İçeriğe geç

AŞK-I NEMNU(KADERİN İNTİKAMI)-2

Bölüm 47 · 4 dk okuma

AŞK-I NEMNU(KADERİN İNTİKAMI)-2

Bölüm 47

YOK OLAN AŞK

Ders bittiğinde zil çaldı ama sınıftan çıkan kimse rahatlamış görünmüyordu. Koridora yayılan sesler vardı ama bizim olduğumuz yerde tuhaf bir sakinlik duruyordu.

Teneffüste pencere kenarına doğru yürüdük. Ben, Eftel, Damla ve Elif… Dört kişi, aynı sıraya yaslandık. Camdan bahçeye bakıyorduk. Hava aydınlıktı ama içimizde hâlâ sabahın ağırlığı vardı.

Damla sessizliği bozdu.

— Bugün herkesin siniri üstünde, dedi.

— Ama siz iyi durdunuz.

Elif omzunu Eftel’e yasladı.

— Kimseye boyun eğmediniz.

— Bu önemli.

Eftel nefes verdi.

— Yoruldum sadece, dedi.

— Sürekli açıklamak zorunda kalmaktan.

Ben başımı salladım.

— Aynı şey, dedim.

— Susunca suçlu, konuşunca sorunlu oluyorsun.

Tam o anda koridorun öbür ucundan sert adımlar geldi. Seslerinden tanıdım. Adem ve Ahmet yaklaşıyordu. İkisinin de yüzü asıktı; duruşları gerilim taşıyordu.

Adem durdu. Gözlerini Eftel’e dikti.

— Siz ne halt ettiniz? dedi yüksek sesle.

Koridordaki birkaç kişi dönüp baktı.

Ahmet de yanındaydı.

— Sınıfta olay çıkmış, dedi.

— Tokat, bağırış… Herkes konuşuyor.

Damla hemen araya girmek istedi ama Elif kolundan tuttu. İkisi geri çekildi. Belli ki bu kez bizim konuşmamız gerekiyordu.

Ben bir adım öne çıktım.

— Olan oldu, dedim net.

— Kimseye hesap vermek zorunda değiliz.

Adem bana bile bakmadan Eftel’e döndü.

— Sana söylüyorum, dedi.

— Ben yokken neler oluyor böyle?

Eftel dik durdu.

— Benim başıma gelenleri bana bağırarak çözemezsin.

— Çözmeye çalışıyorum! diye bağırdı Adem.

— Ama sen sürekli olayın ortasındasın!

Bu söz Eftel’in yüzünü sertleştirdi.

— Olayın ortasında değilim, dedi.

— Olay bana geliyor.

Ahmet araya girdi.

— Biraz sakin konuşun.

— Hayır! dedi Adem.

— Hep sakin oluyorum da ne oluyor?

Sesini daha da yükseltti.

— Herkes senin hakkında konuşuyor, farkında mısın?!

— Ben bununla uğraşmak zorunda mıyım?

Eftel’in elleri titredi ama sesi titremedi.

— Benim yaşadıklarımla sen uğraşmak zorunda değilsin, dedi.

— Zaten istemiyorum.

Adem bir adım daha yaklaştı.

— O zaman niye hâlâ buradasın?!

— Çünkü burası okul, dedi Eftel.

— Senin kontrol alanın değil.

Koridor tamamen sessizleşmişti. Damla ve Elif birkaç adım ötede duruyor, gözleri endişeyle üzerimizdeydi ama karışmıyorlardı.

Ben Adem’e döndüm.

— Bağırarak haklı çıkmıyorsun, dedim.

— Sadece daha çok kırıyorsun.

— Sen karışma! diye tersledi Adem.

Tam o anda arkamızdan tanıdık bir ses geldi.

— Hayır, dedi sakin ama sert bir tonla.

— Karışır.

Emirhan yanımıza gelmişti. Yanında Furkan vardı. Emirhan’ın yüzü karanlıktı; bu, onun sabrının bittiği anlardan biriydi.

