İçeriğe geç

AŞK-I NEMNU(KADERİN İNTİKAMI)-2

Bölüm 48 · 2 dk okuma

AŞK-I NEMNU(KADERİN İNTİKAMI)-2

Bölüm 48

İSPİYONCULUK

Kapıyı kapattığım anda sesler dışarıda kaldı.

Sanki dünya bir anda sustu.

Aynaya baktım. Gözlerim kıpkırmızıydı.

Ellerimi lavaboya dayadım ama titremeyi durduramadım.

Nefes almak bile zordu.

Kapı aralandı.

Eftel içeri girdi.

Hiçbir şey söylemeden yanıma geldi, omzunu bana yasladı.

— Ağlayabilirsin, dedi fısıltıyla.

— Burada kimse güçlü olmak zorunda değil.

O an tutunduğum son şey de koptu.

Gözyaşlarım hızlandı. Başımı omzuna gömdüm.

— Çok canımı yaktı, dedim.

— Bunu hak etmedim.

Eftel’in sesi netti. Kararlıydı.

— Etmedin.

— Hiçbirimiz etmedik.

Bu kez kapı tamamen açıldı.

Furkan.

İçeri girdi, kapıyı kapattı. Bir an durdu.

Sonra sakin ama ciddi bir sesle konuştu.

— Eftel, dedi.

— Sen sınıfa geç.

— Cemre’yle konuşacağım.

Eftel bana baktı. Gözleri endişeliydi.

— Yalnız kalmak istemiyorum, dedim.

Furkan hemen karşılık verdi.

— Yalnız değilsin.

— Söz.

Eftel başını salladı.

— Çıkıyorum, dedi.

— Ama buradayım.

Kapı kapandı.

Furkan lavabonun kenarına yaslandı. Bana bakmadı.

Bu iyi hissettirdi.

— Cemre, dedi.

— Ahmet’le ilgili bir şey bilmeni istiyorum.

Başımı kaldırdım.

— Seni bilerek kırmadı.

— Ama bu, kırılmadığın anlamına gelmiyor.

Bir an sustu.

— Çok yoruldu.

— Evde yaşananlar, üst üste gelen olaylar…

— Mental olarak gerçekten çöktü.

Derin bir nefes aldı.

— Bunun farkında.

— Şu an savunmada olduğu için saldırıyor.

— Ama hatasını anlayacak.

Sesim titredi.

— Peki ben?

— Ben ne olacağım?

Furkan ilk kez gözlerimin içine baktı.

— Sen doğruydun.

— Sadece yanlış yerde, yanlış insana denk geldin.

— Ve bu senin suçun değil.

Göğsümdeki ağırlık biraz hafifledi.

— Teşekkür ederim, dedim.

— Gerçekten.

Furkan kapıyı işaret etti.

— Hadi.

— Derse geçelim.

(Eftel'in anlatımıyla)

Sınıfa girdiğimde herkes yerindeydi.

Ben değildim.

Yerime oturdum. Kalbim hâlâ hızlı atıyordu.

Damla bana doğru eğildi. Avucuma küçük bir kâğıt bıraktı.

“Cemre nasıl?”

Kalemi çıkardım, hiç düşünmeden yazdım:

“İyi değil.

Çok kırıldı.”

Kâğıdı geri verdim.

Damla, Elif’le birlikte okudu.

İkisinin de yüzü düştü. Bana baktılar.

Sadece başımı salladım.

Ama arka sıradan biri ayağa kalktı.

Ege.

— Hocam, dedi.

— Eftel’le Damla ders sırasında kâğıtlaşıyor.

Sınıf bir anda sessizleşti.

Damla döndü.

— Ne alakan var senin?! dedi.

Ama Ege durmadı.

— Sürekli yapıyorlar.

— O yüzden olaylar büyüyor zaten.

O an kapı sertçe açıldı.

Emirhan.

Bakışı doğrudan Ege’ye kilitlendi.

— Demek sebep bu, dedi.

— Kâğıtlaşmak ha?

— Senin derdin gerçekten bu mu?

Ege alaycı güldü.

— Kurallar var.

Emirhan bir adım attı.

— Kuralları sen mi hatırlatıyorsun?

— İspiyonculuk da kural mı?

Ege ayağa kalktı.

— Sana ne?!

Emirhan yakasına yapıştı.

— Cemre kırılmışken senin tek derdin bu mu?!

Sandalyeler devrildi. Sınıf karıştı.

— Yeter! diye bağırdım.

Ama Emirhan kopmuştu artık.

— Hepiniz susuyorsunuz! dedi.

— Ama biri konuşunca hedef alıyorsunuz!

Öğretmen araya girdi, ikisini ayırdı.

Ege geri çekildi.

Ama bakışı hâlâ zehir gibiydi.

Emirhan tek bir cümle söyledi:

— Kimse Cemre’yi daha fazla incitemez.

Ve o an anladım:

Bazen

bir kâğıt,

bir ispiyon,

bir cümle…

Her şeyi açığa çıkarır.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.