera benim kalbimi seviyor! "Ve onu duyabiliyorum." dedi aramızdaki bir metrelik mesafeyi kapatarak. Kalbimi dinliyordu ama gözlerime bakıyordu. Çok yakındık, fazla yakındık. Ben Veranın büyüsüne kapılmışken sessizce konuştu. "Gidelim mi güzel kalpli insan?" dedi ve uzaklaştı.

Sonrasında el ele tutuşarak, güneşin altında keyifli bir kahvaltı etmek için kafeye doğru yürüdük. Onunla beraber olmak, o anın keyfini çıkarmak bana büyük bir mutluluk veriyordu. Her anı onunla paylaşmak için sabırsızlanıyordum.

Kafenin kapısını açtığımda, sıcak bir hava ve lezzetli kahve kokusu beni karşıladı. İçeri adım attığımda, hafif bir kalabalık ve kafe çalışanlarının neşeli sesleri beni sardı. Yanımda, sevdiğim kadın olan Vera ile birlikteydim ve büyük bir mutluluk içindeydim. Bu mutluluğumu saklayamıyordum, büyük bir gülümsemeyle yüzüme yansıyordu.

Vera ile cam kenarındaki bir masaya karşılıklı oturduk. Masaya oturduğumuzda, solumuzda caddeye bakan geniş camlar vardı. Dışarıdaki güneşli hava, sokaktan geçen insanların hareketleri ve kuşların cıvıltıları içeriye kadar hissediliyordu. Masalar doluydu, ancak cam kenarındaki bu masa birkaç dakika önce boşalmıştı.

Genç bir garson gelip ikimizin de önüne birer menü bıraktı ve gitti. Menüyü inceledik ve kahvaltı seçeneklerini gördük. Menünün içinden bir kahvaltı seçeneğine ikimiz birlikte karar verdik. Garsonu çağırıp siparişlerimizi ilettim.

Birkaç dakika sonra, masamıza çeşitli lezzetli kahvaltılıklar ve sıcak yumurtalar geldi. Taze pişmiş ekmekler, yumuşak peynirler, salam, domates ve salatalık gibi malzemelerle hazırlanmış bir kahvaltı ve yanında sıcak içeceklerimiz vardı. Ben çay tercih etmişken Vera'nın önünde köpüklü kahvesi duruyordu.

Kahvaltı, Vera ve benim için sadece karnımızı doyurmakla kalmadı, aynı zamanda sohbetimizi de canlandırdı. Lezzetli kahvaltılıklarımızı yavaş yavaş yiyerek, cam kenarındaki manzaranın keyfini çıkardık ve yeni bir güne daha iyi başlamanın mutluluğunu yaşadık. Doğrusu benim manzaram çoğunlukla güzel haki yeşil gözleriydi. Vera konuşmalarımızın arasında utanıyor, gözlerini kaçırıp arada cam kenarındaki manzarayı izliyordu. Utangaç ama aynı zamanda da cesur bir insandı.

Kafedeki kahvaltımız, sıcak ve lezzetli bir başlangıç oldu ve Vera ile birlikte romantik bir kahvaltı yemenin keyfini çıkardık. Kahvaltımız bittiğinde garson önümüzdeki tabakları toplayıp tepsisine koydu ve masayı sildi. Vera, konuşmalarımız arasında bahsettiği, buraya her geldiğinde içtiğini söylediği çikolatalı kahveden ikimiz için de sipariş etti. Denemem için ısrar etmişti. Ben de tabii ki onu kırmadım ve kabul ettim.

Siparişimizi verdik ve birkaç dakika içinde sıcak ve buğulu fincanlarımız önümüzde belirdi. Göz teması kurarak gülümsedik ve sohbetimiz, güzel çikolatalı kahve aroması ve sokaktaki hayatın renkli atmosferiyle birleşince içimizdeki heyecan daha da arttı. Vera'nın önerdiği kahveyi beğenmiştim ve o da bunu anlayarak beğenip beğenmediğimi sorma gereği duymamıştı.

Vera ve ben birlikte huzurlu güzel bir sabah geçirdik. Birlikte geçirdiğimiz zaman boyunca mutlu ve halinden memnun görünüyordu. Benim hissettiklerimi Vera da hissettiği için mutluydum. Bugünün hiç bitmesini istemezdim ama kahvelerimizi bitirdikten sonra hesabı ödeyip kafeden çıktık. Ben, eve birlikte yürürüz diye düşünmüştüm ama Vera başka bir yere gideceğini söyleyerek yanımdan ayrılmıştı. Birkaç saat önce Verayla el ele yürüdüğüm yolu tek başıma dönmüştüm.

Hayatımda yaşadığım en iyi sabah'tı.

Bölüm sonu

1 yorum

  • Bölümler kısa ama anlatımı beğendim. Daha çok bölüm bekliyorum.