Müdürün odasından çıktıktan sonra koridorda nefesim kesik, kalbim deli gibi atıyordu. Eftel yanımda sessizce yürüyordu, parmağımı sıkıca tuttu. Her adımda gözlerimiz sınıf kapısındaki öğrencilerle karşılaşıyor, bazıları fısıldaşıyor, bazıları merakla bakıyordu.
Damla ve Elif, sınıf kapısında bizi gördü. Gözlerimiz kısa bir bakışla buluştu, minik bir cesaret ışığı verdiler bana.
“Cemre… biz buradayız.” dedi Damla.
“Hiçbir şey tek başına olmayacak.” dedi Elif, Eftel’in omzuna dokunarak.
Müdür odasında yaşananlar hâlâ aklımdaydı. Onun ciddi bakışı, Ahmet’in endişeli yüzü… ve ben hâlâ içimde suçluluk hissediyordum.
Koridordan kantine yürürken kalbim sıkışıyor, her adımda içimdeki öfke ve korku birbirine karışıyordu.
Kantin kapısına yaklaştığımızda Emir ve Göktuğ’u gördüm. Gözleri hemen bize kilitlendi. O an içimde eski korku dalgası yükseldi, ellerim titredi.
Ama duramadım. Hıçkırıklarımın arasında:
“Siz benim hayatımda olmasaydınız, bunların hiçbiri olmayacaktı!” dedim.
“Beni, Eftel’i… hepimizi kullandınız! Psikolojimizi bitirdiniz!”
Eftel başını kaldırdı, gözlerimi tuttu ve elimi sıkıca tuttu:
“Cemre… sakin ol, yanındayım.”
O sırada Ahmet, Adem ve Emirhan yanımıza geldi. Üçü de endişe dolu bakışlarla etrafımızı sardı.
“Onları yalnız bırakmayacağız.” dedi Ahmet.
Adem sessiz ama kararlıydı.
“Eftel’e bir şey olursa, bunu affetmem.”
Emirhan da başını salladı, sessiz ama destek veriyordu.
Göktuğ bir adım daha yaklaştı, ama o an kantin kapısı açıldı. Müdür ve birkaç öğretmen içeri girdi, arkasında iki güvenlik görevlisiyle.
“Durun!” diye bağırdı müdür.
“Bu sınıfta yaşananlar kabul edilemez!”
Göktuğ ve Emir birkaç adım geri çekildi.
Eftel ve ben hâlâ birbirimize tutunuyorduk. İçimde hem öfke hem rahatlama vardı.
Müdür yanımıza geldi, ciddi ama güven verici bir sesle:
“Cemre, Eftel… okul olarak size destek olacağız. Göktuğ ve Emir özel denetim altında olacaklar. Hiçbir öğrenciye zarar veremeyecekler.”
Damla ve Elif yanımızda duruyor, ellerimizi sıkıyorlardı.
Ahmet, Adem ve Emirhan ise koridor boyunca etrafımızı sarmış, gölgede duruyordu.
İçimdeki suçluluk ve öfke bir aradaydı. Ama bir şey netti: artık yalnız değildim. Yanımda insanlar vardı, bana güç veren insanlar…
Eftel’e baktım; ikimiz hâlâ sarsılmıştık ama birbirimize tutunuyorduk.
Ve o an düşündüm: bu kabus hâlâ devam edebilir ama birlikteydik, yan yanaydık.
Bir nefes aldım, gözlerimi kapatıp derin bir iç çekiş yaptım.
İçimde bir umut kıvılcımı yanıyordu. Belki de her şeyin üstesinden gelebilirdik.