Emirhan doğrudan Adem’e baktı.

— Sesini indir, dedi.

— O benim kardeşim.

Adem bir an duraksadı.

— Biz kendi aramızda konuşuyoruz.

— Hayır, dedi Emirhan.

— Sen benim kardeşime bağırıyorsun.

— Buna izin vermem.

Bir adım yaklaştı.

— Kim olursan ol, dedi.

— Kız kardeşime böyle davranamazsın.

Furkan da yanımıza geçti.

— Burada kimse yalnız değil, dedi.

— Hele ki haksız yere suçlanıyorsa.

Ahmet başını eğdi.

— Adem, yeter.

Emirhan gözünü Eftel’den ayırmadan konuştu.

— Bir sorun varsa, sakin konuşulur.

— Bağırarak, ezerek değil.

Eftel’in omuzları ilk kez gevşedi. Emirhan’ın varlığı koridorun havasını değiştirmişti.

Adem bir şey söylemedi. Dişlerini sıktı, sonra başını çevirdi.

— Hadi gidelim, dedi Ahmet’e.

İkisi birlikte uzaklaştı.

Bir süre kimse konuşmadı.

Damla yanımıza geldi.

— İyi ki sustunuz, dedi Eftel’e.

— Güç buydu.

Elif başını salladı.

— Ve yalnız değildiniz.

Furkan hafifçe gülümsedi.

— Bundan sonra da olmayacaksınız.

Eftel derin bir nefes aldı. Bana baktı.

— İlk kez… dedi.

— Birinin beni gerçekten koruduğunu hissettim.

Ben başımı salladım.

— Çünkü artık doğru yerde duruyoruz.

Teneffüs bitmek üzereydi.

Ama bazı şeyler…

İlk kez yerli yerine oturmuştu.

Tam o anda arkamızdan yeniden ayak sesleri geldi.

Bu kez sadece Ahmet geri dönmüştü.

Doğrudan bana baktı.

— Sen de kendini aklamaya çalışma, dedi.

— Olan bitende senin de payın var.

Kalbim hızlandı.

— Ne demek istiyorsun? dedim.

— Her olayda sen varsın, dedi.

— Ortam geriliyor, insanlar bağırıyor…

— Sonra herkes suçlu, bir tek sen haklı.

Boğazım düğümlendi.

— Ben kimseyi bağırmaya zorlamadım, dedim.

— Sadece susmadım.

Ahmet acı bir gülümsemeyle baktı.

— İşte sorun da bu zaten, dedi.

— Hiç susmuyorsun.

Sesim titremeye başladı.

— Ben seni savundum, dedim.

— Herkes sana yüklenirken ben yanında durdum.

Ahmet gözlerimin içine baktı.

— Kimse senden bunu istemedi.

O an kalbimde bir şey koptu.

— Yani yük müydüm? dedim kısık bir sesle.

Ahmet tereddüt etmeden devam etti.

— Açık olayım mı?

— Seninle olmak beni yordu.

— Sürekli sorun, sürekli drama…

Gözlerim doldu. Tutamadım. Ağlamaya başladım.

Furkan hemen önüme geçti.

— Yeter, dedi Ahmet’e sertçe.

— Gerçekten yeter.

Ahmet ona döndü.

— Sana ne?

— Bana çok şey, dedi Furkan.

— Çünkü şu an birinin kalbini bile bile kırıyorsun.

Ahmet son kez baktı bana.

— Belki de, dedi,

— seninle olmak en başından hataydı.

İşte o an…

içimde ne varsa boşaldı.

Başımı kaldırdım. Gözlerim yaşlıydı ama sesim netti.

— Sana aşık olduğum o günlere lanet olsun.

Koridor sessizleşti.

Bir saniye bile beklemedim. Arkamı döndüm ve tuvalete doğru yürüdüm. Kapıyı kapattığımda dışarıdaki herkes sustu.

Ama içimdeki kırık…

benimle kaldı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.