İçeriğe geç

AŞK-I NEMNU(KADERİN İNTİKAMI)-2

Bölüm 46 · 2 dk okuma

AŞK-I NEMNU(KADERİN İNTİKAMI)-2

Bölüm 46

OLAY

Okula Eftel’le her zamankinden erken geldik. Bahçede sadece birkaç öğrenci vardı. Hava griydi; ne yağmur yağıyordu ne de güneş kendini göstermeye niyetliydi. Arada kalmış bir sabah… Tıpkı içimiz gibi.

Koridorlardan geçerken ayak seslerimiz boşlukta yankılandı. Kimse konuşmuyordu. Eftel’in omuzları düşüktü ama adımları kararlıydı. Ben çantamın askısını biraz daha sıktım. Sanki gevşetirsem her şey dağılacak, içimde tutmaya çalıştığım her şey yere dökülecek gibiydi.

Sınıfa girdiğimizde içeride sadece Damla ve Elif vardı. Cam kenarındaki sıraya yayılmışlardı. Bizi görür görmez doğruldular.

Damla gözlerini kısıp bizi baştan aşağı süzdü.

— Sırtlarınız niye bu kadar asık? dedi.

— İkiniz de gece hiç uyumamış gibisiniz.

Elif bakışlarını Eftel’e çevirdi.

— Bir şey olmuş belli, dedi.

— Anlatın.

Eftel çantasını yavaşça sıraya bıraktı ama oturmadı. Bir an durdu.

— Dün akşam… dedi.

Sesi yarıda kaldı.

— Her şey üst üste geldi.

Sözü ben aldım. Kısa ama net anlattım. Evdeki gerilimi, yükselen sesleri, kimsenin kavga istemediği hâlde nasıl yine kavganın tam ortasında kaldığımızı. Bitirdiğimde sınıf daha da sessizleşmişti.

Damla derin bir nefes verdi.

— Yani yine aynı hikâye, dedi.

— Sahiplenme adı altında huzursuzluk.

Elif dişlerini sıktı.

— Buna artık bir dur demek lazım.

Tam o anda kapı açıldı.

Önce Ege girdi. Ardından Emir. En arkadan Göktuğ… Sınıfa girerkenki rahatlığı, etrafı süzüşü bile insanın içini geriyordu. Gözleri bize takıldığında dudağının kenarı hafifçe yukarı kıvrıldı.

— Oo, dedi alaycı bir sesle.

— Bugün hava ağır…

Bakışlarını Eftel’e sabitledi.

— Özellikle senin üstünde.

Sınıfın içi bir anda soğudu.

Eftel başını kaldırdı.

— Ne demek istiyorsun? dedi.

Sesi sakin ama sertti.

Göktuğ bir adım yaklaştı. Sesini bilerek düşürdü ama herkes duydu.

— Böyle sessiz, böyle üzgün hâller…

— İnsan yanlış şeyler düşünür.

Bir saniye durdu. Gözlerini Eftel’in üzerinde gezdirdi.

— Kendini bu kadar ortaya koymasan iyi olur.

Mideme yumruk yemiş gibi oldum.

— Ne diyorsun sen?! dedim.

— Haddini bil!

Damla anında Eftel’in yanına geçti.

— Bu söylediğin çok çirkin, dedi.

— Burada böyle konuşamazsın.

Göktuğ omuz silkti.

— Alınganlık yapmayın.

— Laf işte.

Elif bir süredir susuyordu. Yüzü bembeyazdı. Bir adım attı. Sonra bir adım daha. Göktuğ’un tam karşısına geçti.

— Sen, dedi.

— Kimseye böyle bakamazsın.

— Böyle konuşamazsın.

Göktuğ güldü.

— Ne yapacaksın?

Şak.

Tokat sesi sınıfta yankılandı. Net, sert ve tartışmasızdı. Göktuğ’un başı yana savruldu. Bir an ne olduğunu anlamadı. Eli yanağına gitti.

Sınıf buz kesti.

— Bir daha, dedi Elif titremeyen bir sesle,

— kimsenin sınırını aşarsan…

— karşında beni bulursun.

Ege araya girdi.

— Elif, yeter… olay büyümesin.

— Olayı o başlattı, dedi Damla.

— Ve biz susmayacağız.

Eftel’in yanındaydım. Elimi koluna koydum.

— Yalnız değilsin, dedim.

— Asla.

Göktuğ bir şey söylemedi. Sadece ters ters baktı, sonra yerine geçti. Emir gözlerini kaçırdı. Ege bile sessizdi.

Zil çaldı. Öğretmen gelmeden önce kimse konuşmadı.

Eftel derin bir nefes aldı. Bana baktı. Sonra Damla’ya, Elif’e.

— İyi ki varsınız, dedi.

Sırama oturdum. Defterimi açtım ama bu sefer matematik değildi aklımdaki.

Bugün ilk defa şunu hissetmiştim:

Birisi sınırımızı geçtiğinde…

yalnız kalmıyorduk.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.