İçeriğe geç

AŞK-I NEMNU-1

Bölüm 22 · 3 dk okuma

AŞK-I NEMNU-1

Bölüm 22

BİTTİ DEDİĞİN YER

(Cemre’nin anlatımıyla)

Evin içi karanlıktı ama asıl karanlık içimdeydi.

Ahmet’le kavga ettikten sonra ne o bana yaklaştı, ne ben ona. Aynı evde yaşayan iki yabancı gibiydik artık.

Saat 01:48’de sensör ışığı yanıp sönmeye başlayınca ikimiz de aynı anda başımızı kaldırdık ama birbirimize bakmadık.

Konuşmak, o an, bin parçaya ayrılmak gibiydi.

Eftel kapıdan çıkıp gözlerini ovuşturdu.

— Sistemde bir dalgalanma var… biri dışarıda olabilir, dedi endişeyle.

Ahmet hiçbir şey demedi. Bana bile bakmadı.

Tam o sırada alarm patladı.

Kırmızı ışıklar… keskin sesler… karanlık.

Her şey birkaç saniyede bitti.

Ardından—Eftel’in çığlığı.

Odasına koştuğumuzda, her şey altüst olmuştu. Pencere açıktı, perde savruluyordu. Emirhan’ın kulaklığı kırık halde yerdeydi.

Ahmet’in sesi titriyordu:

— Eftel! Emirhan! Lütfen ses verin!

Ama cevap yoktu.

Saniyeler sonra gökyüzünde bir drone sesi… iki siluet… götürüldüler.

Ahmet dizlerinin üzerine çöktü.

Sonra bana döndü.

İçimde bir şey buz gibi oldu.

Bakışı… suçlayıcıydı.

— Bu senin yüzünden, dedi fısıltıyla ama o fısıltı bıçak gibi saplandı.

— Ne diyorsun sen?!

— Ege onları senin yüzünden aldı! Sana mesaj göndermek için!

— Hayır! Ahmet, bu benim suçum değil!

— HÂLÂ mı? HÂLÂ “hayır”? Onun saplantısı sensin, Cemre!

Göğsümde bir şey sıkıştı.

— Bu benim elimde olan bir şey değil!

Ahmet dişlerini sıktı.

— Ne zaman ortada bir tehlike olsa merkezinde sen varsın! Ben artık… ben artık bunu kaldıramıyorum!

— Ne demek istiyorsun? dedim, nefesim titreyerek.

— Şunu… Seni seviyorum ama… bu böyle gitmiyor.

— Gitmiyor derken?

— Savaşmaktan yoruldum… dedi gözleri dolarak.

Ben bir adım attım ona doğru.

— Ama birbirimizden vazgeçmezdik ki, Ahmet…

Sesim çatladı.

— Hani hep “biz”dik? Hani ne olursa olsun yan yanaydık?

Ahmet gözlerini kaçırdı, sonra birden bana baktı.

— Cemre… sen benim için her şeyi yaptın biliyorum.

— Ben senin için… kendimi feda ettim! diye bağırdım.

Gözyaşlarım akıyordu.

— O kurşun bana isabet ettiğinde BEN ÖLÜYORDUM, Ahmet! Senin için!

Ahmet’in yüzü dağıldı.

— Biliyorum! diye bağırdı o da.

— Seni o halde görünce… nefes almıyordun. Yoğun bakımda başında sabahladım!

Gözlerinden yaş aktı.

— Sen ölürsen… ben de ölürüm sandım!

Nefesim kesildi.

— Madem böyle… neden şimdi vazgeçiyorsun benden?

Ahmet hıçkırarak nefes aldı.

— Çünkü seni kaybetme korkusu beni tüketiyor.

— Seni korumaktan kendimi kaybettim!

— Ve sen… artık bana güvenmiyorsun.

— Güveniyorum! diye bağırdım, ama sesim kırıldı.

— Sadece… korkuyorum.

— Ben de! Ben de korkuyorum, Cemre!

Ellerini yüzüne bastırdı.

— Seni kaybetmekten öyle çok korkuyorum ki… nefes alamıyorum!

Bir adım daha attım.

— O zaman bırakma beni…

Gözleri dolu dolu bana baktı.

— Bırakmak istemem.

— Ama… artık yapamıyorum.

Sanki dünyam çöktü.

— Ne demek istiyorsun? dedim, sesim titreyerek.

Ahmet gözlerini yere indirdi.

— Senden vazgeçiyorum, Cemre…

Bir an nefesim tamamen durdu.

— Vaz mı geçiyorsun?..

— Evet… dedi kısık bir sesle.

— Bu ilişki beni bitiriyor. Her şey seni korumak üzerine. Ben… ben artık kendimi kaybettim.

Gözyaşlarım kontrolsüzce aktı.

— Bu bir öfke anı—

— Hayır! diye bağırdı.

— Bu öfke değil. Bu gerçek. Yoruldum. Tükendim.

Ben konuşamadım. Sesim hiç çıkmadı.

— Ahmet… lütfen…

— Bitti, Cemre… dedi gözlerini kapatarak.

— Biz… bitti.

Kalbimde fiziksel bir acı hissettim. Dizlerim titredi.

Ahmet ayağa kalktı. Kan çeken, soğuk bir sessizlik üzerime çöktü.

Çıkarken… omzuma bile bakmadı.

Kapı kapanırken, içimdeki her şey kırıldı.

Tam o anda ekranlar kendi kendine açıldı.

Ege’nin sesi karanlığı kesti:

“Gece 2’de aldım onları. Çünkü yalnız kalmanı istedim, Cemre.”

Ahmet duraksadı ama arkasını dönmedi.

Ege’nin sesi daha da karanlıktı:

“Artık senin kurallarınla oynayacağız.”

Ekran karardı.

Ahmet kapının yanında durdu, bana bakmadan fısıldadı:

— Onları sen kurtarırsın… benden kurtaramadığın gibi.

Ve kapı ikinci kez kapandı.

Bu sefer daha sert.

Bu sefer gerçekten bitmişti.

O gece…

Eftel’i kaybettim.

Emirhan’ı kaybettim.

Ama onlardan önce…

Ahmet’i kaybettim.

Ve Ege’nin istediği tam olarak buydu.

Yalnızlığım üstüme ağır bir gölge gibi çökerken tek bir cümle geçti aklımdan:

“Bu savaş kalbimden başladı… kalbimle mi bitecek?”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.