O günden sonra, Alex’in ruhu yavaşça çökmeye başladı. Onunla konuşan kimse yoktu. Kasaba halkı, Rona’nın üzgün olduğunu fark etti, ancak hiçbiri tam olarak ne olduğunu bilmiyordu. Alex, her gün Rona’yı aradı, peşinden gitti, ancak Rona ona bir adım bile yaklaşmadı.
Bir gün, Alex, Menner ile karşılaştı. “Menner, ne yapmalıyım? Ben Rona’yı kaybettim. Onu seviyorum ama onu kaybetmek korkusuyla başka bir yola saptım. Şimdi geri dönüş yok gibi görünüyor.”
Menner, gözlerini Alex’in üzerine dikerek, “İhanet, karanlık duyguların zirveye çıktığı anları getirir. Ama seni affedebilecek tek kişi Rona’dır. Onu kaybettikten sonra ne olacağını düşünmedin mi? Bu sevgiyi tekrar kazanmak, sadece sabır ve gerçek pişmanlıkla mümkündür.”
Alex, bu sözleri bir içsel uyanış gibi hissetti. Rona’ya karşı olan hisleri daha da derinleşmişti, ama şimdi her şeyin nasıl düzeleceğini düşünüyordu. Tek yapması gereken şey, Rona’dan gerçekten özür dilemekti.