İçeriğe geç

AŞK-I NEMNU (İYİLEŞMEK SANDIĞIMIZ GÜNLER)-4

Bölüm 6 · 2 dk okuma

AŞK-I NEMNU (İYİLEŞMEK SANDIĞIMIZ GÜNLER)-4

Bölüm 6

YOĞUN BAKIM

(Ahmet’in anlatımıyla)

Tuvaletten çıktığımda elimi hâlâ hissediyordum. Ama bu his acı değildi artık. Boşluktu. Sanki elim bana ait değilmiş gibi. Parmaklarımın arasındaki kesik derindi. Suya tuttuğumda bile kapanmıyordu, aksine daha da açılıyordu gibi hissediyordum. Bir an durdum. Aynaya bakmadım. Bakarsam kendimle yüzleşecektim. Ve ben bundan kaçıyordum. Koridora çıktım. Hastanenin ışıkları gözümü rahatsız etti. Her şey fazla gerçekti. Acil kapısı…Oradaydı. Ve herkes oradaydı. Eftel kapının yanında oturuyordu. Dizlerini kendine çekmişti. Gözleri şişmişti. Ağlamaktan bitmişti. Sadece boş boş bakıyordu. Yanında Emirhan vardı. Bir eli Eftel’in omzundaydı. Ama o bile sabit duramıyordu. Biraz ileride… Furkan ve Cemre oturuyordu. Furkan öne eğilmişti.

“Hiçbir şey demiyor…” diye fısıldadı.

Cemre cevap vermedi. Gözlerini yerden kaldırmadı. Adım attım. Bir tane. Sonra durdum. İçim gitmek istiyordu ama bedenim gitmiyordu. Ve Eftel beni gördü.

“Ahmet…” dedi kısık sesle.

Ayağa kalkmaya çalıştı. Emirhan tuttu.

“Dur…” dedi Emirhan.

Ama Eftel gözünü benden ayırmadı.

“Eline ne oldu senin?” dedi.

Bakamadım.

“Önemli değil.” dedim.

Ama sesim titredi. Emirhan sertleşti:

“Nasıl önemli değil Ahmet? Kanıyorsun.”

“Şu an bunu mu konuşacağız?” dedim istemsiz.

Sesim yükseldi. Ama kırık yükseldi. Cemre ilk kez baktı. Ama yumuşak değildi. Direktti.

“Git tedavi ol.” dedi.

Kısa. Net. Ama uzak. O cümle… Beni olduğu yere sabitledi. Ve o an… Acil kapısı açıldı. Bir doktor çıktı. Hızlıydı. Ama yüzü ağırdı.

“Adem…”

Durdu. Herkes sustu.

“Durumu stabil değil.”

“Yoğun bakıma alıyoruz.”

“Hayati risk devam ediyor.”

Eftel bir anda patladı.

“Ne demek hayati risk?!” diye bağırdı.

Koşmak istedi. Emirhan tuttu.

“Eftel dur!” dedi.

“İçeri giremezsin!”

“Bırak beni!” diye çığlık attı Eftel.

“Siz içeride ne yapıyorsunuz?!”

Sesi koridorda yankılandı. Cemre ayağa kalktı. Bana döndü.

“Bu senin yüzünden.” dedi.

Bir saniye bile düşünmedi.

“Ne?” dedim kısık sesle.

Cemre bir adım attı.

“Sen tek başına gittin.”

“Bize söylemedin.”

“Bizi dışarıda bıraktın.”

“Adem oradaysa…”

Sustu. Sonra daha sert:

“…sebebi sensin Ahmet.”

Elimi yumdum. Ama acı elden değil, içeridendi.

“Cemre…” dedim.

“Bunu şimdi bana mı diyorsun?”

“Evet.” dedi.

Hiç tereddüt etmedi.

“Şimdi.”

Emirhan araya girdi:

“Cemre yeter.”

Ama Cemre ona bile bakmadı.

“Sen de biliyorsun Emirhan.” dedi.

“Sadece söylemiyorsun.”

Furkan başını kaldırdı.

“Bu tartışmanın anlamı yok.” dedi.

Ama sesi sert değildi. Yorgundu.

“Hepimiz hata yaptık.”

Eftel hâlâ ağlıyordu.

“Adem…” diyordu sadece.

“Adem…”

Emirhan onu tutuyordu.

“Buradayız.” diyordu sürekli.

Ama kendine de inanmıyordu. Cemre tekrar bana döndü.

“Konuş.” dedi.

“Bir şey söyle.”

Ağzımı açtım. Ama ses çıkmadı.

“Bak…” dedi Cemre.

“Hiçbir şey diyemiyorsun.”

“Çünkü haklıyım.”

Gözlerimi kapattım. Çünkü bakarsam… Her şey dağılacaktı.

“Zaten…” dedi Cemre daha kısık.

“Bizi sildin sen.”

O an… Koridor tamamen sessizleşti. Eftel ağlıyordu. Emirhan onun yanındaydı. Furkan yerdeydi. Cemre ayaktaydı ama çok uzaktı. Ben ise… Yerdeydim. Ama asıl sorun Düştüğümü fark eden kimse yoktu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.