Ambulans sirenleri kulaklarımda çınlıyordu. Sedyede yan yana uzanmış, omuzlarımızdan akan sıcak kanın acısını hissediyorduk. Eftel titriyordu, gözleri korku ve acıyla doluydu. Ben ise hem yaraların verdiği acıyı hem de suçluluk ve korkuyu taşıyarak nefes almaya çalışıyordum.
Hastaneye vardığımızda doktorlar hızla müdahale etti. Omuzlarımızdan pansuman yapıldı, yaralarımız temizlendi ve sabitleme işlemleri uygulandı. Saatler geçmiş, acılarımız biraz hafiflemişti ama hâlâ bitkin, yorgun ve başım dönüyordu.
Yaklaşık bir saat sonra bilincim yavaş yavaş yerine gelmeye başladı. Gözlerimi açtığımda Eftel’in hâlâ yanımda yattığını gördüm. Sessizce nefes alıyor, arada hafif hıçkırıklarla titriyordu.
Gözlerimi Eftel’in gözlerine diktim ve dudaklarım titreyerek fısıldadım:
— Siz… siz benim hayatımda olmasaydınız… bunların hiçbiri olmayacaktı.
Eftel başını bana çevirdi, gözleriyle “olmaz böyle şey” der gibiydi. Ellerimizi birbirine yaklaştırdık, parmaklarımız birbirine değiyordu. İçimdeki suçluluk biraz hafifledi, ama hâlâ nefesim titriyordu.
— Ege… zaten bana takmıştı. Eski sevgilim diye peşimi bırakmadı. Ben ondan nefret ettikçe o daha da saplandı.
— Eğer ben olmasaydım… siz asla böyle yaralanmazdınız, böyle korkmazdınız…
Eftel gözlerini kısarak bana baktı, nefesini hafifçe düzeltti.
— Cemre… suçlu değilsin… hepimiz buradayız…
Ben başımı ona doğru eğdim. Parmak uçlarıyla Eftel’in elini tuttum, gözlerimiz sessizce birbirine kilitlendi.
— Ama… ben… her şeyi başlattım… sizin yüzünüzden…
Eftel başını yavaşça salladı.
— Hayır… birlikte atlattık. Yanındayım, biliyorsun.
Arka planda, Ahmet, Adem ve Emirhan kantinde dolaşıyordu; onların varlığı bile bize bir güven hissi veriyordu. Onları görmesek de, yanımızda olduklarını biliyorduk.
Bir süre sessizce yatıp nefesimizi topladık. Yaralıydık, yorgunduk ama birbirimize tutunmuş, yeniden birlikte olmanın verdiği sıcaklığı hissediyorduk. İçimizde hem acı hem umut vardı; bir kez daha birbirimize güvenmenin rahatlığıyla, gözlerimizi kapattık ve minik bir huzur bulduk.
Eftel hafifçe fısıldadı:
— Cemre… birlikteyiz… bu geceyi atlattık.
Ben parmağını sıktım ve başımı hafifçe salladım:
— Evet… birlikteyiz.
Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım. İçimdeki suçluluk, korku ve acı bir nebze olsun hafifledi ama hâlâ üzerimdeydi. Ama Eftel’in elini tutmak, Ahmet’in, Adem’in ve Emirhan’ın varlığını bilmek bana güç verdi.
Ve o an, sessizce kendi kendime fısıldadım:
— Siz olmasaydınız… bunların hiçbiri olmayacaktı. Ama şimdi buradayız. Birlikteyiz. Ve… bir kez daha birbirimize güvenebiliyoruz.
Gözlerimi yavaşça kapattım, Eftel’in titreyen elini hissettim ve ilk defa uzun bir süre sonra, gerçekten biraz huzur buldum.