İçeriğe geç

AŞK-I NEMNU-1

Bölüm 19 · 2 dk okuma

AŞK-I NEMNU-1

Bölüm 19

KIVILCIMIN SAHİBİ

(Ege’nin anlatımıyla)

Yağmurun kokusu hâlâ üzerimdeydi.

Şehrin sokakları ıslaktı, ama içimde yanmaya devam eden şey ne sudan ne de soğuktan etkileniyordu.

Cemre’yi gördüğüm an, her şey geri döndü.

O bakış.

O sakin ama içinde fırtınalar taşıyan gözler.

Zaman bir anlığına durdu, sanki geçmişte kaldığımız yerden devam ettik.

Ama bu kez farklıydı.

Onlar artık yalnız değildi.

Ben de değilim.

Cemre’nin sesindeki titreşimi duydum, kelimeleri dikkatle dinledim.

Sadece bir yüzleşme değil, bir plan kokusu vardı havada.

Ve ben planlara alışkınım.

Benim hayatım, başkalarının oyunlarını çözmekle geçti.

Kafeden çıktığında onu izledim.

O ve Ahmet… aynı yöne baktılar, aynı anda.

Koordineliydiler.

Bu, tek başına gelmediğinin kanıtıydı.

Ama fark etmedikleri bir şey vardı: bu oyunun sahnesini ben kurmuştum.

Onlar sadece rollerini oynuyorlardı.

Ceketimin cebinden küçük cihazı çıkardım.

Bir tuşla iletişimlerini kestim, bir tuşla geri verdim.

Görünürde sadece “bağlantı koptu” sandılar.

Ama o arada, ben çoktan içeri sızmıştım.

Phoenix’in ağlarına.

Onların zihinlerine.

Cemre uzaklaşırken yüzü dönüktü ama bakışlarında hâlâ o eski ışık vardı.

Ben o ışığı söndürmedim.

Hiçbir zaman da istemedim.

Ama ışığın nereye yandığını, kime ait olduğunu artık ben belirleyeceğim.

Bir binanın gölgesine çekildim.

Arabamın yanına döndüm, camlardaki yansımada kendi yüzüme baktım.

Göz altlarım mor, ellerim titrek ama zihnim keskin.

Bu şehir beni unuttu sandılar.

Ben sadece bekledim.

Şimdi ise zamanı geldi.

Telefonumun ekranı yandı.

Kod adları, şifreli dosyalar, eski raporlar birer birer açıldı.

Phoenix’in bütün kayıtları önümdeydi.

Bir zamanlar parçası olduğum o ekip…

Artık benim hedefimdi.

Ama bu bir intikam değil.

Bu bir uyarı.

Onlara göstereceğim:

Ne kadar güçlü olduklarını sandıklarında, aslında ne kadar savunmasız olduklarını.

Bir dosyayı açtım:

Cemre_17_OperasyonKayıtları.mp4

Ekrandaki görüntü eskiydi.

O günkü haliyle, bir görev sonrası kameralara yakalanmış o gülüşü.

Bir an elim titredi.

O anı kapatmak istedim ama yapamadım.

Çünkü ne kadar kızgın olursam olayım, hâlâ bir şey beni geri çekiyordu.

İntikamla sevgi arasındaki çizgi… artık yoktu.

İçimde birbirine karışmış iki ses konuşuyordu:

Biri “onları yok et” diyordu.

Diğeri ise fısıldıyordu: “Onları koru… ama bunu onların bilmediği bir şekilde yap.”

Belki de ben bile neyi hedeflediğimi bilmiyordum.

Ama artık geri dönülmezdi.

Telefonuma yeni bir bildirim düştü:

“Kamera Erişimi: Başarılı.”

Evin içindeydiler.

Ahmet güvenlik kameralarını kontrol ediyordu.

Ama ben de onu izliyordum.

Kameradan geçen o anlık görüntüde Cemre’nin yüzünü gördüm.

Yorgun ama kararlıydı.

Bir plan yapıyorlardı.

Ben sessizce izledim.

Sonra, yavaşça gülümsedim.

— Evet, dedim kendi kendime. — Artık siz de oyunun içindesiniz.

Monitörün yanına küçük bir not bıraktım.

Bir zamanlar Cemre’nin bana söylediği o cümleyi yazdım:

“Her şey bir kıvılcımla başlar.”

Bu kez kıvılcımı ben yakacaktım.

Ama o alev, kimi yakar, kimi ısıtır…

Onu sadece zaman gösterecek.

Ekranları kapattım.

Karanlığa karıştım.

Şehrin ışıkları uzakta yanıp sönüyordu, tıpkı o geceki gibi.

Ve içimden sadece bir cümle geçti:

“Phoenix yeniden doğacak… ama bu kez küllerinden değil, benim gölgemden.”
Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.