Kafeden çıktığımızda gece hâlâ serindi, ama içimizde hafif bir rahatlama vardı. Arabaya bindiğimizde, Eftel ve Emirhan hâlâ yan yanaydı; birbirlerine sarılmış, kısa bir rahatlama anının ardından sessizce oturuyorlardı. Ben ve Ahmet ön koltukta sessizce yolda ilerliyorduk. Ahmet’in gözleri yolda, elleri direksiyonda sıkıca kenetlenmişti. Sessizlik artık tedirginlik değil, güvenli bir nefes gibiydi.
Motorun sesi eşliğinde şehirden çıkarken, telefonum titreşti. Bir bildirim ışığı yandı. Ekrana baktım:
“Ege tutuklandı. Soruşturma tamamlandı.”
“Ege… tutuklanmış,” dedim, içimde hem rahatlama hem de hafif bir gülümseme. Ahmet başını hafifçe salladı; Eftel ve Emirhan da mesajı dikkatle okudu. Uzun süredir taşıdığımız yükten bir parça düşmüş gibiydik.
Ertesi gün sınıfa döndüğümüzde, hâlâ biraz yorgun ama umutlu hissediyorduk. Koridorlar öğrencilerin kahkahalarıyla doluydu. Sıralara oturduğumuzda kısa sohbetlerle birbirimizi selamladık.
Ders başlamadan önce, müdür sınıfa girdi. Yanında üç öğrenci vardı: Göktuğ, Emir ve Adem. Ama bu kez durum farklıydı; sınıfta görünür bir enerji değişmişti.
Müdür konuştu:
“Arkadaşlar, bugün yeni öğrencilerimizle tanışacaksınız. Kendilerini tanıtsınlar.”
Adem öne çıktı. Gözleri sıcak ve tanıdık:
“Merhaba, ben Adem. Sizleri uzun zamandır tanıyorum ve tekrar birlikte olabilmek çok güzel. Burada olmak, derslerde ve arkadaşlıkta birbirimize destek olabilmek benim için önemli.”
Sınıfta kısa bir gülümseme yayıldı; Adem’in varlığı güven vericiydi.
Sonra Emir kalktı. Gözlerinde kararlılık vardı ama sesinde hafif bir titreme de hissediliyordu. Eftel’e doğru bakıp hafifçe göz kırptı:
“Ben Emir. Zor bir dönemden geçiyorum ama buraya yeni bir başlangıç için geldim. Ayrıca Ege’nin abisiyim ve onu korumak için buradayım.”
Göktuğ son olarak ayağa kalktı. Sessiz ama etkileyici bir şekilde bana doğru göz kırptı, Ahmet bu hareketi görünce domates gibi kızardı işler artık kızışıcaktı belli ki, sanırsam her gün pansuman yapacaktık bizimkilere:
“Ben Göktuğ. Ben de Ege’nin abisiyim. Geçmişte hatalar yapmış olabilirim ama artık buradayım ve kardeşimi korumak için elimden geleni yapacağım.”
Sınıfta kısa bir sessizlik oldu. Ege her ne kadar tutuklansa da bela peşimizi bırakmayacaktı belli ki. Göktuğ ve Emir’in bakışları sınıfta hafif bir gerilim yaratmıştı, ama aralarında kırgınlık veya olumsuz bir hava yoktu; sadece merak ve dikkat çekici bir enerji vardı.
Ders sırasında, Göktuğ ve Emir sınıfın bir köşesine geçip sessizce konuşmaya başladılar:
Emir: “Bakın, artık burada kim söz sahibi belli…”
Göktuğ: “Evet, bu okulda biz varız, dikkat edin.”
Ahmet bunu fark etti, sert bir bakış attı:
“Tövbe haşa… Böyle saçmalık olmaz. Biz kimseye boyun eğmeyiz!”
Emirhan başını salladı, Adem de gergin şekilde yanımıza geldi ve oturdu. Aralarındaki gerilim artık sadece bakışlarla değil, enerjilerle bile hissediliyordu. Bu çatışma, küçük bir kıvılcım gibi, sınıfın havasını tamamen değiştirmişti.
Ahmet, Emirhan’a fısıldadı:
“Bunlar neden bizim okula geldi? Tamamen kendi çıkarları için… Bize ne yapacaklarını göreceğiz.”
Emirhan sessizce kafasını salladı:
“Ama dikkat et, Ahmet… bu iş büyüyebilir. Şimdi farklı düşünmeliyiz, plan yapmalıyız.”
Sınıfta bu sessiz gerilim saatlerce sürdü. Arada kimse konuşmasa da bakışlar ve küçük jestler, iki grup arasındaki nefret ve düşmanlığı açıkça gösteriyordu. Küskünlük başlamış, ama gerçek bir kopukluk olmadan, arada strateji ve tetikte olma durumu hâkimdi.
Okul bitiminde eve döndüğümüzde, herkes evdeydi. Sessiz bir anın ortasında Emirhan telefonu açtı. Ekranda yabancı bir numradan bildirim belirdi:
“Emirhan, senin biyolojik kardeşin Eftel. Ekte DNA testi sonucu bulunuyor.”
Emirhan mesajı açtı ve DNA testi kağıdını gösterdi. Gözleri doldu, Eftel’e baktı:
"Eftel, üzgünüm ama ayrılmalıyız. Ben senin biyolojik abinim." Eftel'in gözleri doldu, sesi titreyerek: "Emirhan, ama bu bizim sevgili olmamız için engel değil ki, Culpa Mia'da Nick ve Noah'ta kardeşti ama sevgili oldular." Eftel'in örnek verdiği şeye birden gülmeye başladım. "Yaw, canım benim orada Nick ve Noah üvey kardeşler sence normal değil mi. Ayrıca gerçek hayattayız, orası bi film dünyası." Eftel her ne kadar istemesede Emirhan ile hayatlarına abi-kardes olarak devam etmeleri gerekiyordu. Bildiğim birşey var, onların hiçbir zaman için kopmayacakti.